<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811</id><updated>2012-01-16T22:24:59.511+02:00</updated><title type='text'>Esenyurt bilgi, haber, iletişim ve eylem Kolektifi</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>140</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4936354645772933383</id><published>2011-05-03T09:33:00.001+03:00</published><updated>2011-05-03T09:39:28.590+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/-yBUmLhJ5UOY/Tb-h2LNb4fI/AAAAAAAAAWc/paN6S58DR6g/s1600/esenyurt%2Bse%25C3%25A7im.bmp"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 351px; height: 532px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-yBUmLhJ5UOY/Tb-h2LNb4fI/AAAAAAAAAWc/paN6S58DR6g/s400/esenyurt%2Bse%25C3%25A7im.bmp" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602374413566337522" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4936354645772933383?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4936354645772933383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4936354645772933383' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4936354645772933383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4936354645772933383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2011/05/blog-post.html' title=''/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-yBUmLhJ5UOY/Tb-h2LNb4fI/AAAAAAAAAWc/paN6S58DR6g/s72-c/esenyurt%2Bse%25C3%25A7im.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2000766510754576531</id><published>2010-07-19T14:29:00.003+03:00</published><updated>2010-07-19T14:48:28.282+03:00</updated><title type='text'>Esenyurt Kültür Festivali Yapılmayacak</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TEQ3_Qn6GGI/AAAAAAAAAV4/e8VXj7B1Mr4/s1600/aaaa(1).jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495579005232486498" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TEQ3_Qn6GGI/AAAAAAAAAV4/e8VXj7B1Mr4/s400/aaaa(1).jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esenyurt'da geçen yıl 30 İl Derneği bir araya gelerek 30 gün süre ile yaptıkları Kültür Festivali İl Dernekler Birliği ile Esenyurt Belediyesi arasında yer konusunda anlaşma sağlanamadığı için bu yıl yapılmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İl Dernekler Birliği Yürütme Kurulu Birlik Başkanı Tuncer Dağ’ın Başkanlığında bir araya gelerek Festival Belediyenin engeline takıldığını ve Festivalin yapılmayacağını açıkladılar. Esenyurt İl Dernekler Birliği Yürütme Kurulunun açıklaması Basın Sözcüsü Erzincan Dernek Başkanı Yaşar Gül tarafından yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DERNEKLER CUMHURİYET MEYDANI, BELEDİYE GAZİLER PARKI DEDİ&lt;br /&gt;Esenyurt İl Dernekler Birliği yapmış olduğu yazılı açıklamada Belediye önce Cumhuriyet Meydanı sonra karar değiştirerek Gaziler Parkı dediğinde çelişki ortaya çıkmıştır diyerek yaptığı açıklamada “Bizler İl Dernekleri Birliği olarak bu yıl ikincisini yapmayı planladığımız Esenyurt İl Dernekleri Kültür Festivalı ile ilgili olarak Mayıs ayı içerisinde belediye birimleri ile istişare edilerek 3 Temmuz – 6 Ağustos günleri arasında Festivalin yapılması yönünde teyit edilmiş ve Derneklerimiz tarafında kura ile günler belirlenerek Belediye’ye bildirilmiştir Dernekler Birliğimiz tarafından Mayıs ayından bu yana talep edilen görüşme randevuları belediye tarafında cevap verilmemiştir. Belediye yetkilileri tarafında Festivalin Cumhuriyet Meydanında yapılmaması ve Gaziler Parkında yapılması talebi iletilmiş ve Dernekler Birliğimiz tarafında yapılan toplantıda Cumhuriyet Meydanında yapılması gerektiğine oy birliği ile karar verilmiştir. Dernekler Birliğimiz tarafından yazılı olarak talep edilmesine rağmen yazılı cevap verilmemiş sözlü olarak gerekçe bildirilmeden Cumhuriyet Meydanında Festivalin yapılmaması gerektiğini bildirmişlerdir” denildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YÜRÜTME KURULUNA MUDAHALE KABUL EDİLEMEZ&lt;br /&gt;Esenyurt İl Dernekler Birliği Esenyurt Belediyesinin İl Dernekler Birliğinin Yürütme Kurulunu yeniden oluşturmak istediğini belirterek Belediyenin İçişlerimize ve yönetimimize karışma hakkı bulunmamaktadır. denilerek “İstanbul’da birçok ilçede yapılan bu tür etkinliklerin Esenyurt Cumhuriyet Meydanında yapılmasına izin verilmemesinin gerekçesini anlayamadığımız gibi ilgili birimler tarafında İl Dernekler Birliğinin Yürütme Kurulunun yeniden şekillenmesinin ön şart olarak talep etmeleri Sivil Toplum Örgütlerinin yapılanmasına bir müdahale olarak değerlendirmekteyiz. İl Derneklerimiz olarak Sivil Toplum Örgütü olmanın bilinci ile hiçbir siyasi parti ve kurumun talimatları doğrultusunda hareket etmeyeceğimizi ve Esenyurt’da var olan bu birlikteliğin bozulmadan devam edeceğini ayrıca bu birlik ve beraberliğe engel olmaya çalışan, dağıtmaya çalışan hareketleri kınadığımızı Esenyurt Kamuoyuna bildiririz” denildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt İl Dernekler Birliği açıklamasında “Esenyurt Kültür Festivalinin yapılması için Mayıs ayından bu yana çalışmalarını yürüttüklerini fakat Belediye tarafında devamlı oyalandıklarını ve ön şartlı olarak Gaziler Parkını önermeleri ayrıca yapmış olduğumuz yazılı müracaata rağmen yazılı olarak cevap verme gereği bile duymadan, festivali yapmamak için gayret gösteren Esenyurt Belediyesidir. Belediye defalarca yapmış olduğumuz çağrılara ve görüşme taleplerine cevap vermemiştir. Esenyurt’da kurulu bulunan İl Dernekler Birliğimiz ile Esenyurt Belediyesi arasında diyalog kurulamadığında ve Esenyurt Belediyesinin Cumhuriyet Meydanında Festivalin yapılmasına izin vermeğinden dolayı bu yıl ikincisi yapılması planlanan Esenyurt Kültür Festivali yapılmayacaktır” denildi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2000766510754576531?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2000766510754576531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2000766510754576531' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2000766510754576531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2000766510754576531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/07/esenyurt-kultur-festivali-yaplmayacak.html' title='Esenyurt Kültür Festivali Yapılmayacak'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TEQ3_Qn6GGI/AAAAAAAAAV4/e8VXj7B1Mr4/s72-c/aaaa(1).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-174700220682979610</id><published>2010-07-19T13:54:00.004+03:00</published><updated>2010-07-19T14:28:46.243+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TEQx0CF0z4I/AAAAAAAAAVw/wLv8JQugmIY/s1600/fest.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495572215283109762" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TEQx0CF0z4I/AAAAAAAAAVw/wLv8JQugmIY/s400/fest.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Günlerdir emek verilerek hazırlanılan İncirtepe 1. kurulış yılı etkinliği yapıldı. mahalleden işçiler, ev kadınları, yaşlılar gençler hep birlikte üretimlerini paylaştılar. birlik ve beraberlik içinde coşkulu bir biçimde geçti. kurumlarında katılımıyla festival dayanışma içinde geçti.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TEQxvNh_0iI/AAAAAAAAAVo/gMjCpNg5ffI/s1600/pknk.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5495572132454715938" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TEQxvNh_0iI/AAAAAAAAAVo/gMjCpNg5ffI/s400/pknk.bmp" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-174700220682979610?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/174700220682979610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=174700220682979610' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/174700220682979610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/174700220682979610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/07/blog-post_19.html' title=''/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TEQx0CF0z4I/AAAAAAAAAVw/wLv8JQugmIY/s72-c/fest.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4719217574405716504</id><published>2010-07-13T17:40:00.003+03:00</published><updated>2010-07-13T17:53:45.938+03:00</updated><title type='text'>Son Umut</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDx90_gxKhI/AAAAAAAAAVQ/BTfjSN9kPzc/s1600/snumt2.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 300px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493403994840705554" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDx90_gxKhI/AAAAAAAAAVQ/BTfjSN9kPzc/s400/snumt2.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gölge Kültür Merkezi oyuncuları, Selda Özen (yöneten) ve Özkan Ayalp(yönetmen) yönetmenliğini yaptığı SON UMUT adlı oyunu Barış Manço Kültür Merkezinde sahne aldı. Oyunun konusu çevre ve doğadır. Ormanların çıkar için yakılıp kesilmesi, erezyonların ve doğa olaylarının insanlar üzerindeki etkisi anlatılmıştır. insanların orman bir kenara küçücük bir kamışa muhtaç kalacağı vurgulanmıştır . oyunun 1.perdesi gülmekten kırıp geçirmiştir. ikinci perdesi ise insanlığın gerçeğini yüzümüze bir tokat gibi vurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDx9duBoNpI/AAAAAAAAAVI/P8qF52OWLRQ/s1600/snumt1.bmp"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493403595009701522" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDx9duBoNpI/AAAAAAAAAVI/P8qF52OWLRQ/s400/snumt1.bmp" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4719217574405716504?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4719217574405716504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4719217574405716504' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4719217574405716504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4719217574405716504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/07/son-umut.html' title='Son Umut'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDx90_gxKhI/AAAAAAAAAVQ/BTfjSN9kPzc/s72-c/snumt2.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4318947299558353987</id><published>2010-07-13T15:04:00.008+03:00</published><updated>2010-07-13T16:06:36.421+03:00</updated><title type='text'>Esenyurt Halkevi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDxaQsNFdkI/AAAAAAAAAVA/tP90aZ3irak/s1600/esenyurt-halkevi-acildi-18.jpg"&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDxWpT10KRI/AAAAAAAAAUw/yCRuZ2NRUnQ/s1600/esenyurt-halkevi-acildi-180.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493360913185777938" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDxWpT10KRI/AAAAAAAAAUw/yCRuZ2NRUnQ/s400/esenyurt-halkevi-acildi-180.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;esenyurt halkevi yapılan etkinlikle açılışı yapıldı. açılışa halkevleri genel başkanı ilknur birolda katıldı konuşma yaptı. Halkevleri film atölyesinin hazırladığı Halkevini tanıtan film izlendi. ilknur birol örgütlenmenin önemine değinerek halkevinin bunun için herkese açık bir yer olduğunu söyledi. daha sonra katılımcılar söz aldılar fikirlerini söylediler. Kollektifçiler olarak bizde katılarak dayanışma gerçekleştirdik.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493360514475520978" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDxWSGh4c9I/AAAAAAAAAUo/w1f4x1xl99U/s400/esenyurt-halkevi.jpg" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4318947299558353987?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4318947299558353987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4318947299558353987' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4318947299558353987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4318947299558353987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/07/blog-post_296.html' title='Esenyurt Halkevi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/TDxWpT10KRI/AAAAAAAAAUw/yCRuZ2NRUnQ/s72-c/esenyurt-halkevi-acildi-180.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2663426292233767643</id><published>2010-07-13T14:57:00.001+03:00</published><updated>2010-07-13T14:57:19.455+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2663426292233767643?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2663426292233767643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2663426292233767643' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2663426292233767643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2663426292233767643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/07/blog-post_13.html' title=''/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4224227743554927061</id><published>2010-07-12T13:36:00.003+03:00</published><updated>2010-07-19T14:46:29.408+03:00</updated><title type='text'>Zerdeşt</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İnsanın entellüktüel yaşamında en üst aşamadır felsefe. Derinlikli bir uğraştır. Kadim insan, doğaya karşı çaresizliğini felsefe sayesinde yenmiş ve bu günümüze dek gelmiştir. Fakat insanlık antik zamanlardan günümüze değin felsefi problemlerini bitirememiş ve bitiremeyecek de. Çünkü insan olduğu sürece problemler olacaktır ve problemler odukça da felsefe olacaktır. Bu yüzden felsefenin, insanın varoluşsal problemlerine karşı kendi kalkanı olduğunu ifade edebiliriz. Felsefe sayesinde kendini bu problemlere karşı müdafaa etmektedir. Sadece varoluşsal alanda değil aynı zamanda bilişsel, sosyal alanda, varlık ve yoklukta kısaca insan ve insanlığa dair tüm mevzularda felsefe, kendisini sevenlerin önüne ışık saçmakta ve yollarını aydılatmaktadır. Felsefe, medeniyetlerin ve kavmî kültürlerin en yüksek ifadesi olduğu için, denilebilir ki bütün büyük ve eski kavimler felsefeye ve filozoflara sahip çıkmakta ve onları kendilerine mal etmeye çalışmaktadırlar. Sözgelimi Avrupa o kadar felsefeye sahip çımaktadır ki, insanlarda Avrupalı filozofların dışında filozof olmadığı kanısına yol açmaktadırlar. Hatta felsefeyi kendi antik Yunan medeniyetleri ile başlatırlar. İşin kötü tarafı da dünyanın diğer kavim ve kültürlerine sahip insanlardan buna karşı itiraz çıkmamakta ve onlar da bunu kabul etmektedirler. Örneğin Türkiye'de, milli eğitimin lise müfredatındaki felsefe kitaplarına baktığınızda onların da felsefeyi Yunan'dan başlattığını görüyorsunuz. Ve sadece Türkiye'de değil diğer devletlerde de durum budur. Felsefeyi antik Yunan'dan başlatırlar. İlk fiozoflar olarak da Thales'i, Anaximandros'u ve Anaximenes'i gösterirler. Lakin bu Avrupa'lıların bir kandırmacasıdır. Felsefe Kürdistan'da başlar ve ilk filozof da Zerdeşt (Zerdüşt)'tir. Bunu iddia eden sadece ben değilim, Nietzsche gibi Avrupa'nın en büyük filozoflarından birinin de iddiası bu ve onu ilk filozof olarak kabul eder. Gerçi sadece Nietzsche değil diğerleri de, söze konu olduğunda “filozof Zerdeşt” derler ve fakat felsefeyi de kendi medeniyetlerinde başlatırlar. Eğer Zerdeşt filozof ise ve onların sözkonusu diğer filozoflarından önce yaşamışsa felsefe nasıl Yunan'dan başlayacaktır ki? Bu konu üzerinde biraz durmak istiyorum. Bu, (ilk filozofun Zerdeşt olduğu konusu) kanıtlanmış bir gerçektir. Doğrusu bunu hiç kimse inkar etme gücüne sahip olamaz fakat Kürtler devletsiz/sistemsiz olduğu için, bilim dünyasında bunu uluslar arası meyanda dile getiremiyorlar ve zaten diğer devletler de buna sahip çıkmıyorlar. Kürtler'in üniversiteleri olmuş olsaydı bu gerçek gibi daha pek çok gerçeklik açığa çıkartılacaktı. Nedir bu gerçeklik? Gerçek şu ki, felsefe yeryüzünde Kürtler'in ataları ile başlar ve ilk filozof da Zerdeşt'tir. Evet Şimdi biz onun fikir ve düşüncelerin geçelim. Berrrak bir biçimde göreceksiniz ki ilk Yunan'lı filozoflar düşüncelerini onun felsefesinden devşirmişlerdir. Zerdeşt Kürdistan'lı bir filozoftur. Milattan önce altıncı yüzyılda yaşamıştır. Her ne kadar kaynaklarda yaşamı hakkında farklı bilgiler ortaya konuluyorsa da çoğunlukla İran'lı tarihçiler milattan öce 660 yılını onun doğumu olarak kabul ederler. (“İlk filozof” Thales'in doğumu M.Ö 625 olarak kabul ediliyor ç.n.) Urmîye bölgesinde dünyaya gelmiştir. Aslen Med'lidir. Felsefesi çelişkiler üzerinedir. Zerdeşt'e göre hayatta her şey karşıtı ile bilinir. Örneğin iyilik ve kötülük, karanlık ve aydınlık, gece ve gündüz, yoksulluk ve zenginlik, bilgelik ve cehalet gibi. Bunlar birbirinin karşıtıdır ve bunlar arasında sürekli bir savaş vardır. İnsanlar için de aynı şeyi söyler Zerdeşt: İnsanı üçe ayırır: Beden, bilinç ve ruh. Beden elementlerden oluşur. Et ve kemik topraktandır. Ölümden sonra beden, gerçeğine döner ve tekrar toprak olur. Vücuttaki su ve kan da böylece gerçekliklerine dönerler ve tekrar su olurlar. Nefes de havadır ve o da gerçekliğine kavuşarak hava olur. Ruh, bedenin hareketine yol açar. Bilinç, ruhun dönüşümüne ve hesap gününde hesaba sebebiyet verir. Öldükten sonraki yaşamda, insan ne eylemişse bu hayatta, bilinç vasıtası ile o insanın önüne çıkar. Eğer erkek iyilik yapmışsa, onun o iyiliği güzel ve genç bir kıza dönüşerek onun önüne çıkar. Kötülük yapmışsa, o kötülüğü oldukça çirkin bir kızın suretiyle karşısına çıkar. Aynı şey kadınlar için de geçerlidir. İyilikleri genç ve yakışıklı bir erkek olarak karşılarına çıkar, kötülükleri de kirli, pis ve şapşal bir adam olarak karşılarına çıkar. Beden ile birlikte bilinç de ölür. Ruh bedenden farklı olarak element değildir. Ahura Mazda'dandır ve ölümsüzdür. Sonuçta o da Ahura Mazda'ya dönerek gerçekliğine kavuşur. Zerdeşt'in bu ifade ettiklerinden hareketle diyalektik düşüncesinin babasının Zerdeşt olduğunu net bir biçimde iddia edebiliriz. Lakin günümüz müfredatında diyalektiğin babası olarak Yunan'lı Herakleitos(M.Ö 540-480) gösterilir. Doğrusu Zerdeşt Herakleitos'tan yüzyıl önce diyalektikten bahsetmiştir. Zerdeşt'in bu düşüncelerini Mezopotamya'dan antik Yunan'a taşımışlar. Sadece diyalektikte değil, Zerdeşt kendi felsefesinde ateşe büyük bir önem verir ve ona göre ateş güneşten bir parçadır, bizzat Ahura Mazda'nın da ruhudur. Zerdeşt'e göre ateş yaşamın çeşmesidir ve kutsaldır. Zerdeşt sadece ateşe değil suya, toprağa ve havaya da büyük bir önem verir. Onun bu düşünceleri, yine antik Yunan'ın ilk doğa filozofları tarafından kullanılır. Sözgelimi Herakleitos hem diyalektik düşüncesini hem de ateşin kutsallığı düşüncesini Zerdeşt'ten alır. Thales bu öğelerden sadece suyun, Anaximenes havanın üzerinde durmuş, Empedokles bunlara toprak öğesini de ekleyerek bunları ilk element/töz olarak kabul etmiştir. Yukarıda açık bir biçimde ortaya koyduğumuz gibi Yunan'lı filozoflar Med'li Zerdeşt'ten etkilenmişlerdir. Bu konuda pek çok eser ve kaynak vardır. Tüm kaynaklar Zerdeşt'i ilk filozof olarak gösterir, ilk felsefeler ve ilk filozofların düşünceleri onun tarafından ortaya konulmuştur. Fakat bugün sadece Zerdeşt ve onun felsefesi değil, Kürtler'in bütün değerleri ve yüksek edimleri ortadan kaldırılmıştır. Eğer Kürtler bugün bir devlet/sistem sahibi olmuş olsalardı Kürtler'in, uygarlığının kurulmasında en önemli rolü oynadığını herkes görecekti. Çünkü Kürd'ün anayurdu, kültür ve medeniyetin beşiğidir. Bugün inkar edilse, kültür ve tarihlerine yaşam hakkı tanınmasa bile Kürtler'in ataları bugünün dünyasının teşekkülünde öncelikli rol oynamışlardır. Bu yazımdan başlamak suretiyle her çalışmamda ayrı bir Kürt filozof üzerinde duracağım ve o zaman siz Türk, Arap ve Fars olarak kabul edilen pek çok filozofun Kürt olduğunu göreceksiniz. Bence bu çalışma Kürt düşünce ve felsefesinin de sınırlarını ortaya koyacaktır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4224227743554927061?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4224227743554927061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4224227743554927061' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4224227743554927061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4224227743554927061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/07/blog-post.html' title='Zerdeşt'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-547062959861821484</id><published>2010-03-23T13:56:00.004+02:00</published><updated>2010-03-23T14:25:04.501+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S6izExpBf0I/AAAAAAAAAUI/SsXPQTV8iQs/s1600-h/esenyurt30.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5451804243558235970" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 318px; CURSOR: hand; HEIGHT: 211px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S6izExpBf0I/AAAAAAAAAUI/SsXPQTV8iQs/s400/esenyurt30.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;MİTİNGE ÇAĞRI &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Çağrımız Esenyurt’taki İşçilere, kamu ewmekçilerine, ev kadınlarına, işsizlere, gençlere, esnaflara kısacası Esenyurt’taki tüm emekçi halkımızadır&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;214 gündür esenyurt belediyesi önünde sadece sendikalı kaldıkları için işten atılan işçilerin direnişi sürmektedir. Bizler Belediye-iş sendikası olarak 214 gündür işçilerin sendikalı olma hakkını kullandıkları için işten atılmalarına karşı mücadelemizi esenyurt belediyesi önünde sürdürmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt’ta sendikalı olmak isteyen işçileri esenyurt belediyesi üçerli beşerli onarlı gruplar halinde işten çıkarmaya devam ediyor. Şu ana kadar sendikadan istifa etmeyen ve sendikamıza üye olan işçilerden 53 kişi işten çıkarıldı. İşçiler istifa etmedikçe bu sayı giderek bu sayı giderek artacağa benziyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt belediye başkan yardımcısı işçileri sendikadan istifa etmeleri için sorgu odalarında sorgudan geçiriyor, işçileri daha düşük ücretle çalıştırmaya zorluyor, işçilerin esnek çalışmayı kabul etmeleri için sözleşmeler imzalatmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli Esenyurt Halkı,&lt;br /&gt;Esenyurt belediyesini kendi istedikleri gibi idare eden esenyurt belediye başkanı ve yönetimine karşı bizler bele-iş sendikası olarak 214 gündür mücadele ediyoruz. Bu saldırılar sürdükçe mücadelemizde sürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt’ta işsizliğe ve sendikasızlığa karşı yürüttüğümüz bu mücadele siz esenyurt halkının katkısı ile başarılacaktır. Tekel işçilerinin mücadelesi biz işçi ve emekçilere nasıl hareket etmemiz gerektiğini göstermiştir. Bizler esenyurttaki direnişmizin kazanılmasının siz esenyurt halkının sahiplenmesi ile olacağına inanıyoruz. Bunun için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-siz esenyurt halkını 214 gündür aç susuz soğuğa karşı işten atılmayı protesto eden belediye işçilerinin yapacakları eylemlere katılmaya çağırıyoruz&lt;br /&gt;- siz esenyurt halkı olarak esenyurt belediye başkanına haksız işten atılmaları sormalı onların yapacakları tüm toplantılarda bunu dile getirmelisiniz&lt;br /&gt;- siz esenyurt halkını esenyurtta yağmurda selde soğukta karda halkın karşılaştığı sorunları çözmek yerine emeği ile geçinen ve çalışan işçileri işten atanlara karşı taraf almaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için sizi 28 Mart’ta haydi belediye işçileri ile buluşmaya onlarla birlikte olmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizleri 28 martta saat 13:00’da belediye önünde, yasal haklarını kullanan işçileri işten atanlara karşı birlikte haykırmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizleri 28 martta 214 gündür işsizlik yoksulluk sendikasızlaştırmayla mücadele eden belediye işçileri ile birlikte olmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİZLER 28 MART 2010 SAAT 13:00’da Belediye önündeyiz. Siz halkımızıda bizimle birlikte olmaya çağırıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Belediye-iş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şube&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffff33;"&gt;_______________________________________&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-547062959861821484?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/547062959861821484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=547062959861821484' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/547062959861821484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/547062959861821484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/03/cagrmz-esenyurttaki-iscilere-kamu.html' title=''/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S6izExpBf0I/AAAAAAAAAUI/SsXPQTV8iQs/s72-c/esenyurt30.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2056562841916424093</id><published>2010-03-11T16:53:00.003+02:00</published><updated>2010-03-23T14:27:43.539+02:00</updated><title type='text'>GKM Mart Etkinlikleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5kEI6JzAcI/AAAAAAAAAUA/BO8axd0ZeyI/s1600-h/gkm_program_mart2010.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447389775377138114" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 283px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5kEI6JzAcI/AAAAAAAAAUA/BO8axd0ZeyI/s400/gkm_program_mart2010.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffff00;"&gt;____________________________________________________&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2056562841916424093?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2056562841916424093/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2056562841916424093' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2056562841916424093'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2056562841916424093'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/03/blog-post_11.html' title='GKM Mart Etkinlikleri'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5kEI6JzAcI/AAAAAAAAAUA/BO8axd0ZeyI/s72-c/gkm_program_mart2010.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-5807622887942491493</id><published>2010-03-05T15:43:00.003+02:00</published><updated>2010-03-05T15:49:22.261+02:00</updated><title type='text'>GKSM</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EKsMKHJVI/AAAAAAAAATg/-db3OJ_aS6A/s1600-h/n382074744487_2943.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445145178761798994" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 250px; CURSOR: hand; HEIGHT: 314px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EKsMKHJVI/AAAAAAAAATg/-db3OJ_aS6A/s400/n382074744487_2943.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffff00;"&gt;__________________________________________________&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-5807622887942491493?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/5807622887942491493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=5807622887942491493' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5807622887942491493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5807622887942491493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/03/blog-post_5246.html' title='GKSM'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EKsMKHJVI/AAAAAAAAATg/-db3OJ_aS6A/s72-c/n382074744487_2943.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-9097712240871618484</id><published>2010-03-05T15:35:00.003+02:00</published><updated>2010-03-05T15:49:50.885+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;p align="left"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EIy4sK7OI/AAAAAAAAATY/xqZAMmmXACQ/s1600-h/n360533366114_2813.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445143094771772642" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 145px; CURSOR: hand; HEIGHT: 176px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EIy4sK7OI/AAAAAAAAATY/xqZAMmmXACQ/s400/n360533366114_2813.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;color:#ff6600;"&gt;inönü incirtepe mahalleleri dostluk vedayanışma derneği&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;8 MART emekçi kadınlar günü etkinliği&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;07 Mart 2010 Pazar&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;14:00 - 17:00&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff6600;"&gt;PROGRAM.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*** SİNEVİZYON GÖSTERİMİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*** ŞİİR DİNLETİSİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*** BAĞLAMA VE TÜRKÜ DİNLETİSİ&lt;/p&gt;&lt;p&gt;*** KERMES&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffff00;"&gt;____________________________________________&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-9097712240871618484?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/9097712240871618484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=9097712240871618484' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/9097712240871618484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/9097712240871618484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/03/blog-post_05.html' title=''/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EIy4sK7OI/AAAAAAAAATY/xqZAMmmXACQ/s72-c/n360533366114_2813.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-7758076456562931008</id><published>2010-03-05T15:12:00.012+02:00</published><updated>2010-03-05T15:53:20.640+02:00</updated><title type='text'>Birlik Platformu</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EMyan4NlI/AAAAAAAAATo/TfbUohjRQno/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5445147484747216466" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 275px; CURSOR: hand; HEIGHT: 341px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EMyan4NlI/AAAAAAAAATo/TfbUohjRQno/s400/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;color:#6600cc;"&gt;&lt;strong&gt;Esenyurt BİRLİK Platformu&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlama Etkinliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;PROGRAM&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Pınar Sağ&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Yeninur Ada&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Şahin Aydın&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Ali Kocakaya &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;Devrim Acar (Şair)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;&lt;strong&gt;06.03.2010 Cumartesi&lt;br /&gt;Saat: 17:00-23.00&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;&lt;strong&gt;Yer: Salon Seramoni &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffff00;"&gt;(Etkinlik Ücretsiz)&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffff00;"&gt;______________________________________________&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330099;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-7758076456562931008?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/7758076456562931008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=7758076456562931008' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7758076456562931008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7758076456562931008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/03/blog-post.html' title='Birlik Platformu'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S5EMyan4NlI/AAAAAAAAATo/TfbUohjRQno/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2166524563534428118</id><published>2010-03-05T15:12:00.001+02:00</published><updated>2010-03-05T15:12:49.820+02:00</updated><title type='text'>Gölge Kültür Sanat Merkezi</title><content type='html'>.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2166524563534428118?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2166524563534428118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2166524563534428118' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2166524563534428118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2166524563534428118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/03/golge-kultur-sanat-merkezi.html' title='Gölge Kültür Sanat Merkezi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2637419244187155866</id><published>2010-03-05T15:11:00.000+02:00</published><updated>2010-03-05T15:12:25.977+02:00</updated><title type='text'>Güney Kültür Merkezi</title><content type='html'>.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2637419244187155866?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2637419244187155866/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2637419244187155866' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2637419244187155866'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2637419244187155866'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2010/03/guney-kultur-merkezi.html' title='Güney Kültür Merkezi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-5429906070079169326</id><published>2009-12-29T11:15:00.009+02:00</published><updated>2009-12-29T12:55:04.033+02:00</updated><title type='text'>Ardahan Kültürevi- Hasret Emmi</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/SznRX93tcrI/AAAAAAAAAS4/LIf261lbeyQ/s1600-h/20639_1220220258055_1005369258_30587436_4339473_n.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420593836192527026" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/SznRX93tcrI/AAAAAAAAAS4/LIf261lbeyQ/s400/20639_1220220258055_1005369258_30587436_4339473_n.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbul Ardahan'lılar Dernegi (ARDAHAN KÜLTÜR EVİ ) nin Kültür ve sanat komitesinin organize ettigi senaryosunu İstanbul Ardahanlılar Derneği Başkanı Tuncer Dağ’ın yazdığı, Ramazan Tan Başkanlığında oluşan Kültür Sanat Komitesinin yoğun çabası ve Kültür Sanat Komisyonu Üyesi Tiyatro ve Sinema Sanatçısı Ardahanlı Murat Aydın’ın yönettiği “Hasret Emmi” adlı oyunun galası, 24 Aralık Perşembe akşamı Avcılar Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;"&lt;/span&gt;İnsanların bir arada durması, birlikte hareket etmesi için yola başlayan kültür evi, Ardahan'lılar dışında hangi memleketten olursa olsun, her insana kollarını açıyor, bir olmanın yolunu açıyor, Tiyatro çalışması ile de toplumun gerçeklerine ışık tutuyor, 80 Dönemim de devlet tarafından halka yapılanları, zorunlu göçleri ve yaşam mücadelesini anlatıyor. Düzenin insanların hangi şehirden, hangi ülkeden olursa olsun hangi dili konuşursa konuşsun ayırt etmeksizin her insana bedel ödettiği gerçeği ve halkın aslında çok güvendikleri devletlerinin de ağalarının da aslın da kendilerini kullandığını ve sömürdüğünü anlatıyorlar, Epik ve Köy seyirlik bir oyun olan ''HASRET EMMİ'' Toplumda sırtından geçinilen nice hasret emmileri anlatıyor... bu insanların bir arada durmasını, dayanışma içinde olmasını zorunlu kılıyor ve bu insanlar bunların yapmak için uğraşıyorlar, Bir arada durmak ve yönetilen değil yöneten olmak. &lt;span style="font-size:130%;"&gt;" T. Veto&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-5429906070079169326?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/5429906070079169326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=5429906070079169326' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5429906070079169326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5429906070079169326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2009/12/ardahan-kulturevi.html' title='Ardahan Kültürevi- Hasret Emmi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/SznRX93tcrI/AAAAAAAAAS4/LIf261lbeyQ/s72-c/20639_1220220258055_1005369258_30587436_4339473_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4195666118323262468</id><published>2009-12-29T11:03:00.007+02:00</published><updated>2010-01-19T10:43:20.078+02:00</updated><title type='text'>Dayanışma Gecesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S1Vu7CY9JgI/AAAAAAAAATI/WyqCQkaBGZw/s1600-h/incrtpe%C3%B6n%C3%BC.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428366886397879810" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 412px; CURSOR: hand; HEIGHT: 162px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S1Vu7CY9JgI/AAAAAAAAATI/WyqCQkaBGZw/s400/incrtpe%C3%B6n%C3%BC.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esenyurt inönü incirtepe mahalleleri dostluk ve dayanışma derneği &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/SzngzpV7m0I/AAAAAAAAATA/W7utE1c2SRw/s1600-h/dayan%C4%B1%C5%9Fma.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420610804392893250" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 77px; CURSOR: hand; HEIGHT: 129px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/SzngzpV7m0I/AAAAAAAAATA/W7utE1c2SRw/s400/dayan%C4%B1%C5%9Fma.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Dayanışma gecesi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;TARİH- &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;22.01.2010&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; CUMA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;SAAT - 19:00&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;YER - DERYA DÜĞÜN SALONU (esenyurt tabela durağı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;PROGRAM&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* CEVDET BAĞCA&lt;br /&gt;* GRUP ANADOLU VE GÖKHAN BAĞIR&lt;br /&gt;* EREN&lt;br /&gt;* ÖNDER VE GİTAR KURSU ÖĞRENCİLERİ&lt;br /&gt;* TİYATRO&lt;br /&gt;* ÇOCUK TİYATROSU&lt;br /&gt;* SİNEVİZYON&lt;br /&gt;* RESİM KURSU ÜRÜNLERİNİN SERGİSİ &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4195666118323262468?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4195666118323262468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4195666118323262468' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4195666118323262468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4195666118323262468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2009/12/dayansma-gecesi.html' title='Dayanışma Gecesi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/S1Vu7CY9JgI/AAAAAAAAATI/WyqCQkaBGZw/s72-c/incrtpe%C3%B6n%C3%BC.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2372267218382719081</id><published>2009-05-22T09:52:00.009+03:00</published><updated>2009-08-07T16:16:59.302+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/SnwpP_bDq7I/AAAAAAAAASw/nKG8Shm0YFg/s1600-h/aaaa(1).jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5367210210618485682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/SnwpP_bDq7I/AAAAAAAAASw/nKG8Shm0YFg/s400/aaaa(1).jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Esenyurt Kültür Festivali&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;7 Ağustos Cuma&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;- &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bingöl Derneği &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;(Servet Kocakaya)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2372267218382719081?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2372267218382719081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2372267218382719081' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2372267218382719081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2372267218382719081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2009/05/panel.html' title=''/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_IiHcZLt7O50/SnwpP_bDq7I/AAAAAAAAASw/nKG8Shm0YFg/s72-c/aaaa(1).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3019504387345860036</id><published>2007-12-13T22:52:00.047+02:00</published><updated>2008-05-09T10:45:27.559+03:00</updated><title type='text'>Esenyurt'ta Denizler...</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/SCQAhoOanJI/AAAAAAAAAL8/dc3--4bdM5c/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198280447625960594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="186" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/SCQAhoOanJI/AAAAAAAAAL8/dc3--4bdM5c/s400/2.jpg" width="268" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan sermaye devleti tarafından idam edilişlerinin 36. yıldönümünde Esenyurt Depo Durağı’nda gerçekleştirilen bir eylemle anıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eylem 7 Mayıs akşam saat: 20:00’de başladı. Eylemde “Deniz, Yusuf, Hüseyin kavgamızda yaşıyor!” pankartı açıldı ve Denizler’in resimleri taşındı. Fırın Caddesi’nde gerçekleştirilen yürüyüş boyunca “Yaşasın devrim ve sosyalizm!”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Emperyalistler işbirlikçiler 6. Filo’yu unutmayın!”, “Yaşasın devrimci dayanışma!”, “Yaşasın halkların kardeşliği!” sloganları atıldı, yürüyüş boyunca çevre sakinleri eylemi alkışlarla destekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan basın açıklamasında, Denizler’in anti-emperyalist bir mücadele yürüttükleri, sömürü ve kölelik düzenini yıkmak istedikleri için katledildikleri belirtildi. Onlarını halkların kardeşliğini savundukları ve sömürüsüz bir dünya kurmak istedikleri için katledildikleri vurgulandı. Denizler’i, Mahirler’i ve İbolar’ı bugüne taşıyanın onların kararlı duruşları, devrimci kimlikleri, bükülmez iradeleri ve devrime olan inançları, insanın insan tarafından sömürülmediği bir ülke kurabilmek için hiç tereddüt etmeden yaşamlarını feda etmeleri olduğu belirtildi. Onların gerçek mirasçısı ve takipçisinin ise bugün hala bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüren devrimciler olduğu vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/SCQA0YOanLI/AAAAAAAAAMM/5TT2JEUUjtM/s1600-h/13.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5198280769748507826" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 203px; CURSOR: hand; HEIGHT: 145px" height="179" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/SCQA0YOanLI/AAAAAAAAAMM/5TT2JEUUjtM/s400/13.jpg" width="252" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Devletin bugün bir kez daha işçi ve emekçilere olan düşmanlığını ve hak arama mücadelesine olan tahammülsüzlüğünü sergilediği, 1 Mayıs’a azgınca saldırmasının da bunu gösterdiği belirtildi. Burjuvazinin saldırılarının bunlarla sınırlı kalmadığı, devrimci güçlere, işçilere, emekçilere karşı sergilediği azgın faşist terörün yanısıra burjuva medya aracılığıyla devrimci değerlerin içini boşaltmaya yönelik psikolojik bir saldırı yürüttüğü de dile getirildi. Çeşitli televizyon dizileriyle Denizler’i devrimci kimliklerinden soyutlayarak sadece “iyi çocuklar” olarak lanse etmeye çalıştığı, bu dizilerde sıklıkla Denizler’in “masumluğuna” vurgu yapılarak aslolan devrimci kimliklerinin gölgelenmeye çalıştığı söylendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 36. yıl dönümü olan 6 Mayıs vesilesiyle gerçekleştirilen eylem şiir ve marşlarla sona erdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Proletaryanın Kurtuluşu, Halk Kültür Merkezleri, Devrimci Sosyalist Gençlik, Temel Haklar Ve Özgürlükler Derneği’nin ortak olarak örgütlediği eyleme yaklaşık 120 kişi katıldı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3019504387345860036?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3019504387345860036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3019504387345860036' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3019504387345860036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3019504387345860036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/12/blog-post.html' title='Esenyurt&apos;ta Denizler...'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/SCQAhoOanJI/AAAAAAAAAL8/dc3--4bdM5c/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-6475208241636210854</id><published>2007-09-17T08:26:00.010+03:00</published><updated>2009-08-07T16:11:34.483+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-6475208241636210854?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/6475208241636210854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=6475208241636210854' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6475208241636210854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6475208241636210854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/kitle-rgtleri-12-eylle-kar-alanlardayd.html' title=''/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3101598011238938873</id><published>2007-09-17T08:25:00.024+03:00</published><updated>2008-03-18T20:44:41.403+02:00</updated><title type='text'>Esenyurt Belediyesi'nin 18 Yıllık Bütçesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Yıl________________Gider Toplamı (YTL)____________Gelir Toplamı (YTL)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;1989__________________1,561.24______________________1,896.25&lt;br /&gt;1990__________________5,868.18______________________4,721.52&lt;br /&gt;1991_________________13,501.29_____________________11,935.27&lt;br /&gt;1992_________________44,057.27_____________________30,040.33&lt;br /&gt;1993_________________84,538.51_____________________52,555.63&lt;br /&gt;1994________________180,862.06____________________152,292.48&lt;br /&gt;1995________________570,951.00____________________527,724.00&lt;br /&gt;1996_______________1,134,348.00____________________931,790.00&lt;br /&gt;1997_______________1,703,251.00___________________1,613,943.00&lt;br /&gt;1998_______________6,136,731.00___________________5,267,051.00&lt;br /&gt;1999_______________5,909,877.00___________________6,277,941.00&lt;br /&gt;2000______________10,930,465.48___________________8,962,943.20&lt;br /&gt;2001_______________7,232,220.60___________________8,586,807.71&lt;br /&gt;2002______________16,412,137.16__________________13,209,923.34&lt;br /&gt;2003______________28,682,275.10__________________20,259,270.52&lt;br /&gt;2004______________33,812,453.00__________________26,104,973.39&lt;br /&gt;2005______________59,738,402.00__________________54,499,954.00&lt;br /&gt;2006_____________128,438,468.00_________________111,515,273.00&lt;br /&gt;2007&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Esenyurt Belediyesi Faaliyet Bülteni &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;(Nisan 2004-Mayıs 2007)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3101598011238938873?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3101598011238938873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3101598011238938873' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3101598011238938873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3101598011238938873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_964.html' title='Esenyurt Belediyesi&apos;nin 18 Yıllık Bütçesi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2999991189907516975</id><published>2007-09-17T08:25:00.020+03:00</published><updated>2008-03-10T11:24:43.389+02:00</updated><title type='text'>Esenyurt İşçi Kültür Evi'nde 8 Mart Etkinliği</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R9T-AwkCWuI/AAAAAAAAALc/wIZrn3vM99U/s1600-h/ike-mart.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176041160745048802" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R9T-AwkCWuI/AAAAAAAAALc/wIZrn3vM99U/s400/ike-mart.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Esenyurt’ta coşkulu ve kitlesel 8 Mart etkinliği...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Yaşamın yarısından kavganın yarısına!”&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;(09.03.08) - Emekçi Kadın Kurultayı’nın ardından emekçi kadın çalışmamız hız kazanmış bulunuyor. Bu yoğunluk 8 Mart hazırlık çalışmaları üzerinden de kendini gösterdi. 9 Mart mitingine hazırlık çalışmalarımızın bir parçası olarak Esenyurt’ta 8 Mart günü kitlesel ve coşkulu bir etkinlik gerçekleştirdik. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Büyük çoğunluğunu emekçi kadınların oluşturduğu yaklaşık 130 kişinin katıldığı etkinliğimiz devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. 8 Mart’ın tarihçesi kısaca anlatıldıktan sonra, Emekçi Kadın Komisyonları tarafından hazırlanan “Yaşamın yarısından kavganın yarısına!” adlı sinevizyon gösterimine geçildi. Sinevizyon ilgiyle izlendi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Daha sonra Emekçi Kadın Komisyonları adına bir konuşma yapıldı. Emekçi kadınların bugünkü kapitalist düzende karşı karşıya oldukları sorunlar kısaca özetlenerek, emekçi kadınlar üzerindeki çifte sömürünün ağırlaşarak devam ettiği vurguladı. Kapitalizmin emekçi kadınlara sömürüden, acıdan ve gözyaşından başka birşey sunmadığı, her alanda saldırdığı ifade edildi. Sermayenin bunlarla yetinmeyip, 8 Mart’ın içini boşaltmaya, anlamını karartmaya çalıştığı belirtilerek, 8 Mart’ın devrimci olduğu ve düzenin bunu başaramayacağı ifade edildi.&lt;br /&gt;24 Şubat’ta yapılan Emekçi Kadınlar Kurultayı’nda alınan kararların da kısaca özetlendiği konuşmada, toplanan kurultayın emekçi kadınlar açısından taşıdığı öneme değinildi. Emekçi kadınlara mücadeleye katılma çağrısında bulunularak, 9 Mart’ta alanlara çıkma çağrısı yapıldı.&lt;br /&gt;Dostumuz Ali Haydar Geçkin’in seslendirdiği türkülerin ardından Şair Rahime Henden düzeni teşir eden konuşmalar eşliğinde kısa bir şiir dinletisi sundu. Şiir dinletisinden sonra Koma Karker sahneye çıkarak marşlar ve türkülerle etkinliğe renk kattı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın emekçinin kendi yazdığı şiiri okumasının sonrasında, hazırlıkları süren Büyükçekmece İşçi Kurultayı Hazırlık Komitesi adına yapılan bir konuşmayla örgütlenme ve mücadele çağrısı yapıldı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Etkinliğimizin hem katılım hem de nitelik olarak başarılı olduğunu vurgulamalıyız. Katılımın birçok fabrikaya dayanması etkinliğin en başarılı yönüydü. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Esenyurt Emekçi Kadın Komisyonu&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.kizilbayrak.net/"&gt;www.kizilbayrak.net&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2999991189907516975?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2999991189907516975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2999991189907516975' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2999991189907516975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2999991189907516975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_5269.html' title='Esenyurt İşçi Kültür Evi&apos;nde 8 Mart Etkinliği'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R9T-AwkCWuI/AAAAAAAAALc/wIZrn3vM99U/s72-c/ike-mart.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-5556857581879169673</id><published>2007-09-17T08:25:00.014+03:00</published><updated>2008-02-19T23:41:45.166+02:00</updated><title type='text'>Esenyurt'ta ÖSS Paneli gerçekleştirdik</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;color:#333333;"&gt;24 Şubat “ÖSS’ye Karşı Söz-Karar Bizim” forumuna hazırlık için forumun örgütleyicisi olan 11 kurumla ön çalışma kapsamında yapmayı kararlaştırdığımız Esenyurt panelini gerçekleştirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Yeni Dünya Gençliği ve Esenyurt Kolektifi olarak birlikte yürüttüğümüz panel çalışması için;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt’ta İLGP, Hayat Sanat, ÖDP, Emep, DTP, TKP ve Çağdaş Gençlik Derneği,  &lt;br /&gt;Avcılar’da HKM, Dersim Kültür Derneği, Yediumut, Halkevleri, TKP ve Eğitim-Sen’i ziyaret ederek paneli birlikte örgütleme önerisini ilettik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLGP’den arkadaşlar panele gözlemci olarak gelebileceklerini, buradan ÖSS çalışması ile ilgili bilgi edinerek bundan sonraki çalışmalara bu doğrultuda katılabileceklerini söylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş Gençlik Derneği çalışmayı olumlu bularak haber verirseniz üzerimize düşen görevi yaparız dediler ve panelden önce yaptığımız bilgilendirme toplantısına katıldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TKP, Dersim Kültür Derneği ve HKM panele katılacaklarını bildirmişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim-Sen 7 no’lu şube ise yaptığımız ziyarette panele konuşmacı vereceklerini söylemişlerdi fakat çaba sarfetmemize rağmen bu gerçekleşemedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumlara panele katılım çağrısı yaptığımız süreçte DTP’li gençlerle çok olumlu bir sohbet gerçekleşti. Erzurumlu bir arkadaş okulda yaşadıklarını anlattı. Onun da yine aynı sorunu vardı; Diğer insanlara halklara yabancı gelen dili Kürtçesi.  “Bize niye okumuyorsunuz diyorlar. Biz eğitim alamıyoruz ki. Okula gidiyorduk, tabi baya yol yürüyorduk sonra bin bir zorlukla derse giriyorduk ama derste ne ben öğretmeni ne öğretmen beni anlıyordu. Bir şey soruyordu, anlamıyordum. Ben konuşuyordum o anlamıyordu. Sonra alıyorduk zayıfı okuyamıyorduk ve suçlu biz oluyorduk” diye derdini paylaştı, biz de sizlerle paylaşmak istedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumlara forumun örgütleyicisi olan 11 kurumun ortaklaşa hazırladığı bildirilerden ve panel duyurularından ulaştırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;color:#ff6666;"&gt;&lt;strong&gt;17 Şubat Pazar günü Güney Kültür Merkezinde yaptığımız panel 35 kişinin katılımıyla gerçekleşti.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emep ve Çağrı Dergisi ve 78’liler Ada-Der’den katılım oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panelde YDG adına konuşan arkadaş ÖSS’nin sınıfsal bir eleme mekanizması olduğunu, yoksulları, kadınları, Kürtleri elediğini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt Kolektifi olarak ilköğretimde 10 milyon ve ortaöğretimle yükseköğretimle birlikte ülkemizde 20 milyon civarında öğrenci kesimin olduğunu ve her yıl sınava giren yaklaşık 1,5 milyon öğrenciden 1 milyondan fazlasının elendiğini aktararak Esenyurt’ta da yine her yıl yüzlerce öğrencinin ÖSS’de elenmek zorunda kaldığını ve böylesine geniş bir kesimi içine alan çalışmanın ancak kitle örgütlerinin birlikte yürüteceği çalışma ile amacına ulaşabileceğini bundan dolayı da YDG ile birlikte paneli düzenlediğimizi ve diğer kurumlara da birlikte hareket etme çağrısı yaptığımızı söyledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emep’ten söz alan arkadaşta kurulma çalışmaları süren mahalle meclisleri hakkında bilgi vererek isteyen herkesin bu çalışmalara katılabileceğini ve çalışmalarını buraya aktarabileceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panelde katılımcılardan bir arkadaş ilkokulda dili yüzünden tokat yediğini paylaştı bizlerle.&lt;br /&gt;Okulda öğretmeninden tokat yemesinin sebebi sadece bir kelime. Kürtçe şivesi nedeniyle dili dönmüyor ve buna karşılık hem tokat yiyor hem zayıf alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz alan arkadaşlar kendi tarafından baktı. ÖSS kimi için ödeyemeyeceği para, kimi için yaşamını kurtaracak bir çıkış kapısı ve birçok sorun. Herkes kendi sorunundan yaşadıklarından söz etti fakat tüm sorunların kesiştiği nokta yine aynı yola çıktı; o da sömürü…!  ÖSS’de ve eğitim sisteminde Kürtlerin, kadınların, parası olmayanların ÖSS’de ve eğitimde başarısız olması ne bir tesadüf ne de Kürtlerin cahil olması, kaba olması, kadınların akılsız olması, fakirlerin tembel olması gibi kabul edilemeyecek yalanlardan kaynaklanmıyor. Her şey makine sistemi ve bu makinenin dişlilerinin iyi çalışmasıyla alakalı yani her şey düzmece ve senaryo vurguları yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panelde, ÖSS ve diğer eleme sınavları sömürüye hizmet etmek, güç kazandırmak, halkı, emekçileri, işçileri ve ezilen tüm halkları iliğine kadar sömürmek amacıyla yapılan bir sürü&lt;br /&gt;düzmecelerden yalnızca biri ve bir kaçıdır vurguları yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve panelde sömürücü güçlere karşı birlik olmalıyız çağrısı yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panel Gölgedekiler müzik grubunun güzel şarkılarıyla son buldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-5556857581879169673?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/5556857581879169673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=5556857581879169673' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5556857581879169673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5556857581879169673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_327.html' title='Esenyurt&apos;ta ÖSS Paneli gerçekleştirdik'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-5692018619693668612</id><published>2007-09-17T08:25:00.010+03:00</published><updated>2008-02-18T23:22:19.475+02:00</updated><title type='text'>Esenyurt ilçe olursa sorunlar çözülecek mi?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;color:#333333;"&gt;AKP’nin yerel seçimler öncesi, mahalleleri bölme, beldeleri ilçe ya da köy yapma planları, Esenyurt’ta da tartışılmaya devam ediyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel yönetim seçimlerine bir yıl kala çeşitli bölgelerde beldelerin kapatılması tartışılırken, bazı yerlerde kapatılan beldelerin bir araya getirilmesiyle yeni ilçeler oluşturulması düşünülüyor. Yeni oluşturulan ilçelere bağlanacak beldeler bu durumdan oldukça rahatsız. Beldelerinin mahalle statüsü alacağını ve yaşadıkları yerlere yeterli hizmetin gelmeyeceğinden kaygılılar. Diğer yandan ilçe olacak beldeler ise, yeni durumun kendi bölgelerini geliştireceğini, işsizliğin azalacağını, ekonomik gelişmenin sağlanacağını, güvenlik gibi konuların çözüleceğine inanıyor. Oysa ortaya çıkan tablo sorunların hiçte beklenildiği gibi çözülmeyeceği yönünde. Senelerdir çamurlarla ve çarpık kentleşmenin sorunlarını yaşadıklarını dile getiren Esenyurtlu Nazır Ceviz sorunların ilçe olup olmamayla çözülmeyeceğinin söyleyerek tartışmalara açıklık getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kıraç ve Bahçeşehir, Esenyurt’a bağlanacak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;On dokuz yıldır belde belediyesi olan ve nüfusu 300 binin üzerinde olan Esenyurt ilçe olarak düşünülen yerlerin başında geliyor. Kıraç ve Bahçeşehir’in ilçe yapılmak istenen Esenyurt’a bağlanması gündemde böylece Esenyurt, yarım milyonu aşan bir nüfusa sahip olacak. Hala hazırda yerel yönetimlerin yeterli hizmet götüremediği, sokakların köstebek yuvasına döndüğü, okulların yetersiz kaldığı, sağlık kuruluşlarının yeterli hizmet veremediği bölgede, yeni yerlerle beraber merkezileşen bir yapıyla, yerele nasıl hizmet götürüleceği kafalarda soru işaretleri bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kimse birbirini istemiyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bahçeşehir de Kıraç’ta Esenyurt’a bağlanmak istemiyor. Kıraçlılar beldelerinin Esenyurt’a bağlanarak mahalle statüsüne düşeceği söylentilerinden dolayı tepkililer. Okulların, sağlık kuruluşlarının yetersizliği gibi birçok sorunla yüz yüze kalan Kıraç halkı, beldenin mahalle statüsüne kavuşmasıyla beraber bu sorunların daha da büyüceğini düşünüyor. Bahçeşehirliler ise Esenyurt’a bağlanmamak için ve yaşadıkları bölgenin ilçe olması için 25 bin imza topladı. Esenyurt, Bahçeşehir’e göre varoş kalan bir bölge olarak ta görülüyor. Bu nedenle lüks yerleşim yerleriyle bilinen Bahçeşehirliler, birleşmeye karşı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlçe olması bir farklılık katmayacak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İncirtepe mahallesinde yaşayan Nazır Ceviz ilçeleşme sürecini AKP’nin yerel seçimlere dönük çalışması olarak değerlendirdi. Burada insanların çoğunun açlıkla mücadele verdiğini belirten Ceviz, AKP’nin ise önce insanları aç bırakıp sonrasında erzak ve kömür dağıtarak şirin gözükmeye çalıştığını söyledi. Ceviz, senelerdir çamurlarla ve çarpık kentleşmenin sorunlarını yaşadıklarını şimdi ise mahallelerinin Avcılar ilçesine bağlanması noktasında kendilerine hiçbir açıklama yapılmamasından dolayı tepki gösterdi. Esenyurt’un ilçe olmasının hayatlarına çok fazla farklılık katmayacağını çünkü ülkeyi yöneten zihniyetlerde bir değişiklik olmadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İlçe olmada geç kalınmış&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birleşmeyi ve ilçe olmayı savunanlarda var. Esenyurt Yenikent Mahalle Muhtarı Beyler Yıldız, Esenyurt’un ilçe olacağından dolayı mutlu. Uzun zamandır Esenyurt’un ilçe olması için Ankara’ya giderek girişimlerde bulunan Yıldız, Bahçeşehirlilerin ilçe olma taleplerinin hakları olduğunu fakat bunu bölge insanını küçümsemeden yapmaları gerektiğini söyledi. Merkez Mahallesi Mahalle Muhtarı Cengiz Avşar, 2000 yıllarından bu yana imza toplayıp, Ankara’da Esenyurt’un ilçe olması için görüşmeler yaptıklarını hatırlatarak, ilçe olunmasında çok geç kalındığını üzüntü ile belirtti. Yereller de birçok sıkıntı olduğunu söyleyen Avşar, ilçe olunmasıyla birlikte bu sorunların düzeleceğine inanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrensel 18.02.2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-5692018619693668612?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/5692018619693668612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=5692018619693668612' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5692018619693668612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5692018619693668612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_3839.html' title='Esenyurt ilçe olursa sorunlar çözülecek mi?'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2600849993966256118</id><published>2007-09-17T08:25:00.001+03:00</published><updated>2008-02-11T13:42:00.996+02:00</updated><title type='text'>ÖSS'ye dair</title><content type='html'>ÖSS’nin hayatımızdaki yeri gerçekten büyük. Düşündüğümüzde o 3 saatlik normal bir sınavın hayatımızdaki dönüm noktası olduğunu görüyoruz. Taptaze açılan umutlar, hayaller, hayata dair gerçekleştirmek istediğimiz beklentiler bir sınava bağlı maalesef…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu sınav olmalı… çalışanla çalışmayan, emek verenle vermeyen böylece ayrılmış oluyor…bir sınav olmalı ama bunun eğitim bilinci verilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lisede bu sınavın bilincine varmamış, onca zamanımız çalındıkça bunun bilincine varan öğrencilerimiz… Yepyeni, taptaze umutlarla başladığımız öğretim yılını yine sınava kadar olan zamanı heyecanlarla, kaygılarla ve stresle geçiriyoruz. Bu sene ya olmazsa? Ya yine başaramazsam, ailemin, çevremin yüzüne nasıl bakarım gibilerinden cümleler kaygının artmasına, bu da performansın düşmesine neden olmakta. Biz öğrencilerin gereken desteği gördüğümüzü söyleyemem. Çevrede bize bu sene ne yapacak, yine mi kazanamayacak gibilerinden bakışlar ve sözler biz öğrencileri o kadar üzmektedir ki…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de bu sınava zeka sınavı olarak görenler var. Hatta toplumun büyük çoğunluğu böyle görmekte bu sınavı. Ama bu sınav bilgi sınavıdır. Öğrenim hayatı boyunca bilgiyi ne kadar aldın ve ne kadar yansıtabiliyorsundur bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖSS’nin kaldırılması beklenemez. Çünkü sınavlar kaldırılırsa kaos ortamı oluşur. Ülkemizin nüfusu o kadar fazla ki, üniversitelerin tüm üniversite öğrenci adaylarını alması beklenemez. Ama eğitim öğretimin kökünde bir değişiklik yapılabilir. Sadece lise döneminde ilkokuldan yapılmalı bu değişiklik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım üniversite öğrenci adayı olarak bu sene de umutlarımız suya düşmez. Bir sene daha bu sıkıntıları, kaygıları çekmeyiz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2600849993966256118?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2600849993966256118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2600849993966256118' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2600849993966256118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2600849993966256118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_8808.html' title='ÖSS&apos;ye dair'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-6411818397763460705</id><published>2007-09-17T08:24:00.011+03:00</published><updated>2008-02-06T23:02:38.034+02:00</updated><title type='text'>Antik çağ Hermes’inden bilgi çağının Neo- Hermes ‘ine</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R6ogX_queSI/AAAAAAAAAKs/31wKUEpyGNU/s1600-h/6tu14.tmp.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5163975519333415202" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R6ogX_queSI/AAAAAAAAAKs/31wKUEpyGNU/s400/6tu14.tmp.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Hermes , güneşin tanrısı Apollo’nun kardeşi , tanrılar tanrısı Zeus’un habercisi. ( ulak )&lt;br /&gt;Mitolojik dönemde tanrılara haber taşıyan üç kağıt , hile , tüccarların , hırsızların haber tanrıçasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hermes , doğduğunun ilk günü kardeşi apollon’a hırsızlık tezgahı yapacak kadar gözü dönmüştür.&lt;br /&gt;Hermes; o bir sahte , yalan , manipülasyon haberinin diğer adıdır. Gerçeklerin ters yüz edilmesi onun işidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hermes kendi döneminde ( mitolojik ) habere dair ne varsa tüccarların , zalimlerin , kötülüklerin tanrıların çıkarları için yapmıştır.&lt;br /&gt;Peki bugün tek kutuplu dünya , yeni dünya düzeni blokların yıkıldığı , soğuk savaşların bittiği , yerine uzay çağı denildiği ama daha çok haksız savaşlar , daha çok yoksulluk , adaletsizlik , halklar arsında düşmanlıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunların uzay çağı , bilgi çağı adı altında yapılması tam bir komedyadır. Evet, tüm bunlar olup biterken , dünyanın gidişatını sütliman gösteren ve böyle olduğunu inandırma çabasında olan kapitalist düzenin yılmaz savunucusu tekelci medya devlerinden başkası olamazdı.&lt;br /&gt;Her gün yalan pompalayan , çalma-çırpmayı kutsayan , insana dair bütün erdemleri ve onuru ayaklar altına alan . bireyi kutsayan ama insana aykırı değerler ile , toplumsal hayatın kolektifliğini yitirmiş , modası geçmiş şeyler olduğunu , yalanı her gün yaptıkları şeylerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burjuva medyası üretmiş olduğu bu kültür ile insanı yabancılaştırarak , felsefi olarak insanı tüketiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi çağı dedikleri , aslında günümüz dev medya kuruluşlarının çağıdır . Neo – Hermes dönemi de diyebiliriz bu çağa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım şöyle bir uzaktan yakına , dünyanın bir ülkesinde olup bitenlere , ülkemize , yaşadığımız şehre , işyerimize , okulumuza , evimize , neler yaşıyoruz , neler yapıyoruz. Duyduklarımız , okuduklarımız , gördüklerimiz , sayısız TV kanalları , gazeteler , radyolar … kısacası Neo – hermesler ‘in ellerinde çıkan haberler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüz tekelci medyasına karşı , çok güçlü bir eleştiri yapan bir kitap var elimizde .&lt;br /&gt;Türkiye ve Ortadoğu forumu vakfı , özgür üniversite kitaplığının güncel sorunlar dizisinden , öteki yayınevinden çıkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hermes’i sorgulamak yada medya eleştirisi isimli kitap , günümüz Neo – hermes’i inceliyor ve anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap 1998 de yayımlandı. Çokta yeni olmasa da , güncelliğini korumasından dolayı yenidir. Zaten okunmamış her kitap yeni değil mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap toplam yedi bölümden oluşuyor. Bugünün medyasının kendi araçları ile , insanları işten arta kalan zamanda , hoşça vakit geçirecekleri , konuşacak sözleri olacak bir şey olarak nasıl inandırdığını çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyanın , kültür emperyalizmini nasıl üretip dağıttığını , kültür emperyalizminin iki türlü amacı olduğunu ( ekonomik ve siyasi ) , kültür ürünlerinin piyasalarını ele geçirmek , kültürel bilinci şekillendirerek hakimiyet kurması , kapitalist devletin ideolojik aygıtı olarak medyanın kitleleri kültürel olarak bombardımana tutarak hükmün nasıl elde edildiğini kitabı okuyunca görebiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin , bilginin tekelleşmesi ile onun gerçekliğini ve inandırırcığını yitirmesi. Bugünkü haber kaynaklarının yüzde doksanının , 5 medya devinde toplanması.( CNN , BBC , anf , reutars ,CBS ) .&lt;br /&gt;Ayrıca , televizyonun gündelik hayatta insan üzerindeki tahribatını güzel bir örnek ile açıklıyor. Bir Amerikan vatandaşı yılda ortalama 1200 saat TV seyrederken , buna karşın yılda sadece 5 saat kitap okuduğunu belirtiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Amerika’daki bu araştırma sonucu TV tüm insanlık için bir trajedidir desek abartmış olmayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek tipleşmeye övgüler düzen medya , insan (lık ) ın beynine üniformalar giydiriyor. Tek tip üniformalarla gerçekliğin bertaraf edilmesi , sadece objektif olanın değil , sübjektif olanın da imhası anlamını kazanıyor .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yıl bir savcı , basının ilgilenmiş oldukları bir dava için , haber ve bilgi adına ortaya saçılanlar için güzel bir benzetme yapmıştı. “ bilgi kirlenmesi “&lt;br /&gt;Gerçektende bugünkü medya aslında bilgi kirlenmesinden başka bir şey yapmıyor. Faruk Arhan , temel Demirer , Umur Hozatlı , özgür Orhangazi , Sibel Özbudun ‘un kaleme almış olduğu kitap okunmalıdır diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Not :&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Arkadaşlar hepimiz kitap okuyoruz . Az ama çok okuduklarımızı sitemizde tanıtım adına , eleştiri adına , paylaşım adına yayınlasak nasıl olur ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesim AVESTA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-6411818397763460705?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/6411818397763460705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=6411818397763460705' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6411818397763460705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6411818397763460705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_3208.html' title='Antik çağ Hermes’inden bilgi çağının Neo- Hermes ‘ine'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R6ogX_queSI/AAAAAAAAAKs/31wKUEpyGNU/s72-c/6tu14.tmp.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-5975129636836398050</id><published>2007-09-17T08:24:00.009+03:00</published><updated>2008-01-30T12:34:17.519+02:00</updated><title type='text'>Fatih Terim'in maaşı 311 asgari ücretliye eşit</title><content type='html'>Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terimin maaşı mecliste Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu tarafından açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meclis Genel Kurulu'nda DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık gündeme getirdiği Terim ne kadar maaş alıyor sorusuna bugün Spordan sorumlu Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu tarafından cevap geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Terim’in maaşı &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000066;"&gt;135 bin 595&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; YTL olarak açıklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;Asgari ücretin 436 YTL&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; olduğu bir durumda Fatih Terim’in maaşı asgari ücretin 311 katı ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Futbol Federasyonu'nun, 107 milyon 354 bin 900 YTL gelirinden süper lige 4 milyon 500 bin YTL, 1. lige 1 milyon 150 bin YTL, 2. lige 1 milyon 600 bin YTL, 3. lige 1 milyon 8 bin 500 YTL olmak üzere kulüplere toplam 8 milyon 258 bin 500 YTL tesis yardımı yapıldığı açıklandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-5975129636836398050?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/5975129636836398050/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=5975129636836398050' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5975129636836398050'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5975129636836398050'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_1195.html' title='Fatih Terim&apos;in maaşı 311 asgari ücretliye eşit'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2968039428359065876</id><published>2007-09-17T08:24:00.007+03:00</published><updated>2008-01-27T21:18:41.862+02:00</updated><title type='text'>Kurumlar Ortaklaşa ÖSS Karşıtı Forum Düzenliyor</title><content type='html'>6 Ocak Pazar günü Yeni Dünya Gençliği, Mayısta Yaşam ve EHP Gençliği ÖSS'ye karşı bir forum örgütleme gündemi üzerinden bir araya geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumlar, bu topraklarda ilk kez yapılan ÖSS mitingine atıfta bulunarak böylesi bir organizasyonun hem kitle örgütleri hem de sorunun muhatapları nezdindeki kazanımlarına değindiler. Mitingin bu alanda çalışma yapılabileciğinin somut kanıtı olduğu ve zengin bir muhtevaya -sendika temsilcisi ve bir velinin konuşması, ezilenlerin kürsüsü olması, sistemin iç yüzünün açıklayıcı bir biçimde teşhirinin yapılması- sahip olduğu belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forumun da bu çerçevede ;&lt;br /&gt;i.Kurumların mücadele deneyimlerini aktaracağı iletişim zemini,&lt;br /&gt;ii. Elenenlerin yani ezilenlerin kendilerini ifade edebileceği bir kürsü,&lt;br /&gt;iii. Yanılsamaların kırılıp ÖSS'nin kimleri elediğinin gün yüzüne çıkarılmasını sağlayacak bir araç olacağı belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca mitinge hazırlık sürecinde kurumların birlikte düzenlediği panel ve söyleşilerin bu dönemde de yapılmasının yararlı olacağı bunun yanında ortak materyaller (broşür, sunum gibi) de kullanılabileceği konuşuldu. ÖSS sorunun salt öğrenci sorunu olmadığı; sendikalardan köy derneklerine, işçi kurumlarından gençlik örgütlerine kadar en geniş birliktelikle çalışmalara başlamak gerektiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantı sonunda EHP, YDG ve MY imzalı ortak çağrı metniyle ilk elden yaklaşık 12 kurumla görüşme alınıp cumartesi günü yapılacak olan toplantıya çağrı yapılacağı kararı alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1) 8 Ocak Salı günü 15.00'da Taksim'de buluşulacak ve bu kurumlara ziyaretler birlikte gerçekleştirilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Kurumlar toplantısı 12 Ocak Cts 15.00'da Başka Kültür Evi'nde yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12 Ocak Tarihli ÖSS Forumu Hazırlık Toplantısı &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Toplantıya Katılanlar: Anadoluda Yaşam (örgütleyici), SGD (gözlemci), Devlis (örgütleyici) DGD (örgütleyici, EHP gençliği (örgütleyici), Yeni Dünya Gençliği (örgütleyici), Mayısta Yaşam (örgütleyici)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gündemler: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1) Çağrıcı kurumlar, forumdan neyi hedeflediklerini aktardılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Forumun içeriği ve biçimi: Kurumlar çalışmaya yönelik beklentileri doğrultusunda formun biçimi ve içeriği belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Forumla ilgili;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;i.Forumun bir gün olarak yapılmasına.&lt;br /&gt;ii.ÖSS’ye karşı mücadele eden kitle örgütlerinin ve ÖSS’den elenen kesimlerin forumun asıl konuşmacıları olmasına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iii. Ezilenler ve kurumların konuşmalarını besleyecek, tiyatro, müzik gibi etkinliklerin gerçekleştirilebileceğine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iv.Kurum konuşmacılarının da olabildiğince somut konuşabilmesine dikkat edilmesine (uzun bir forum olacağının düşünülmesinden)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;v. Forumun tek bir etkinlik ya da bir son etkinlik olarak değil, ÖSS’ye kadar sürecek olan etkinliklerin bir başlangıcı olmasına karar verildi. Mart ayı yoğun olsa bile, burada da bir takım etkinliklerin yapılabileceği konuşuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vi.Forumun duyurulması ve geliştirilmesi açısından, a.Öncesinde bir basın açıklaması yapılabileceği b.Değişik kurumlarda yapılacak panel ve söyleşilerle forumun beslenmesi önerileri geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vii.Tarih ÖSS Forumunun tarihi 24 Şubat olarak belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;20 Ocak Tarihli ÖSS Forumu Hazırlık Toplantısı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Katılan kurumlar: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Devlis, Ehp Gençliği, Mayısta Yaşam Kooperatifi, Geleceğimizi İstiyoruz İnisiyatifi (gözlemci), Genç Düş , Genç Umut (gözlemci), 78 ADA-Der, Anadolu'da Yaşam&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gündemler: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1) Forum sürecinin genel aktarımı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Toplantıda, bu forumun mitingin devamı olarak ortaya çıktığı, öss karşıtı bir çok kurumun yaptığı çalışmaların birleştirilerek ÖSS’ye karşı parçalı yürütülen çalışmaların ortak bir zemine aktarılmasının yolunu döşemesinin hedeflendirildiği belirtildi. Forumu bir gün olarak değil, öncesi ve sonrasıyla ÖSS’ye kadarki süreci bir bütün olarak görmek gerektiği belirtildi. Forumun biçimi ile ilgili olarak, ÖSS’den elenen, ÖSS karşısında dünyası kararan tüm kesimleri kapsayan, onların kendilerini kendi bakış açılarıyla ifade edebileceği bir forum olması gerektiği belirtildi. Ayrıca, forumda bu alanda mücadele eden bütün kurumların örgütleyici olsun ya da olmasın, kendisini ifade edebilmesini, sürecini nasıl gördüğünü anlatabileceği bir zemin yaratılması gerektiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forumun materyallerinin ÖSS’den çeken hiçbir kesimi dışlamayacak şekilde hazırlanmasına vurgu yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2) Ortak bir filmin hazırlanması&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ortak bir filmin yapılabilmesi ile ilgili, Ehp'nin ve 78 adader'in olanaklarının olduğu, devlis'in de sorabileceği ifade edildi. Materyallerin toparlanmasının sorumluluğu tüm kurumlarca alındı. Film için hafta içi görüşülmesine karar verildi. Geçen mitingin fotoğraflarının hazırlanarak, salonun bu fotoğraflarla süslenmesi önerisi geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3) Basına haber verilmesi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Basın ile ilgili olarak, her kurumun değişik basın kuruluşlarında olanaklarının olduğuna, bu olanakların herkesce değerlendirilmesine, yalnız bir ortak basın metninin hazırlanmasına karar verildi. Evrensel ve Birgün'e ilan verilebileceği konuşuldu. Düzgün ve Su TV'nin çekim yapabileceği iletildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4) Bildiri ve afiş&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Ortak bildiri ile ilgili olarak, taslağı Mayısta Yaşam Kooperatifi hazırlayacak. Bir sonraki toplantıda bildirinin kullanımı netleştirilecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forumun afişi ile ilgili ayrıntılar sonra konuşulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5) Milletvekilleri:&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Milletvekillerinden Ufuk Uras'ın, Akın Birdal'ın, Sebahat Tuncel'in çağrılabileceği ifade edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;6) Bir sonraki toplantının gündemleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;v Forumun ismi&lt;br /&gt;v Forumun afiş ve bildirisi&lt;br /&gt;v Forumun yerinin netleştirilmesi&lt;br /&gt;v Forum öncesi yapılacak ortak çalışmalar (panel, film vs.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir sonraki toplantı,&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Tarih : 26 Ocak Cumartesi günü&lt;br /&gt;Saat : 16.00’da&lt;br /&gt;Yer : Taksim EHP’de yapılacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;26 Ocak Tarihli ÖSS Forumu Hazırlık Toplantısı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Katılımcılar:&lt;br /&gt;Dev-Lis, DGD, EHP Gençliği, 78'liler Ada-Der, Anadoluda Yaşam, Geleceğimizi İstiyoruz İnisiyatifi, Genç Düş, Esenyurt Kolektifi, YDG ve Mayısta Yaşam.&lt;br /&gt;Katılımcı kurumların hepsi aynı zamanda örgütleyeci. Ayrıca Eğitim-Sen 3 no'lu Şube de forumun örgütleyecileri arasında yer alıyor. Forumun hazırlık toplantılarına katılım sağlanamasa da ortak çıkarılan materyallerde imzacı olacaklarını ve maddi destekte bulunabileceklerini belirtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gündemler: &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Afiş-Forumun Adı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Toplantıya ilk olarak afişte yer alacak sloganın belirlenmesi gündemiyle başlandı. Afişte yer alacak sloganın ÖSS karşıtlığı üzerinden bir vurgu taşıması kurumlarca öne çıkarıldı. Forumu örgütleyen bileşenin bu karşıtlık üzerinden ortak bir payda yakaladığı, alt başlıkların forumda ve kurumların kendilerini ifade etmeleriyle işlenebileceği konuşuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;24 Şubat'ta ÖSS'ye Karşı Söz Karar Bizim!&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; Sloganı afişte yer alacak. Geleceğimizi İstiyoruz İnisiyatifi afişi hazırlamakta sorumluluk aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Forumun adının da&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ffffff;"&gt;"ÖSS'ye Karşı Söz Karar Bizim"&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; olacağı kararlaştırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bildiri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Mayısta Yaşam'ın taslak olarak sunduğu bildirinin, ortak bir faaliyetin ortak bir bildirisi olabilecek nitelikte olduğu, kullanılan dilin toplama uygun bir şekilde yerinde ve kıvamında olduğu söylendi. Farklı ve çeşitli alanlarda çalışma yürüten kurumları kapsayan bir metin olduğu vurgulandı. Bildirinin son hali -gelen öneriler ve değişikliklerin eklenmesiyle- kurumların email adresleri üzerinden halledilecek. Mayısta Yaşam, bildiriyi 30 Ocak Çarşamba günene kadar hazırlamada sorumluluk aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yer&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Taksim, Okmeydanı, Maçka gibi bölgelerden yer önerileri geldi. Maddi olarak yüksek meblağlar isteyen ve nicel olarak sınırlı sayıda insanı kaldırabilecek yerler olmaları dolayısıyla buralar elendi. Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi'nde bulunan Cennet Düğün Salonu üzerinde mutabık kalındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Basın Metni&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Basına duyuru metnini Geleceğimizi İstiyoruz İnisiyatifi ve Mayısta Yaşam hazırlayacak. Ortak bildiriye parelel ve kısa bir metin olması belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrensel, Birgün, Genç Hayat gibi gazetelerde; Dem TV, Hayat TV gibi kanallarda forumun duyurusunun ve haberinin yapılacağı iletildi. Kurumlar kendi olanakları doğrulutsunda medya ile iletişime geçecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Milletvekillerinin Katılımı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Geleceğimizi İstiyoruz İnisiyatifi, Ufuk Uras ile iletişime geçecek; Mayısta Yaşam da Sebahat Tuncel ile görüşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ön Organizasyon&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurumların foruma kadarki süreçte yerellerde örgütleyeceği etkinlikleri eş güdümlü yapabilecekleri konşuldu:&lt;br /&gt;·Anadolu'da Yaşam 17 Şubat'ta Okmeydanı'nda düzenleyeceği etkinliğe panelist olarak diğer kurumları davet etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·YDG, 10 Şubat'ta Güney Kültür Merkezi'nde Esenyurt Kolektifi'yle etkinlik yapacak, buna katılımcı ve panelist olarak kurumları da davet ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Geleceğimizi İstiyoruz İnisiyatifi, TAK-SAV'da (Kadıköy) 17 Şubat'ta panel tarzında bir etkinlik düzenlenebileceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·Mayısta Yaşam da üç şubesinde etkinlikler düzenleyeceğini ve özellikle aynı yerellerde çalışma yürüten kurumların birlikte etkinlikler düzenleyebileceklerini belirtti. DGD ile Ümraniye'da ortaklaşa bir etkinlik yapılabileceği üzerinden konuştular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikalar ve meslek odalarıyla görüşmenin, onları sürece katmada yararlı olacağı söylendi ve bunun bir sonraki toplantıda konuşulacağı kararlaştırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Not:&lt;/strong&gt; Ayrıca 28 Ocak Pzts günü DEV-Lis ve EHP Gençliği; İLGP, Tüm-İGD ve Emek Gençliği'yle görüşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki toplantı 2 Şubat Cumartesi saat:12.00'de EHP'de düzenlenecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2968039428359065876?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2968039428359065876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2968039428359065876' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2968039428359065876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2968039428359065876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_4067.html' title='Kurumlar Ortaklaşa ÖSS Karşıtı Forum Düzenliyor'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2498492596892126217</id><published>2007-09-17T08:24:00.005+03:00</published><updated>2008-01-23T20:39:39.959+02:00</updated><title type='text'>Yobazlığa karşı basın açıklaması</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R5eJR_queQI/AAAAAAAAAKc/aZxpUQn1lhE/s1600-h/Basin+aciklamasi...jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5158742840417614082" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 301px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px" height="272" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R5eJR_queQI/AAAAAAAAAKc/aZxpUQn1lhE/s400/Basin+aciklamasi...jpg" width="326" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;13 Ocak 2008 pazar Saat 13:00'da Salon Seramonide Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı, okulunda alevi olduğu için öğretmeni tarafından dövülen, rencide edilen B.K.adlı öğrencinin yaşadığı olumsuzluğu protesto etmek için bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Yapılan bu haksızlık sadece öğrenci B.K.ya değil tüm alevi halkına ve farklı olduğu için dışlanan tüm halklara ve uluslara yapılmış bir yobazlık ve gericiliktir” dendi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Basın açıklaması Su Tv sunucusu Hüseyin Kelleci'nin basın bildirisini okumasıyla başladı Kelleci; '' Çevremizde bulunan okullardan birinde B.K.adlı alevi öğrenci öğretmeni tarafından dövülmüştür, öğrencisine bu tavizsizliği gösteren öğretmen görevden alınmak yerine küçük bir para cezası ile başka bir okulda göreve başlatılmıştır. Asıl tepkimiz bu olaya sebep olan hocanın yaptığına tepkisiz kalanlaradır. Siyasi otorite bunu engellemek yerine sessiz kalmış ve desteklemiştir. Irkçılığa, bölücülüğe hayır diyoruz” dedi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;"Ötekileştirici zihniyet sorunu beldemizin değil ülkemizindir'' &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;B.K.yı muayene eden doktor ''Yılmadık yılmayacağız burada olmamızın sebebi budur, Başkalaştırıldığımız için hor görüp dışlıyorlar, Amerika'da siyahi olmak Türkiye'de Kürt olmak Alevi olmak sorundur. Ama baskılar bizi yıldıramaz, Biz olaya dair dilekçe gönderdik yetkili birimlere, fakat hiç bir ses çıkmadı. AKP'li bazı üyeler B.K.yı dinlemelerine rağmen dilekçeye şart koydular, onaylamadılar. Alevilikte iftar olmadığını bile bile iftara çağırıyorlar.Açılım adıyla bizi kandırmaya çalışıyorlar, Biz bir lokma ekmeğe kendimizi satmayız, biz onurlu ve dik başlı bir milletiz, tarih boyunca ezildik,asıldık, derimiz yüzüldü ama onurumuzdan bir şey kaybetmedik. 'Cemevleri ibadethane olamaz' diye bir karar çıktı bu kararı o takkeliler veremez. Birlik olalım, bir olalım, diri olalım'' diyerek konuşmasını bitirdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Muhittin Çalışkan'ın ''Şeriata en büyük engel Alevilerdir. Aleviler bunların karşılarında dimdik duracak. Muharrem ayını Kutsal matem aynı lüks otellerde, lüks yemeklerle yapmaya çalıştılar. Bir açılım yapılacaksa mecliste yapılsın...Cemevleri ibadethane sayılsın'' sözleriyle basın açıklaması son buldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Esenyurt'un eski belediye başkanı Dr.Gürbüz Çapan da basın açıklamasına katılarak bir konuşma yaptı. Çapan konuşmasında AKP’nin halkı Abdulhamit yöntemlerini kullanarak bir lokma erzakla kandırmaya çalıştığını söyledi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Basın açılamasına ; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*Çağdaş Gençlik Derneği &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*Emek İş Sendikası &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*DSP &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*TÜM-BELSEN &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*Temel Haklar ve Özgürlükler Derneği &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*Anavatan Partisi &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;*SHP il başkanı katıldı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Esenyurt Kolektifi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2498492596892126217?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2498492596892126217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2498492596892126217' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2498492596892126217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2498492596892126217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_2472.html' title='Yobazlığa karşı basın açıklaması'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R5eJR_queQI/AAAAAAAAAKc/aZxpUQn1lhE/s72-c/Basin+aciklamasi...jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8347974522929820156</id><published>2007-09-17T08:24:00.001+03:00</published><updated>2008-01-18T00:25:46.684+02:00</updated><title type='text'>Yerel Yönetimler ve Esenyurt</title><content type='html'>Kamusal alan ve siyaset toplumsal yaşamın akışını etkileyen ve belirleyen iki temel olgudur. Ancak; toplumsal yaşamı düzenlemedeki yerel demokrasinin gücünü göz ardı etmemek gerekir. Günümüzde var olan partilerin demokratik öz ve ilkeleri esas almaları ve bu temelde proğram-tüzüklerini, iç işleyişlerini, parti içi demokrasiyi ve kitleye yaklaşım tarzını benimsemeleri dönemin ihtiyaçları arasında olduğunu belirtmek gerekir. Siyasi partilerin yönetim kadrolarını şekilsel ve sürekli değişken bir atmosferden çıkararak her bakımdan emekçilere ve halk yığınlarına öncülük edebilecek bir düzeyi yakalamaları gerekmektedir. Söz konusu istemlerin pratikte yaşam bulabilmesi için politik ve örgütsel anlamda yönetim gücü olmayı gerektirir. Yine bunun bir gereği olarak da kendi içerisinde barışık ve uyumlu olduğu gibi, bunu alt birim ve çalışanlarına da yayan parti içi demokrasi ve katılımcılığı esas alan bir anlayışı benimsemekle mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavramların giderek anlamını yitirdiği bir süreç yaşanmaktadır. Buradan hareketle Esenyurt beldesinin bu günkü durumuna bakıldığında önümüzdeki yerel seçimlerde çıkabilecek sonucu şimdiden kestirmek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Temmuz erken genel seçimlerinde görüldüğü gibi tüm sağ parti tabanlarından ve kısmen de olsa kararsız seçmenin oyunu alan Ak parti gerçeği var. Diğer yandan hiç biri tek başına iktidar olabilecek düzeyde görünmeyen ve içerisinde sol parti diye tabir edilen kurumların durumu tüm kamuoyunun malumudur. Hatta bu cenahta yer alan bazı şahsiyetler yüzünü halka dönmeleri gerekirken, günümüz gerçeklerini görmezden gelip komplo teorileri üretmekle yetinmeyip deve kuşu politikası gütmektedirler. Tıpkı rüzgar gülü gibi 360 derece manevra ile her dönem farklı yöne dönmektedirler. Yani iktidara hangi anlayış gelirse gelsin onları ilgilendiren tek husus varsa oda bireysel çıkar ve beklentilerin olduğunu Esenyurt kamuoyu yakinen bilmektedir. Kısaca anlatmaya çalıştığım şey şudur ki; kendisine ait hiçbir fikri olmayan bu ve benzeri kişilikteki insanların toplumu yönetme iddiası aldatmacadan öte bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt’ta önümüzdeki yerel seçimlerde sağ ve sol eksende iki parti arasında çekişme yaşanacağı kaçınılmaz gibi görünmektedir. Diğer partiler kendilerine yakın gördükleri bu iki kutup arasında kendisine yakın olan ve kendi temsiliyetini sağlayacağı bir tercihle karşı karşıya oldukları kaçınılmazdır. Tam da bu noktada yerel düzeyde güç birlikleri ve bloklaşmaya gitmek demokratik siyasetin gerekleri arasında olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halk siyasetinin temelinde çoğulculuk ve uzlaşma anlayışı vardır. Yerel yönetimlere bakış açısı ve yaklaşım itibariyle demokratik siyaset ve uzlaşı kültürünün esas alınması bütün partiler ve yönetimlerinin duyarlılığına bağlıdır. Olası yerel güç birlikleri ilkesel düzeyde ve her kurumun gücü oranında temsiliyet hakkıyla orantılı bir şekilde gerçekleştiğinde birlikte kazanma ruhu yakalamak mümkündür. Aksi takdirde 2004 yerel seçimlerinde de görüldüğü gibi yenilgilerin kaçınılmaz olduğunu belirtmek yanlış olmasa gerek. Bir diğer önemli husus da demokrasinin emekten yana bir yorumla geliştirilmesi olmalıdır. Bu nedenle toplum açısından demokrasi kamusal, yerel yönetimler ve belediyecilik alanında yaklaşımların ekseni olarak ön görülmelidir. Bu temelde katılımcı belediyecilikten ne anlaşılması gerektiğini ve buna ilişkin pratik yaklaşımların ne olması gerektiğini açık bir şekilde ortaya konulması hususu ihtiyaç olarak karşımızda durmaktadır. Geçmiş süreçlerde bu rol farklı yer zamanlarda ve farklı biçimde oynanmıştır. İçerisine girdiğimiz yüz yılın karakterine bakıldığında bu farklılığa uygun bir tavır sergilenmediğini belirtmek mümkündür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediye çalışmaları seçimden seçime değerlendirilerek hesap verilen çalışmalar olmaktan çıkarılmak isteniyorsa seçim sonrası kendi bünyesindeki birimlerin yetki ve sorumluluklarını doğru icra etmesine olanak tanımakla sağlanabilir. Böylece Belediye dışında kalan halkı karar alma süreçlerine katılımı sağlanarak aynı zamanda faaliyetlerin denetimi de beraberinde getireceği kaçınılmazdır. Bu konuda şeffaf ve dürüst bir yol izlemek demek yerel kurumların ve tüm ilgililerin katılımı ile daha güçlü bir belediyecilik örneği sergilenmiş olacaktır. Bu doğrultuda bunun emeği, çabası ve yaratıcılığı kimler tarafından en geniş biçimde kitlelere kabullendirilirse, sonuç alma noktasında istediğini elde eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vesile ile yeni yılınızı kutlar sağlık ve mutluluklar dilerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M. Hanifi Kaya&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8347974522929820156?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8347974522929820156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8347974522929820156' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8347974522929820156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8347974522929820156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_9162.html' title='Yerel Yönetimler ve Esenyurt'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-7704363993504586832</id><published>2007-09-17T08:23:00.008+03:00</published><updated>2008-01-12T10:50:25.662+02:00</updated><title type='text'>Umudun mirasçısı Orhan Kemal ve Cemilesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R4h_Cd6lzJI/AAAAAAAAAJ8/imwJ9NM2I9A/s1600-h/orhank1zw2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5154509453892373650" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="212" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R4h_Cd6lzJI/AAAAAAAAAJ8/imwJ9NM2I9A/s400/orhank1zw2.jpg" width="225" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Türk edebiyatının beklide işçi sınıfına en yakın yazarlarındandır Orhan kemal. 72. koğuş, murtaza,grev …daha sayamadığımız yüze yakın yazılı çeşitli türden eser. Bazı eserleri sinema ve tv de film olarak gösterildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kovuşturmalar, hapis. Nazım hikmet ile komünizm propagandası yapmak suçundan aynı cezaevinde yattı. Mahkemede bir gün hakim, “ neden fakir fukaradan bahsediyorsun neden zenginlerden bahsetmiyorsun “ dediğinde hakime cevabı “ haklısınız ama ben Unkapanı’nda oturuyorum ve etrafımda fakirler yaşıyor “ şeklinde olmuştur. Orhan kemal, yaşadığı dönemde çevresinden olsun ülkesinden olsun ilgisizlikten dolayı çok bunaldığı zamanlar olmuştur. Hatta intiharı bile düşünmüştür. ama umudunu hiç yitirmemiştir. Çocukları, babalarının onlara bıraktığı tek mirasın umut olduğunu söylemişlerdir. Orhan kemal’in umuda dair sözü “ kara gün kararıp gitmez, her kara günün sonunda aydınlık gün var “ olmuştur . O ilgisizlik günleri bu gün geride kalmıştır . eserleri bu gün dünyanın bir çok ülkesinde değişik dillerde çevrilip yayınlanıyor. Ve ilgi ile takip ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazımı, son günlerde yeniden okuduğum, Orhan kemal’in işçi sınıfına adanmış romanlarından olan “ cemile “ adlı kitabı zevkle bir solukta okunacak steinbeck tarzında bir romanı ile kısaca anlatarak noktalayalım. Roman Adana’da da bir iplik fabrikasında bir tarafta işçilerin yaşam koşulları diğer diğer yandan bir ayağı toprakta bir ayağı fabrikada burjuva karakteri oluşmamış, diğer yandan yüzü Avrupa burjuvazisine dönük iki fabrika ortaklarını karakterize ediyor. Romanın ana karakteri cemile abisi ile birlikte iplik fabrikasında çalışmaktadır. Cemile ile aynı fabrikada çalışan katip Necati cemile’ye aşıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemile’nin güzelliği etrafında bir dikkat ve zoraki sahip olmak isteyen deveci çopur Halil tehlikesini getirir. Fabrikaya yeni getirilen İtalyan mühendise karşı fabrika sahiplerinden olan kadir ağanın üretim kapasitesini bilinçli olarak işçilerin haberi olmadan düşürmesi sonrası parça başı çalışan işçiler aldıkları ücrete isyan ederler. Bir paradoks durumu gibi anlaşılsa da işçiler bu durumun bir oyun, bir tezgah olduğunu sonradan görüyorlar. İşçilerin her türden bozguncu, birbirlerine karşı ayak oyunlarına kapılmalarına rağmen, en zor koşullarda birbirlerine destek, dayanışma ruhunu romanda görebiliyoruz. Orhan kemal’in edebiyatının Anadolu halklarının toplumsal döngüsünün kendi toplumsal gerçekçi anlayışının süzgecinden damıtıldığını fark ediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOTLAR :&lt;br /&gt;Orhan kemal “ cemile “ epsilon yayıncılık . 152 syf. Roman .&lt;br /&gt;Vatan kitap dergisi 15 aralık 2007 yıl 3 sayı 45 te Orhan kemal’in oğlu ile yapılmış röportajdan alıntı yapılmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-7704363993504586832?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/7704363993504586832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=7704363993504586832' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7704363993504586832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7704363993504586832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_3397.html' title='Umudun mirasçısı Orhan Kemal ve Cemilesi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R4h_Cd6lzJI/AAAAAAAAAJ8/imwJ9NM2I9A/s72-c/orhank1zw2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1038632341832181309</id><published>2007-09-17T08:23:00.007+03:00</published><updated>2008-01-01T02:05:47.522+02:00</updated><title type='text'>Kolektifler yeni yıla her dilden şarkıları "barış ve kardeşlik" için söyleyerek giriyor</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3mCgN6lzHI/AAAAAAAAAJs/8Ds9Ko3WwVk/s1600-h/haber.kol.5-2007-12-31"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150291138877705330" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 298px; CURSOR: hand; HEIGHT: 167px" height="196" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3mCgN6lzHI/AAAAAAAAAJs/8Ds9Ko3WwVk/s400/haber.kol.5-2007-12-31" width="323" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Öğrenci Kolektifleri tarafından İTÜ Maçka Kampüsü’ünde 28 Aralık Cuma günü düzenlenen “Yeni Yıla Barış ve Kardeşlik Türküleriyle Giriyoruz” etkinliği yoğun bir katılımla ve oldukça coşkulu bir biçimde gerçekleşti. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3mB4t6lzFI/AAAAAAAAAJc/ZIr9dY5vLz4/s1600-h/haber.kol.5-2007-12-31"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Grup Marsis, Kızılırmak ve Kardeş Türküler’in sahne aldığı “Barış ve Kardeşlik buluşmasında” 1000 üniversiteli bir araya geldi. Grup Marsis Laz Rock tarzındaki şarkılarıyla ilk olarak sahne alırken, daha sonra Kızılırmak grubu, şarkılarını etkinliğe katılanların büyük coşkusu ve katılımıyla söyledi. Son olarak Kardeş Türküler sahne aldı. Grup şarkılarını söylemeden önce “Barış ve Kardeşlik” için duygularını Kürtçe, Ermenice ve Türkçe dillerinde dile getirdi. Türkçe, Kürtçe ve Ermenice şarkılarla Kardeş Türküler uzun süre sahne aldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3mB4t6lzFI/AAAAAAAAAJc/ZIr9dY5vLz4/s1600-h/haber.kol.5-2007-12-31"&gt;&lt;/a&gt;Salonda ki tüm koltuklar dolarken, &lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3mDbt6lzII/AAAAAAAAAJ0/6K_upBqRhjM/s1600-h/haber.kol.2-2007-12-31"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150292161079921794" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="233" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3mDbt6lzII/AAAAAAAAAJ0/6K_upBqRhjM/s400/haber.kol.2-2007-12-31" width="353" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;yan merdivenler ve salonun arka kısmında da yoğun katılım nedeniyle ayakta duranlar ve oturanlar oldu. Etkinlik boyunca coşkusunu hiç yitirmeyen ve şarkılara eşlik eden üniversiteliler “Kızıldere” söylendikten sonra “Faşizme Karşı Omuz Omuza” ve “Yaşasın Halkların Kardeşliği” sloganlarıyla barış ve kardeşlik için mücadeleyi vurguladılar. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Etkinlikte yapılan konuşmalarda üniversitelerin halkların kardeşliği için mücadele etmesi gerektiği vurgulandı ve Öğrenci Kolektifleri’yle birlikte daha da yukarı taşınması gerektiği söylendi. Ortadoğu’da emperyalist işgallere, sömürgeciliğe ve savaşa, halkları birbirine düşman etmeye çalışan gericiliğe, ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı mücadele edilmesi gerektiği anlatıldı. Eğitimin piyasalaştırılması ve üniversitelerin giderek baskısını artıran anti demokratik uygulamalar, kariyerci bireyci ve rekabetçi bir kültürün giderek yaygınlaştırılmasına karşı üniversitelerin bir araya gelmesi istendi. AKP ve uygulamaya çalıştığı emperyalistlerin sömürgecilik politikalarına karşı hak mücadelelerini yükseltileceği vurgulandı. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.kolektifler.net/"&gt;www.kolektifler.net&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1038632341832181309?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1038632341832181309/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1038632341832181309' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1038632341832181309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1038632341832181309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_6984.html' title='Kolektifler yeni yıla her dilden şarkıları &quot;barış ve kardeşlik&quot; için söyleyerek giriyor'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3mCgN6lzHI/AAAAAAAAAJs/8Ds9Ko3WwVk/s72-c/haber.kol.5-2007-12-31' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-860270609614944058</id><published>2007-09-17T08:23:00.005+03:00</published><updated>2007-12-31T13:56:59.008+02:00</updated><title type='text'>Kardeşlik türküleri hep birlikte söylendi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3jY1N6lzDI/AAAAAAAAAJM/5MSrbiN6NAs/s1600-h/Kardeslik_turkuleri_hep_birlikte_soylendi_20071229_134359.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150104582678236210" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3jY1N6lzDI/AAAAAAAAAJM/5MSrbiN6NAs/s400/Kardeslik_turkuleri_hep_birlikte_soylendi_20071229_134359.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Esenyurt Hayat Ve Sanat Kültür Derneği'nin düzenlediği “Kardeşlik türküleri söylüyoruz” etkinliği dün akşam Princess Düğün Salonu'nda gerçekleşti. Gecede buluşan Türk ve Kürt emekçiler, sınırötesi saldırıya karşı halkların kardeşliği için kol kola halaya durdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt Hayat Ve Sanat Kültür Derneği, “Kardeşlik türküleri söylüyoruz” şiarı ile dün akşam Princess Düğün Salonu'nda bir dayanışma etkinliği düzenledi. Irkçı faşist saldırılara ve sınırötesi saldırılara karşı halkların kardeşliği bayrağını büyütme hedefi ile gerçekleştirilen etkinliğe 300'e yakın işçi ve emekçi katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecede buluşan Türk ve Kürt emekçiler, halkların kardeşliği için kol kola halaya durdu. Gecede Ali Asker, Grup Vardiya ve Koma Karker sahne aldı. Geceye, DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel'de katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;'Sosyalist kültürü geliştirmek için yola çıktık'&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Etkinliğin açılış konuşmasını Esenyurt Hayat Ve Sanat Kültür Derneği yöneticisi Serkan Han yaptı. Han, sosyalist kültürü geliştirmek için yola çıktıklarını belirterek, etkinliğe katılanlara 'Hoşgeldiniz' dedi. Son dönemde yaşanan ırkçı faşist ablukaya dikkat çeken Han, halkların kardeşliği için çalışmalarını sürdüreceklerini dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecede sahne alan ilk grup, Koma Karker oldu. Grup, Türkçe, Kürtçe, Lazca ve Arapça ezgileri etkinliğe katılanların beğenisini topladı. Grup Ahtamara'da Kürtçe ezgileri ile uzun süre alkışlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2008'de özgürlük ve kardeşlik kazanacak&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Gecede Ezilenlerin Sosyalist Platformu adına da bir konuşma yapıldı. ESP'li Umut Yakar konuşmasında Kürt halkına yönelik imha ve inkar politikasına değindi, sınırötesi saldırıları teşhir etti. Barış ve kardeşlik mücadelesinin sokaklarda büyümeye devam edeceğini dile getiren Yakar, baskı ve tehdit politikasına boyun eğmeyeceklerini dile getirdi. “Sınırötesinde patlayan her ateş, İstanbul sokaklarını da yakacak” dedi. Yakar, geceye katılanların yeni yılını kutlarken, “2008'de özgürlük ve kardeşlik kazanacak” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecenin ilerleyen saatlerinde sahne alan Grup Vardiya ezgileri ile gecenin coşkusunu artırdı, tempoyu yükseltti. Kol kola halay duran gençler Türkçe ve Kürtçe ezgileri hep bir ağızdan söyledi. Grup, Kürtçe ezgilerini direngen Kürt kadınlarına armağan etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tuncel: Birlik ve dayanışma günü&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;DTP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de geceye katılanlara seslendi. DTP üzerindeki ırkçı ablukaya ve linç siyasetine dikkat çeken Tuncel, “Milli duyguları kabaran, eline silahını alıp parti binalarımıza saldırıyor” diye konuştu, saldırıların devlet destekli olduğunu belirtti. Bayram günlerinin barış ve kardeşlik günlerine sahne olması gerekirken askeri saldırılara tanık olduğunu belirten Tuncel, DTP Eşbaşkanı Nurettin Demirtaş'ın tutuklanmasını kınadı. “Sosyalist olmak, ezilen halkların yanında olmayı gerektirir” diye belirten Tuncel, gecenin önemine vurgu yaptı, “Bugün birlik ve dayanışma günüdür” dedi. Konuşmanın ardından Hasan Ocak'ın annesi Emine Ocak, Tuncel'e çiçek verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gecede son olarak sahneyi Ali Asker aldı, ezgilerini dile getirdi. Ali Asker, geceye katılanlar tarafından uzun süre alkışlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceye Tekstil-Sen Esenyurt Temsilciliği, Güney Kültür Merkezi, Tunceli Hozat Kültür Derneği, DTP, Temel Haklar Derneği, Gazi Kültür Sanat Derneği ve Eyüp Hayat ve Sanat Kültür Derneği katıldı, destek mesajları gönderdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.atilim.org/"&gt;http://www.atilim.org/&lt;/a&gt; (29.12.2007)-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;span style="color:#003300;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Esenyurt Kolektifi'nin etkinliğe gönderdiği mesaj: &lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dünyada ve ülkemizde oynanan emperyalist oyunlar onyıllardır devam ediyor. Bir tarafta Kürt halkının varlığı imha edilmeye çalışılırken diğer taraftan işçi sınıfına dönük saldırılar artırılarak sınıfın, ezilen halkların özgürlük ve kardeşliği hepten yok edilmeye çalışılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum demokratik kitle örgütlerinin dayanışmasını güçlendirerek geliştirmesi gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu, yaşadığımız bölge olan Esenyurt halkının çıkarlarının gereğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerici saldırılara ve gerici kültür kuşatmasına karşı devrimci kültürün korunması ve kitleler içinde kök salması için çaba sarf eden hayat ve Sanat Derneği'nin düzenlediği bu etkinlik içinden geçtiğimiz dönem açısından önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dostlarımızı selamlıyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşasın Birlik ve Dayanışma !&lt;br /&gt;Yaşasın halkların kardeşliği !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-860270609614944058?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/860270609614944058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=860270609614944058' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/860270609614944058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/860270609614944058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_4056.html' title='Kardeşlik türküleri hep birlikte söylendi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R3jY1N6lzDI/AAAAAAAAAJM/5MSrbiN6NAs/s72-c/Kardeslik_turkuleri_hep_birlikte_soylendi_20071229_134359.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-6873229410717745558</id><published>2007-09-17T08:23:00.003+03:00</published><updated>2007-12-26T21:51:39.247+02:00</updated><title type='text'>Asgari Ücret ve Sınıf Mücadelesi (Seminer)</title><content type='html'>Esenyurt İşçi Kültür Evi’nde asgari ücret ve son süreçte gündemde olan SSGSS saldırısı gündemli bir seminer gerçekleştirildi. Seminere konuşmacı olarak Volkan Yaraşır katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Volkan Yaraşır, Asgari ücretin ortaya çıkışının 18. yy’da bir işçinin normal işleyişte çalışabilmesi için gereken enerji için gerekli olan ücret olarak hesaplandığını ve Türkiye’de ilk olarak 1969 yılında il bazında uygulanmaya başlandığını ve ilk etapta 26 ilde hayata geçtiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulanan ekonomik şiddetin uygulanan psikolojik terör ve işçinin alt kimlikler şeklinde bölünmesiyle birlikte işçiyi nesneleştirdiğini ifade eden Yaraşır, bu durumun Sınıfın değiştirebilme gücünü, kolektif-devrimci gücünü dağıttığını dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçi sınıfının isyan hareketlerine değinen Yaraşır, Ludizmin kapitalizmle özdeşleşen makineye saldırı şeklinde gelişmesini olumlu olarak değerlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Volkan Yaraşır'ın “&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bu dönem grevlerin, genel grevlerin yapılması gereken dönem. Başka türlü geri adım atacakları yok. Sermayenin kolektif saldırısına karşı işçi sınıfının tek gücü var; kolektif davranmak. Ülke genelinde fabrikalarda, organize sanayilerinde koordineli ve kolektif bir mücadele örgütlenmeli&lt;/span&gt;.&lt;/em&gt;” sözleri yorumlamak eylemini aşarak değiştirme eylemine yönelen mücadeleci unsurlar için önemliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık üç saat süren seminer dinleyiciler açısından oldukça verimli oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Esenyurt Kolektifi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-6873229410717745558?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/6873229410717745558/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=6873229410717745558' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6873229410717745558'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6873229410717745558'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_4275.html' title='Asgari Ücret ve Sınıf Mücadelesi (Seminer)'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1228365193443381749</id><published>2007-09-17T08:23:00.001+03:00</published><updated>2007-12-20T17:50:44.074+02:00</updated><title type='text'>İnsan köpeği ısırdığında</title><content type='html'>Büyük medya kuruluşlarının kalemşorları yine yalan  yine savaş telalığı yapıyor. Başta Mehmet Ali BİRAND, Ertuğrul Özkök olmak üzere medyanın önemli  yazar ve çizer kadrosu aynı koro içinde. Toplumu uyutmayı, aptallaştırmayı kendilerine bir görev bilmiş bu kesim her gün köşelerinde kan kin öfke pompalıyorlar. Geçtiğimiz aylarda Yaşar Büyükanıt ve diğer TSK mensupları yapmış oldukları beyanatlarda terörle mücadelede asker yalnız kalıyor bunun için mücadelenin  sivil  boyutu da olmalıdır diyorlardı. Nitekim büyük medya kuruluşları durumdan kendilerine görev  çıkartılar. En son 16 Aralıkta kuzey Irak’a yapılan hava saldırısında 50 JET UÇAGININ yapmış olduğu bombardımanda 25 milyon dolar harcanmıştır. Geçmişteki  benzeri operasyonların bir tekrarından farkı olmayan-olmayacak müdahaleler halklara gözyaşı ve acıdan başka bir şey  getirmeyeceği aşikardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Bugün artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Kim ne derse desin Kürt sorunu yakıcı bir hal almıştır. Kürt sorununa bildik inkarcı asarız, keseriz, bitiririz, tek millet,  tek bayrak  edebiyatı  hamasi nutukları  çözüm olarak görenler  tarihin akışına karşı ters kürek çekmektedirler.  Milyonların oyunu almış parlamentoda gurubu olan DTP ve PKK şahsında Kürtlere tam bir linç siyaseti uygulanıyor. Sermaye basını bu planın yaygaracısı ve maşasıdır.     &lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;          Son hava operasyonunda sanki her yer güllük gülistanlık olmuşta destanlar yazılıyor- kahramanlıklar anlatılıyor. Hava operasyonun ardından başta ırak Kürt federe devlet yetkilileri ve yabancı haber ajansları bombardımanda sivil halk ve hayvanların ölüm  ve teleflerin olduğunu kamuoyuna duyurdu. TSK ve medya  ise operasyonu sanki bir bilgisayar oyununu anlatır gibi TV kanallarında  yayınladılar ve inkar ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          AKP hükümeti artık ABD-ORDU-SERMAYE ile tam bir mutabakat halinde işçilere ve emekçilere saldırı halindedir. Bir yandan yeni sosyal güvenlik yasaları  ile işçi ve emekçilere daha kölece  ve yoksulluk diğer yandan Kürtlere Pişmanlık Yasası yada bomba  ile  maskesi tamamen düşmüştür. Ama işçi ve memurların son günlerdeki eylemlilikleri yine Kürtlerin artık yeter sloganları  alanların yeniden ısınacağının işaretidir.&lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;          Bundan dolayıdır ki sermaye basını  o bilindik  ilkesi olan  insanı köpek ısırdığında haber yapmazken  köpeğin insanı ısırmasını  beklemektedir .&lt;br /&gt;                                                                                 &lt;br /&gt;NESİM AVESTA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1228365193443381749?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1228365193443381749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1228365193443381749' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1228365193443381749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1228365193443381749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_7009.html' title='İnsan köpeği ısırdığında'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2659325258808012300</id><published>2007-09-17T08:22:00.012+03:00</published><updated>2007-12-20T11:56:57.727+02:00</updated><title type='text'>Ardahan Derneği buluşturdu</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2o7u96lzBI/AAAAAAAAAI4/tNSC6XkQ2wI/s1600-h/1072.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145991202304543762" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2o7u96lzBI/AAAAAAAAAI4/tNSC6XkQ2wI/s400/1072.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;Merkezi Esenyurt’ta bulunan İstanbul Ardahan Kültür ve Dayanışma Derneği Ardahan il ilçe ve köy dernek yöneticilerini kahvaltıda buluşturdu. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkezi Esenyurt’ta bulunan İstanbul Ardahan Kültür ve Dayanışma Derneği Ardahan il ilçe ve köy dernek yöneticilerini kahvaltıda buluşturdu. Kahvaltıda Ardahan dernekler federasyonun kurulması için birlikte hareket etmeliyiz. Öncelikle İstanbul’da kurulu 5 Ardahan il derneği birleşmeli ki İlçe ve Köy dernekleri bu birlikteliğe inanıp destek sunmalıdır ortak görüş hakim oldu. Diğer yandan dile getirilen Kıraç Ardahanlılar Derneği ve Merkezi Esenyurt’ta bulunan İstanbul Ardahanlılar derneği bir yemekli gecede birleşme kararı almış Kıraç Ardahanlılar Dernek Başkanı Nihat Toyci bu birleşmeyi sevinçle karşıladığını ve gerçekleşmesi halinde güçlü bir Ardahan kimliği yaratacağını bahsetmişti. Daha sonra birleşme için Ardahanlılar derneğinin kongresine davet edilmiş, ama Toyci; fikir değiştirerek birleşmeyi ret etmesi Ardahan birliğine zarar verdiği için Kıraç Ardahanlılar derneğinin tutumu eleştirildi ayrıca kahvaltıya davet edilmelerine rağmen İstanbul’da bulunan Ardahan derneklerinin tutumu eleştirildi,ve birleşmeleri konusunda yada federasyon oluşturulması için birlikte hareket edilmesi konusunda karar alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz bütün birlikteliğe hazırız İstanbul Ardahanlılar Kültür ve Dayanışma Dernek Başkanı Barış Yıldırım; Derneğin kuruluşu hakkında bilgi sunarken, Biz dernek olarak hemşehrilerimizin birleşme noktasında olup birliği sağlamaya çalışacağız. Dernek Başkan Yardımcısı Av. Cansever Korkmaz, yine yönetim kurulu üyesi Onur Şimşir Ardahanlıların birlikte hareket etmemeleri için hiçbir nedenin olmadığının altını çizdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köklü birleşme kültürünü yerleştirmeliyiz Toplantıda konuşan Hanak Dernek Başkanı Güner Özmen; 12 Eylül öncesi büyük bir halk muhalefeti vardı. Bu muhalefeti bitirmek için Türkiye’de kurum kuruluş kendi yaşama kültürü oluştururken kendi sonunu da hazırladı. Önce öğretmen evlerini yapıp, öğretmenleri halktan kopardılar. Bu da yetmedi devlet bilinçli olarak yatırım yapmayıp göçü tetikledi. Büyük şehirlere göç eden hemşehrilerimiz yalnızlıkların gidermek için dernek kurup şovenizm kültürünü ektiler. Bu kültür o kadar yerleşti ki köyler arası rekabet bile başladı. Bizim Hanak İlçe derneğini bulunduğu Sefaköyde 13 Hanak köy derneği var. Yani her sokakta bir köy derneği var. Biz Hanak derneği olarak, Hanak dernekler birliğini kurmak için yoğun çaba gösterdik. Daha önce Ardahan Dernekler Federasyonunu kurma girişimimiz hüsranla sona erdi. Şimdi yaşadığımız bölgelerdeki belediyelerden bilgi alacağımız bir hemşehrimiz yok. Onun için köklü birleşme kültürünü yerleştirmeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serdar Bahadır Dernekleşme Yahudilerin 1600 yıllarında başlattığı bir örgütlenmedir. Ama kendileri Dernek kurmaz kurdururlar. Ardahanlı gençler bu bölünmenin bir parçası değildir. Biz geniş bir pencereden bakıyoruz. Ardahanlı liseli, üniversiteli gençler bir araya gelip sorunlarımızı ve Ardahan’ın sorunlarını rahatça tartışıyor. Elimizden gelen yardımları sunuyoruz. En önemlisi öğrenci bursu sağlıyoruz. Esenyurt’ta büyük bir potansiyelimiz var. Bu potansiyelin farkında olup birlikteliği sağlamalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardahanlıların bir lidere ihtiyacı var Ardahan Hoçvan Binbaşar Köy Dernek Başkanı Önder Aktürk, Bu kadar dağınıklığımızın tek nedeni liderimizin olmayışıdır. Yaklaşan yerel seçimlerde şaibeye bulaşmamış, erdemli, bilgi-birikimli, halkıyla barışık hemşehrilerimizin etrafında birleşip belediye başkanı seçmeliyiz. Ülkemizdeki Eğitim ve Öğretim de en az yararlanan Ardahan’dır. Orda 13 yaşındaki kızlar evlenmeyi bekler. Erkekler ya çoban olur yada dağa çıkar terörist olur. Bunun önüne geçmek için biz Hoçvan’ın 21 köyünde bir lise kurulması için müracaat ettiğimiz il milli eğitim müdürlüğü Ardahan’da öğrecisi az olan liselerin kapanması için çalışma başlatıldığın duyduğumda çok üzüldüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sılada sakin kentler yaratmalıyız Damal Dernek Başkanı Dinçer Yılmaz; Biz Damal Derneği olarak, emekli olan hemşehrilerimizin Damal da birer ev yapmaları için teşvik ediyoruz. Bunun için Damal belediyesi arsa tahsis ederse bizde kooperatif kurar, sakin kentler yaratır, bölgemizin boşalmasını engelleriz. Bunu bütün Ardahan ve ilçeleri yaparsa gelenek haline gelir ve geriye dönüş projesini başlatmış oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlam birliktelikler kurmalıyız İstanbul Büyük Şehir belediyesi ve Esenyurt Belediyesi meclis üyesi Asım Karabacak, Damal Derneğinin Sakin kentler yaratılması 9 yıl önce Göle derneğinde başlatıldı. Göle belediye başkanı arsada verdi hatta belediye alt yapıyı da yapacaktı. Ama talep olmayanca proje gerçekleşmedi. Bana göre Siyasal Birikim Gazetesinin başlattığı Ardahan’a Fakülte, İlçelerine Yüksekokul Kampanyasını destekler, orada Fakülte ve Yüksekokul yaptırırsak oralar bir çekim merkezi olur. Toplantıların devamlı yapılması, her toplantının konuşmaları kayıt altına alınıp, ikinci toplantıda kaldığımız yerden başlamalıyız. Yerel demokrasi sivil toplum örgütleridir. Bütün dernekler ezik bir kültürde örgütlendiği için başarılı olamıyorlar. Tabanla ve dernekler arasında iyi bir koordinasyon sağlanırsa başarıyı zorlayabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt’ta 112 bin Kars Ardahanlı nüfus ve 43 bin seçmenimiz var. Buna göre bu potansiyeli göz ardı edemeyiz. Ardahan’a gelince bizim yaşadığımız bölgelerde Ardahanlıların sorunlarını çözemediğimiz ortada. Buradaki sorunları bırakıp Ardahan’a ne kadar faydalı olabilirizi düşünmek lazım. Ferederasyon rüyamızı gerçekleştirelim Göle Derneği eski başkanı Tuncer Dağ, uzun yıllar bu federasyonu kurmak için çaba gösteriyoruz. Ama bir türlü kurumadık. Ben Gümüşhane Denekler Federasyonunu kurdum. Birkaç federasyon kuruluşu da hayata geçirmek üzere İstanbul’da 2002 yılında il Dernekler Federasyonunun kuruluşunu biz başlattık. Ama halen gerçekleştiremedik. Ardahan Dernekler Federasyonunun kurulması halinde bütün bürokratik yazışmaları ve kuruluşu tek başıma üstlenebilirim. Bizi sevmeyen bizi temsil edemez Göle Dernek Başkanı Hayrettin Habeş, Önce köyünü Ardahan’dan ayrılması için çaba gösterip ayıran, Ardahanlı olmayan Ardahan’ı temsil edemez. Halkıyla barışık hemşehrileriyle barışık olamayan, derneklere saygı duymayan bizi temsil edemez. Kurulması düşünülen bir federasyonun kurulması için biz Göle Derneği olarak hazırız. Mutlaka birliği sağlamalıyız Esenyurt Çıldır Denek Başkanı Beysafa Şimşir, Esenyurt’ta yoğun bir nüfusa sahibiz. Ama bir kopukluk var. Bu kopukluğu iyi bir örgütlemeyle birleştirebiliriz onun için dernekler fedarasyonunu hayata geçirmeliyiz. Kafkas Ülkeleri barışında Kars Ardahan Iğdır Dernekleri de olmalıdır Gazeteci Mustafa Küpeli; Siyasal Birikim Gazetesinin önderliğini yaptığı Sivil Toplum Örgütleriyle birlikte çalışma içinde olduğu Kafkaslara barış girişimi hızla gelişmekte, İstanbul’da yapılacak Kafkas Ülkeleri Dış işleri Bakanlığı ve Büyük Elçilerin katılacağı Kafkaslara barış konulu toplantıya, Kars-Ardahan-Iğdır Dernekleri de katkı sunmalıdır. İstanbul’da yaşayan 600 bin Ardahanlının adresini bilmiyoruz. Bu tip toplantılarda katılımcıların adres ve telefonlarını toplayıp istihbarat ağını kurmalıyız. Ardahan’ı ziyaret eden Milli Eğitim Bakanına Ardahan’ın eğitim durumunu bildiren bir dosya iletilmemiş, Ardahanlıların sorunları bile dinlenmeden ziyaret bir şov niteliğinde geçiştirilmiştir. Ankara Yardım Sevenler Derneği’nin yaptığı 1. Ardahan Eğitim Kurultayı Ardahan’a üniversite yapılması tartışması gündemi belirlemiş ama biz önce Fakülteyi yapamıyoruz. Üniversite AK Parti’nin seçim malzemesi ettiği bir konudur. 5 yılda altı yapısı oluşmaz. Bana göre bir hayaldir. Bizler Ardahan’a Fakülte, ilçelere Yüksekokul yapılması için baskı yapmalıyız. Daha sonra Üniversite için kampanya başlatmalıyız. Daha sonra toplantıya katılan Iğdır dernek başkanı Yusuf Karadağ ve Dirsekkaya köyü dernek başk.yrd. Şentürk Söğütte birer konuşma yaptı ve dayanışmanın birlikte hareket etmenin zamanı geldide geçti artık bizler Karslılar olarak her platformda birlikte hareket etmeliyiz dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim Küpeli/Esenyurt&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2659325258808012300?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2659325258808012300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2659325258808012300' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2659325258808012300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2659325258808012300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_9500.html' title='Ardahan Derneği buluşturdu'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2o7u96lzBI/AAAAAAAAAI4/tNSC6XkQ2wI/s72-c/1072.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3338310389146434013</id><published>2007-09-17T08:22:00.011+03:00</published><updated>2007-12-20T10:56:21.257+02:00</updated><title type='text'>Esenyurt'ta 19 Aralık paneli</title><content type='html'>19.12.2007)- ESP, DTP, SDP, DHP, Partizan, SODAP, Odak, Kurtuluş ve PSAKD, 16 Aralık'ta 19 Aralık katliamı ve direnişi ile ilgili bir panel düzenledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panel, sinevizyon gösterimi ile başladı. 19 Aralık'ta cezaevinde bulunan Nihat Göktaş, burada tanıklıklarını anlattı. İHD yöneticisi Sevim Kaçkan ise, cezaevlerindeki kötü koşullara ve hak gasplarına dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Panelin öncesinde Esenyurt'ta ortak bildiri dağıtımı gerçekleştirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atilim.org&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3338310389146434013?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3338310389146434013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3338310389146434013' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3338310389146434013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3338310389146434013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_6144.html' title='Esenyurt&apos;ta 19 Aralık paneli'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-5846561607900476074</id><published>2007-09-17T08:22:00.009+03:00</published><updated>2007-12-20T10:55:03.153+02:00</updated><title type='text'>Esenyurt'ta Erdal Eren Anması</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2otnt6ly_I/AAAAAAAAAIo/cPvEeA_Z5TU/s1600-h/erdal.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145975684587703282" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2otnt6ly_I/AAAAAAAAAIo/cPvEeA_Z5TU/s400/erdal.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;p&gt;Esenyurt’ta Erdal Eren anması&lt;br /&gt;&lt;a onclick="openPic('http://www.kizilbayrak.net/index.php?eID=tx_cms_showpic&amp;amp;file=uploads%2Fpics%2Ferdal1.jpgmid_02.jpg&amp;amp;width=500m&amp;amp;height=500&amp;amp;bodyTag=%3Cbody%20bgColor%3D%22%23ffffff%22%3E&amp;amp;wrap=%3Ca%20href%3D%22javascript%3Aclose%28%29%3B%22%3E%20%7C%20%3C%2Fa%3E&amp;amp;md5=0f07a2bfeb90ef5143a8460d100d340d','105646e983c308858618ade425921c79','width=353,height=520,status=0,menubar=0'); return false;" href="http://www.kizilbayrak.net/index.php?eID=tx_cms_showpic&amp;amp;file=uploads%2Fpics%2Ferdal1.jpgmid_02.jpg&amp;amp;width=500m&amp;amp;height=500&amp;amp;bodyTag=%3Cbody%20bgColor%3D%22%23ffffff%22%3E&amp;amp;wrap=%3Ca%20href%3D%22javascript%3Aclose%28%29%3B%22%3E%20%7C%20%3C%2Fa%3E&amp;amp;md5=0f07a2bfeb90ef5143a8460d100d340d" target="thePicture"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt’ta bugün Erdal Eren anması söyleşi şeklinde gerçekleştirildi. Anma öncesinde Erdal Eren’in kim olduğunu anlatan ve etkinliğimize çağrı yapan davetiyeleri okullarda kullandık. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk olarak Erdal Eren’i ve Türkiye’deki gençlik mücadelesini anlatan İLGP’nin hazırladığı sinevizyon gösterildi. Sonrasında mücadele etmenin gerekliliği üzerine bir tartışma yaptık. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Faşist TC’nin 17 yaşında bir liseli genci idam edebilmesinin, bu coğrafyada devrim mücadelesi verenlerden ne denli korktuğunun göstergesi olduğunu ve mücadelenin yaşı olmadığından bahsettik. Liseli bir öğrencinin bile hakları için savaşım vermesini gerektirecek sebeplerin her geçen gün arttığından ve kendi özgürlüğümüz için, onurlu bir yaşam sürdürebilmek için bugün adım atmamız gerektiğini söyledik. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bugün insanları kazanabilmenin olanaklarının her zamankinden daha fazla olduğunu, eğitimden, sağlığa tonlarca sorunla boğuştumuzu ve arkadaşlarımıza bu sorunların kaynağını, çözümünü göstermemiz gerektiğini vurguladık. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaşamımızı sürdürdüğümüz her yeri mücadele alanı yapmamız gerektiğini söyleyerek önümüzdeki hafta için bir planlama yapıp söyleşiyi sonlandırdık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esenyurt İLGP&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.kizilbayrak.net/"&gt;www.kizilbayrak.net&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-5846561607900476074?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/5846561607900476074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=5846561607900476074' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5846561607900476074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5846561607900476074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_6938.html' title='Esenyurt&apos;ta Erdal Eren Anması'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2otnt6ly_I/AAAAAAAAAIo/cPvEeA_Z5TU/s72-c/erdal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4025375062236048692</id><published>2007-09-17T08:22:00.007+03:00</published><updated>2007-12-18T21:17:26.839+02:00</updated><title type='text'>Taş ve Tank</title><content type='html'>Biz insanoğlunun yaşadığı gezegen dünya, tarihte birçok savaşa mekan oldu; ilkel zamanlarda av savaşları, Antik Yunan’da değişen mevsimleri tanrı diye nitelendiren ve gelen mevsimin geçen mevsimi yendiğini düşünerek kendi tanrılarının (sahiplendikleri mevsimin ) galip gelmesini istedikleri için iki kabilenin mevsim değişimlerinde yaptığı savaşlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya gelişirken göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçtikten sonra yer savaşları, mal savaşları, mülk savaşları, ada savaşları, kan savaşları, &lt;strong&gt;özgürlük savaşları&lt;/strong&gt; ve sayılamayacak, sayılsa sonu gelmeyecek savaşlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya, sözde ilerlerken çıkan dil, din, ırk, cinsiyet, mezhep, inanç savaşları. Milenyum çağında devam eden töre savaşları…Savaşlar, savaşlar, savaşlar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerleyen ve gelişen dünyada ok’tan, mızraktan sonra gelişen silahlar Kızılderililerin “ateşli boru” dedikleri, pompalı, taramalı, insan bedenini paramparça eden, yumruktan üstün gelip bilek gücünün yerini alan silahlar… Silahın, insanın, insanlığın güçleri…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2gbUPUpmII/AAAAAAAAAIg/w6HWwV54L-w/s1600-h/tank9eg.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5145392608795269250" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2gbUPUpmII/AAAAAAAAAIg/w6HWwV54L-w/s400/tank9eg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir taş kocaman bir tanka ne kadar zarar verebilir? Bir çocuk bedeni kocaman tankın ve gözünü kan bürümüş (maşa ya da değil) o adamın karşısında ne kadar direnebilir? O çocuklar taşla saldırırken neyi düşünüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes kendince bir yorum yapar tabi; ülkesini, anasını, hürriyetini vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkes ve ben ya da bazılarımız, tam olarak ne düşünüyor bu çocuklar belkide bilmiyoruz ama benim bildiğim tek şey, o çocuk ya da çocukların gözleri ve yüreklerindeki kararlılık ve toprakları uğrunda koca makinelerin “ateşli boruların” karşısında cesaretle duruşları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O çocuk taşı yerden almadan ya da aldıktan sonra yok artık, ama bedeni yok. O ölen çocuklar tüm kararlılıklarıyla o zırhlı, ellerindeki metallerle ve metallerin ardındaki ödleklikleriyle çocuklara saldıran büyüklerinin karşılarındalar. Ve onların gölgeleri korkutacak o sülükleri ve asalakları, o topraklara ve çocuklara saldırırken tırsacaklar kendilerinde olmayan yüreklerden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir taş ve bir tank, karınca ve filin savaşı gibi ama karınca güçlü.&lt;br /&gt;Ve sen gözünü hiç kırpma dünya daha ne savaşlar göreceksin, daha kim kimi öldürecek, sırtından vuracak, yetmeyecek tecavüz edecek, yetmeyecek parçalayacak, yetmeyecek etini yiyecek…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya hasta, birgün ölecek ve ölene kadar çocuklar hep kavga edecek. Sadece seyredecek dünya, son sözü o söyleyecek bir anne gibi… evet savaşlar hep olacak en gelişmişinden en ateşlisine, en yok edicisinden en teknolojiğine ama dünya ölmeden birileri kazanacak, iyi evlat kazanacak… Çünkü tanklara taşla saldıran yürekler hep olacak, çünkü diyor ki Bertolt Brecht bir oyununda*:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“…yoldaş, memleket niye sevilir? Çünkü orada ekmeğin tadı başkadır, gök daha yüksektir, havanın kokusu daha baharlıdır, sesler daha gür çıkar, toprağa daha iyi basılır…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka söz yok söylenecek, taş’tan tank’a…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C.A&lt;br /&gt;13.10.07&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bertolt Brecht'in&lt;/em&gt; &lt;strong&gt;Kafkas Tebeşir Dairesi&lt;/strong&gt; &lt;em&gt;adlı oyunundan...&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4025375062236048692?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4025375062236048692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4025375062236048692' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4025375062236048692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4025375062236048692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_4730.html' title='Taş ve Tank'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R2gbUPUpmII/AAAAAAAAAIg/w6HWwV54L-w/s72-c/tank9eg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1477277836731944908</id><published>2007-09-17T08:22:00.005+03:00</published><updated>2007-12-13T22:51:18.950+02:00</updated><title type='text'>Gökçe Fidan</title><content type='html'>13 ARALIK 1980. Hatırladınız değil mi? Bundan tam 27 yıl önce “Asmayalım da besleyelim mi ?” diyen cuntacı general Kenan Evren tarafından astırılan ERDAL EREN. Henüz 17 yaşında genç bir fidan. İdam edilmesi tam bir hukuk skandalı. O günkü cunta koşullarındaki yasalarda bile 17 yaşında bir insanın asılması, yasal olmamasına rağmen darbenin hizmetindeki Tıp Heyetinin “Kemik Testi” ile Kemik Yaşının 17 den büyük olduğuna karar verilerek alelacele idam edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Peki ERDAL EREN için suçlama ve idam gerekçesi ne idi? Ankara da Öldürülen ODTÜ Öğrencisi SİNAN SUNER’in öldürülmesi ile ilgili protesto yürüyüşünde asker ve polisin müdahalesi sırasında inzibat eri ZEKERİYA ÖZTÜRK ölmüştür.  ( Zekeriya ÖZTÜRK’ün, bir başka erin silahından çıkan kurşunla öldüğü tespit edildi.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               ERDAL EREN de bu yürüyüşün içindedir. Bu yürüyüşte gözaltına alınır. Üzerinden ruhsatsız bir tabanca çıkar. Aslında ölen askerin vücudundaki kurşun, uzun namlulu tüfekten ateşlenmesine rağmen ERDAL EREN in idamla sonuçlanacak yargı süreci başlar. 12 Eylül cuntasının bugün hala izleri silinmemiştir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde darbeciler yıllar sonra yargılanmış ve cezalandırılmışlardır. Ama ülkemizdeki generaller, her anlamda korunmaktadır. Adeta dokunulmazlık zırhına büründürülmüşlerdir. Bugün eğer gerçek demokrasi ve özgürlük mücadelesinden bahsedilecekse, 12 Eylül ve onun tüm uygulayıcılarından hesap sorulmalıdır. Cunta generallerinin, ERDAL EREN in idamındaki asıl amaçları  başta gençlik olmak üzere, işçi ve emekçilere gözdağı vermek olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Erdal EREN, bu gün gençlik içinde unutulmayacaktır. O en zor koşullarda gözünü budaktan esirgemeyen, son nefesine kadar başı dik, GÖKÇE FİDAN olarak yaşayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GÖKHAN CAN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1477277836731944908?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1477277836731944908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1477277836731944908' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1477277836731944908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1477277836731944908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_359.html' title='Gökçe Fidan'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-6057924237644710487</id><published>2007-09-17T08:22:00.003+03:00</published><updated>2007-12-13T22:59:29.677+02:00</updated><title type='text'>Gitmek- Can Yücel</title><content type='html'>Bugünlerde herkes gitmek istiyor.&lt;br /&gt;Küçük bir sahil kasabasına,&lt;br /&gt;Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...&lt;br /&gt;Hayatından memnun olan yok.&lt;br /&gt;Kiminle konuşsam aynı şey...&lt;br /&gt;Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.&lt;br /&gt;Öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.&lt;br /&gt;Bir kendisi.&lt;br /&gt;Bu yeter zaten.&lt;br /&gt;Herşeyi, herkesi götürdün demektir.&lt;br /&gt;Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.&lt;br /&gt;Ama olmuyor.&lt;br /&gt;Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.&lt;br /&gt;Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.&lt;br /&gt;Böyle gidiyoruz işte.&lt;br /&gt;Bir yanımız "kalk gidelim",&lt;br /&gt;öbür yanımız "otur" diyor.&lt;br /&gt;"Otur" diyen kazanıyor.&lt;br /&gt;O yan kalabalık zira...&lt;br /&gt;İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,&lt;br /&gt;Güvende olma duygusu...&lt;br /&gt;En kötüsü alışkanlık.&lt;br /&gt;Alışkanlığın verdiği rahatlık,&lt;br /&gt;Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.&lt;br /&gt;Kalıyoruz...&lt;br /&gt;Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.&lt;br /&gt;Evlenmeler...&lt;br /&gt;Bir çocuk daha doğurmalar...&lt;br /&gt;Borçlara girmeler...&lt;br /&gt;İşi büyütmeler...&lt;br /&gt;Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.&lt;br /&gt;Misal ben...&lt;br /&gt;Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum.&lt;br /&gt;Değil bu şehirden gitmek,&lt;br /&gt;İki sokak öteye taşınamıyorum.&lt;br /&gt;Alıp götürsem gelmez ki...&lt;br /&gt;Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,&lt;br /&gt;Herkes onu, o herkesi seviyor.&lt;br /&gt;Hangi birimizle gitsin?&lt;br /&gt;"Sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;&lt;br /&gt;Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,&lt;br /&gt;Kendi imalatımız küfeler.&lt;br /&gt;Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.&lt;br /&gt;Ölüm var zira.&lt;br /&gt;Ölüme inat tutunmak lazım,&lt;br /&gt;İnadına kök salmak lazım.&lt;br /&gt;Bari ufak kaçışlar yapabilsek.&lt;br /&gt;Var tabii yapanlar, ama az.&lt;br /&gt;Sadece kaymak tabakası.&lt;br /&gt;Hepimiz kaçabilsek...&lt;br /&gt;Bütçe, zaman, keyif... Denk olsa.&lt;br /&gt;Gün içinde mesela...&lt;br /&gt;Küçücük gitmeler yapabilsek.&lt;br /&gt;Ne mümkün. Sabah 9, akşam 18Sonra başka mecburiyetler&lt;br /&gt;Sıkışıp kaldık.&lt;br /&gt;Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli&lt;br /&gt;Bu kadar ağır olmamalı.&lt;br /&gt;Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.&lt;br /&gt;Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.&lt;br /&gt;Ne saçma...&lt;br /&gt;Bahar mıdır bizi bu hale getiren?&lt;br /&gt;Galiba.&lt;br /&gt;Ben her bahar aşık olmam ama&lt;br /&gt;Her bahar gitmek isterim.&lt;br /&gt;Gittiğim olmadı hiç,&lt;br /&gt;Ama olsun... İstemek de güzel...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şiirin ustası: CAN YÜCEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-6057924237644710487?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/6057924237644710487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=6057924237644710487' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6057924237644710487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6057924237644710487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_5832.html' title='Gitmek- Can Yücel'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-7908333730747633880</id><published>2007-09-17T08:22:00.001+03:00</published><updated>2007-12-13T22:41:44.886+02:00</updated><title type='text'>Armağan</title><content type='html'>Ellerimde dünden yarına&lt;br /&gt;Armağanlar var&lt;br /&gt;Kolsuz bir çocuk&lt;br /&gt;Çocuksuz bir ana,&lt;br /&gt;Yarınsız,&lt;br /&gt;Katıksız,&lt;br /&gt;Bir işçi,&lt;br /&gt;Geçmişten ve bugünden&lt;br /&gt;Armağanlar var elimde yarına&lt;br /&gt;Mavi gökyüzü dolusu umut&lt;br /&gt;Yeni bir doğuş kadar taze&lt;br /&gt;Geleceğe yakışacak kadar yıldız dolu&lt;br /&gt;Allı pullu günler var elimde&lt;br /&gt;Onun,&lt;br /&gt;senin,&lt;br /&gt;onların&lt;br /&gt;Elleri elim de&lt;br /&gt;Geleceğin güneşine&lt;br /&gt;Hiç kaybolmayacak&lt;br /&gt;Bir ebem kuşağı var ellerim de....umuda ve geleceğe&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-7908333730747633880?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/7908333730747633880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=7908333730747633880' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7908333730747633880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7908333730747633880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_9340.html' title='Armağan'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-7198460080800761112</id><published>2007-09-17T08:21:00.012+03:00</published><updated>2007-12-10T00:32:51.217+02:00</updated><title type='text'>Hayatın acı tadı Coca Cola</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R1xtBhKOEmI/AAAAAAAAAHo/v_m7g1xiIyk/s1600-h/clip_image002.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5142104747398795874" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R1xtBhKOEmI/AAAAAAAAAHo/v_m7g1xiIyk/s320/clip_image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi manşetine başlık olarak “ Kapitalizmin İmparatoru” diye başlık atmıştı. Bahsedilen imparator, 2008 Temmuzunda COCA COLA nın başına ( Onların tabiriyle CEO.) yönetici olarak geçecek olan MUHTAR KENT adlı bir türktü. Haberin devamında, “ Bir Türk ün önlenemez yükselişi, Türkiye ‘ nin Onuru, Gururu “ olduğu, bundan övünç ve gurur duyulmasından bahsediliyor. Gerçi Muhtar Kent’ e ilişkin haberler birkaç gün çeşitli gazeteler, TV ler,radyolar da “ heyecanla” verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet in manşetindeki Kapitalizm vurgusu bilinçli seçilmişti. COCA COLA gerçekten de basite alınacak bir sermaye kuruluşu değildir. Pazar geliri bugün 140 milyar dolardır. Bu rakam birçok ülkenin zenginliğine eşdeğerdir. COCA COLA sermaye tekelleri gurupları içinde gerek kapital olarak, gerek ise de Emperyalist kültürü pazara yaymada güçlü bir ideolojik metadır. ABD tankla, silahla giremediği ülkelere COCA COLA, MC DONALDS vs. lerle girmiştir. Bugün dünyanın hemen hemen her tarafına COCA COLA girmiştir. Yayılmacı fast food kültürünün sembolü olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtar Kent için sarf edilen onur aslında göreceli bir durumdur. Eğer gerçek onurdan bahsedilecekse bu tamamen toplumsal, halkçı geniş yığınlarını yanında duruşu ile olması ile ilintilidir. CEO Maaşı üçbuçuk milyon dolardır. Dolar bir yılda Türk lirası ile elli milyon YTL dir. Bugün bir avuç tekelci sermaye gurubunun çıkarları için yapmış olduğu CEO luk milli bir durum, milli duruş yoktur. Olsa olsa Türkiye deki bir avuç sermaye kesimi için bir sevinç ve mutluluktur. Türkiye deki yüksek tirajlı gazeteler TV, radyolar COCA COLA şişenin hep bir tarafını gösteriyorlar. Ama şişenin bir de işçi ve emekçiler için olan tarafını göstermiyorlar. Örneğin, COCA COLA fabrikasında çalışan işçilerin haklarından, buralardaki hayatın acı tadından bahsedilmiyor. Hindistan da COCA COLA farikası, işçi haklarını ihlallinden dolayı davalık olmuştur. Yine bir başka ülke Kolombiya da cola fabrikası çevreye vermiş olduğu zararlardan davalık olmuştur. Ayrıca colanın içindeki bileşimler hala gizli tutulmakta da, açıklama yapılmaktan kaçınılmaktadır. İnsan sağlığı için sigaradan sonra tıp adamlarının sürekli vurguladığı açıklamalar nedense haber konusu olmuyor. Muhtar Kent in CEO olması insan sağlığından daha önemli bir konu haline gelmiştir. Milyonlarca insanın sağlığının hiçbir önemi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtar kent gibi adamlar onur gurur kaynağı olmaz. Onur ve gurur kaynağı olacak kişiler insanlığın daha iyi bir dünya için BİLİM SANAT AKADEMİK anlamında ortaya koymuş oldukları eserleri ile olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NESİM AVESTA&lt;br /&gt;07/12/2007&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-7198460080800761112?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/7198460080800761112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=7198460080800761112' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7198460080800761112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7198460080800761112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_5327.html' title='Hayatın acı tadı Coca Cola'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R1xtBhKOEmI/AAAAAAAAAHo/v_m7g1xiIyk/s72-c/clip_image002.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1160140057053848319</id><published>2007-09-17T08:21:00.011+03:00</published><updated>2007-12-05T23:08:44.405+02:00</updated><title type='text'>Kurumlardan 9 Aralık çağrısı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R1cTLxKOElI/AAAAAAAAAHg/LjXNtg5Tdyc/s1600-h/7414cdac03.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5140598592562401874" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R1cTLxKOElI/AAAAAAAAAHg/LjXNtg5Tdyc/s320/7414cdac03.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Kurumlardan 9 Aralık çağrısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(05.12.07) - Tırmandırılan şoven-ırkçı dalgaya karşı biraraya gelen DTP, ESP, EMEP, SDP, EHP, SODAP, TÖP, KÖZ, DİPG, Anti-Kapitalist, HKM, Proletaryanın Kurtuluşu, BEKSAV, DİSK/Limter-İş, Tekstil Sen, EKD, MKM, Demokratik Emek Konfederasyonu, Özgür Demokratik Alevi İnisiyatifi, ÖYH, DÖKH, Göç-Der, Yakay-Der, Gökkuşağı Kadın Derneği, Arzela, Lotus, GKM bugün gerçekleştirdikleri basın toplantısı ile 9 Aralık Pazar günü Çağlayan Meydanı’nda gerçekleştirilecek “Emperyalizme, ırkçılığa ve şovenizme karşı işçilerin birliği, halkların kardeşliği!” başlığıyla düzenlenecek olana mitinge çağrı yaptılar.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde gerçekleştrilen toplantıda söz alan kurumu ve siyasi parti temsilcileri, 9 Aralık günü gerçekleştirilecek kardeşlik mitingine katılım çağrısı yaptılar. Yapılan konuşmalarda Diyarbakır ve Ankara’da yapılan mitinglerin metropollerde de güçlendirilmesi gerketiği vurgulandı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Toplantıda yapılan ortak açıklamada, DTP’ye yönelik saldırıların son dönemde tırmadığı, Kürt sorununda inkar ve imha siyasetinin devam edildiği vurgulandı ve Kürt halkıyla dayanışmaya dikkat çekildi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;“Kürt ulusunun yürüttüğü özgürlük mücadelesinin en temel ittifakını başta Türkiye işçi sınıfı olmak üzere Türkiyeli tüm emekçi halklar ve ezilenler oluşturuyor. İstanbul’da düzenleyeceğimiz kardeşlik mitingine Türkiyeli işçi emekçilerin en büyük katılımı sağlaması gerekiyor” sözlerine yer verilen açıklama, 9 Aralık Pazar günü saat 11.00’da başlayacak mitinge katılım çağrısıyla son buldu. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kızıl Bayrak&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1160140057053848319?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1160140057053848319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1160140057053848319' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1160140057053848319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1160140057053848319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_5569.html' title='Kurumlardan 9 Aralık çağrısı...'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/R1cTLxKOElI/AAAAAAAAAHg/LjXNtg5Tdyc/s72-c/7414cdac03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4055764164751637750</id><published>2007-09-17T08:21:00.009+03:00</published><updated>2007-12-03T22:45:18.768+02:00</updated><title type='text'>Hiçliğe Yolculuk</title><content type='html'>Soyuta sarılıp somuta sırtını dönen insanın veya insan topluluğunun gerçekle ilişkisi kalmaz. Gerçekten kopmak ise sonu hüsranla bitecek yolculuğun başlangıcı demektir.&lt;br /&gt;Kavramlar soyuttur; yaşamda karşılığı varsa gerçeğe yaklaşılır; gerçeğe yaklaşan insan/toplum özgürleşir, zenginleşir. Yaşamda karşılığı olmayan kavramlar ise insanı/toplumu esarete sokar, yoksul kılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini zavallı hisseden insan, hiçliğini bastıracak hiçliğe ihtiyaç duyar. Yaşamda maddi olarak başarısız olan insan tehlikeli insandır. Kendisini ifade edecek bilinçten yoksun bu tip insanların birlikteliğinden, gerçeğe uygun düşünemeyen toplum ortaya çıkar. Bu toplum kendisine tehlikelidir; intihar etmeye meyilli toplumdur.&lt;br /&gt;Hastalıklı olan bu toplum aşı tutmaz. Kangren olmuş duyguların kesilmesi gerekir. Ancak hasta gerçeklere sırtını döndüğünden, bilimsel teşhis yerine bilim dışı teşhise itibar edeceğinden, yanlış yer kesilir ve hasta kaybedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben dünyanın en akıllı insanıyım, benden iyisi yoktur” dediğimde bana gülersiniz.”Ama “Biz dünyanın en akıllı insanlarıyız, bizden iyisi yoktur” dediğimde ise gülmez, bana katılırsınız.&lt;br /&gt;Şovenizmin kaynağıdır bu, yaşamda karşılığı yoktur. Maddi başarısızlığın, yoksulluğun oluşturduğu çaresizlik ve ümitsizlikle beslenir bu kaynak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atılan her kurşun, bomba yoksulu daha da yoksullaştırır; zengini daha da zengin yapar. Yoksul kaderine bağırır; zengin çaktırmadan toplar yoksulun cebindekini. Duygusal tatmine ulaştığını sanan yoksul, evindeki bir dilim ekmeğinden de olmuştur ama farkında olmaz.&lt;br /&gt;Yaranın acısı sıcakken hissedilmez ama soğumaya başladığında çekilmez hal alır. Yara soğumaya başladığında hissedilecek acıların önlemi yara sıcakken alınmazsa, oluşacak acıları dindirecek, iyileştirecek ilaçları alma zamanı kalmayabilir; alınsa da fayda etmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık tarihi, kişiler tarafından keyfiyete göre yapılamaz. Sınıflar arasındaki (ezen ile ezilen arasında) çıkar çatışmalarından oluşur. Temelde bunu fark edemeyenler, tarihi kişilere indirgeyip gerçeklerden uzaklaşırlar.&lt;br /&gt;Düşünme tembeli toplumlarda, kan, ölüm kahramanlıkla eşdeğer hale gelir; sembollerle kutsanır ölüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybedecek şeyi olanların, kaybedecek şeyi olmayanları içi boş kavramlarla kullanmasına HAYIR deme zamanıdır şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaşa HAYIR!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanay Saygılı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4055764164751637750?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4055764164751637750/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4055764164751637750' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4055764164751637750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4055764164751637750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_461.html' title='Hiçliğe Yolculuk'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8352791877604756580</id><published>2007-09-17T08:21:00.007+03:00</published><updated>2007-11-28T08:26:40.700+02:00</updated><title type='text'>Milliyetçilik Masalı</title><content type='html'>Milliyetçilik çağımızın yeni dinidir. Onun üzerinden tapınma, onun üzerinden siyaset, onun üzerinden toplumu maniple etme. Kısacası her derde deva.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ülkemizde birçok parti milliyetçilik üzerine siyaset yapıyor.&lt;br /&gt;Aslında milliyetçilik, Fransız Devriminden sonra özellikle ulus-devlet olgusundan sonra ortaya çıkan bir akımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hitler, Musolini ile birlikte şoven-faşizan niteliğe sıçramıştır. Kısacası,   imparatorluklar içinde ulus-devlet eylemselliği, sonrasında ulus-devlet emperyalist aşama ile kendi sınırlarını aşarak, diğer ulusları egemenlik altına alma yoluna girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük imparatorluklar  içinde boyunduruk altındaki ezilen uluslar için ilerici bir durum olan Milliyetçilik, ezen uluslar için ise Şovence gerici bir durum olmaktadır. Bugün ülkemizdeki Milliyetçilik, Türkün dışındaki diğer halkları inkar ve hiçe sayan şoven-ırkçı bir durumdur.  “ Türkiye Türklerindir”, “Türkün Türkten başka dostu yoktur”, “Ne mutlu Türküm diyene”, “ Tanrı Türkü korusun” vs. vs… Bu sloganlaşmış sözler Bugünkü Türk milliyetçiliğinin nasıl bir duruş içinde olduğunu özetler nitelikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle bir etrafımıza bakınalım, aldığımız yüksek tirajlı bir gazetenin logosu, sokaklarda hemen hemen her semtte göklere çekilmiş en büyük bayrağı biz astık yarışı içinde, resmi gün olsun olmasın,  dalgalanan bayraklar  tüm resmi kurumlarda hatırlatma için sanki yazılan Türklük adına sözler, futbol maçlarını birer ulusal savaş ruhu ile sergilenmesi yada asker uğurlamaları birer kelle alma, ölüp-öldürme, ant ile ele alınması toplumun milliyetçilik arabasının arkasına bağlamaktadır. Ve bu araba hızla bir uçuruma gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplum için bir çözüm bir çıkış gibi görünen durumun aslında çıkmaz bir durum olduğu ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyetçiliğin panzehiri, halklar arasında eşit gönüllü, kardeşçe bir yaşam ve paylaşımdır.  Bugünkü toz duman içinde estirilen ırkçı-faşist rüzgarın kimlerin çıkarına olduğu ortada. Bundan zarar görenlerde belli. Gelen asker tabutları yoksul emekçi çocuklarıdır. Bir tane işadamı, general, hükümet temsilcisinin oğlu var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha düne kadar asalım, keselim, yıkalım başlarına diyenler ABD’ ye yapılan son ziyaret sonrasında ne olduysa sular duruldu. O ABD karşıtları, milliyetçilikten taviz vermez dediklerimiz bir anda süklüm püklüm oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü hükümet ve CHP, MHP için milliyetçilik, ulusal çıkarlar milli dava aslında bir uydurmaca ve palavradır. Her şey bulanık suda balık avlamaktır. Çünkü, halklar her gün evlatlarını tabutlar içinde alarak vergiler, zamlarla yoksullaştırılarak, günden güne milliyetçiliğin acısını çekiyor. Milliyetçilik günden güne bugünkü sistem gibi miladını  dolduruyor. Tarihin çöplüğünde yerini alacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NESİM AVESTA&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8352791877604756580?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8352791877604756580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8352791877604756580' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8352791877604756580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8352791877604756580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_7522.html' title='Milliyetçilik Masalı'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8373467642660113933</id><published>2007-09-17T08:21:00.005+03:00</published><updated>2007-10-26T11:24:22.535+03:00</updated><title type='text'>Eskişehir Halkevi üçüncü defa saldırıya uğradı !</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt;25 Ekim 2007 -  &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Daha önce 21 Ekim 2007 ve 24 Ekim 2007 günü faşistler tarafından saldırıya uğrayarak kundaklanmak istenen ve camları kırılan Eskişehir Halkevi, dün gece yarısı yine saldırıya uğradı. Gece saat 00.30 sularında Halkevi'nin bulunduğu sokağa gelen saldırganlar, yine Halkevi'nin camlarını taşa tutarak, olay yerinden kaçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üçüncü saldırının ardından Halkevciler, Eskişehir Halkevi binasında gece gündüz nöbet tutma kararı aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkevleri Genel Merkezi, konuyla ilgili Eskişehir Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü nezdinde girişimde bulunarak, saldırganların tespitini ve yakalanmalarını istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili sözlü bir açıklama yapan Halkevleri Genel Sekreteri Ender Büyükçulha şunları söyledi: "Üst üste yaşanan bu saldırılar, saldırganların karanlık emelleri ve gerici siyasi niyetleri yanında, akıl sağlıkları konusunda da halkı şüpheler doğurmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskişehir'de bulunan mülki makamlar ve kolluk güçleri, bu saldırıları engelleyemiyorsa, gereğini hukuk ve meşruluk çerçevesinde Halkevciler ve Halkevlerine gönül verenler fazlasıyla yapacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kez daha tekrarlıyoruz; Halkevlerine yapılan saldırı, gerçekte halkımızın insanca bir yaşam ve güvenli bir gelecek özlemine, ülkemizin emperyalizme karşı tam bağımsızlığına, aynı zamanda bilime, sanata, kültüre ve aydınlanmaya yapılmış saldırıdır. Bir kaç kendini bilmezin, üstelik korkakça ve alçakça gerçekleştirdiği bu saldırılar, bizi mücadelemizde daha da kararlı kılmak dışında bir sonuca ulaşmayacaktır"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkevleri Genel Sekreteri Büyükçulha, bütün baskı ve saldırılar altında kararlıkla Halkevci çalışmalarını sürdüren Eskişehirli Halkevcilere, bütün bölge ve şubelerin destek mesajları göndermesi, aktif bir dayanışma içinde olması çağrısını da yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırılar sonrası, gerek il içinden gerekse il dışından Eskişehir Halkevi'ne destek mesajları yağıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Destek için "eskisehirhalkevi@gmail.com" adresine mesajlarınızı iletebilirsiniz. Kaynak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkevleri Basın Bürosu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8373467642660113933?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8373467642660113933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8373467642660113933' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8373467642660113933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8373467642660113933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_1120.html' title='Eskişehir Halkevi üçüncü defa saldırıya uğradı !'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8350198712950948407</id><published>2007-09-17T08:21:00.003+03:00</published><updated>2007-10-26T11:03:31.213+03:00</updated><title type='text'>Borçlanma rekoru AKP hükümetinde</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt; 26 Ekim 2007 -&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin 58., 59. ve 60. AKP hükümetleri döneminde merkezi yönetim borç stoku 132 milyar dolar yükseldi. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Tayyip Erdoğan'ın başında bulunduğu 59. ve 60. AKP hükümetleri, borçlanmada cumhuriyet döneminin rekorunu kırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP hükümetlerinin, yaklaşık beş yıllık icraat döneminde, kendinden önceki hükümetlerin yüzde 127'si kadar iç borçlanmaya gittiği, dış borçlarla birlikte toplam merkezi yönetim borcunu ise ikiye katladığı belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56. ve 57. Bülent Ecevit hükümetleri döneminde merkezi yönetim borç stoku yaklaşık 80 milyar dolar artarken, 58., 59. ve 60. AKP hükümetleri dönemindeki artış 132 milyar doları geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecevit, Erdoğan'ın ardından borcu en çok artıran ikinci başbakan olurken borcu en az artıran başbakan ise Necmettin Erbakan olarak belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RyGe8lT14XI/AAAAAAAAAHM/fE1_AhIFYmU/s1600-h/ekonomi-2007-10-26.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5125552614569009522" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RyGe8lT14XI/AAAAAAAAAHM/fE1_AhIFYmU/s320/ekonomi-2007-10-26.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir yıl iktidarda kalan Erbakan döneminde merkezi yönetim borcu 325 milyon dolar azaldı. Sadece hükümetlerin tasarrufundaki iç ve dış borçlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel sektörün yanı sıra, Merkez bankası, yerel yönetimler gibi merkezi yönetim dışındaki kamu kuruluşlarının borcunu da içermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8350198712950948407?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8350198712950948407/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8350198712950948407' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8350198712950948407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8350198712950948407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_9730.html' title='Borçlanma rekoru AKP hükümetinde'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RyGe8lT14XI/AAAAAAAAAHM/fE1_AhIFYmU/s72-c/ekonomi-2007-10-26.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4499105760218334880</id><published>2007-09-17T08:21:00.001+03:00</published><updated>2007-10-13T18:44:44.713+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;Merhaba Sevgili Emekçi DOSTLARIM,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Bizler Beylikdüzü Sanayi Sitesinde faaliyet gösteren, ÖZAK ELEKTRONİK SAN. Ve TİC. A.Ş’de çalışıyorduk. Sigortasız çalıştıran, zorunlu mesai yaptıran, yaptırdığı mesainin ücretini 6 ay sonra veren, işçiye en doğal hakkı olan maaşı bile ayın birinde vermesi gerekirken 20’sine, 25’ine sarkıtan patrona karşı birlik çağrısı yaptığımız için işinden atılan binlerce işçiden bir kaçıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma kampını aratmayan bir ortamın hüküm sürdüğü bu fabrikada, neredeyse tamamı Bulgaristan göçmeni olan bu kardeşlerimizin geçmişten gelen bu çaresizliklerini burada da acımasızca kullanıyorlar. Yine bir çok yerde olduğu gibi burada da patron birkaç kuruş fazla para vererek “ustabaşı” adı altında kendi sınıfını ezen, sınıfına ihanet eden, “sigortam yok, 3000 volt elektrikle çalışıyorum” diyen arkadaşlarımıza “sen ölünce ailene biz bakarız” diyecek kadar hain, “bu makineler kaç para, siz bu kadar değerli değilsiniz” diyecek kadar da uşak olmuş birkaç kişi ne yazıktır ki burada da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine 10 yıldan fazla burada alınteri dökmüş, emeğini vermiş arkadaşlarımıza 550-600 YTL maaşı çok gören asalak patron, çeşitli bahanelerle onları işinden etmiş 3-5 bin YTL tazminat hakları olduğunu iddia eden patron bu parayı da 10-15 parça halinde senetlere bölerek vermeyi taahhüt etmiş, ama bu vaatte yalnızca lafta kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca kasasını doldurmak için işçiyi köle çalıştıran bu şahıslar bugün hakkını almak için gelen emekçinin yüzüne kapılarını kapatıyorlar. Girişteki güvenlik görevlilerine “bugün gitsin yarın gelsin, yarın olmadı üç gün sonra gelsin” talimatı vererek kapılarından boş gönderiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, sevgili emekçi kardeşim ne zaman “dur!” diyeceksin… Bu acımasız çarkın dişleri arasında ezilmeye ne zamana kadar katlanacaksın !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşten atmalara, her türlü baskı ve keyfi uygulamalara karşı birliğimizi koruyalım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emeğimiz ve alınterimiz için bir adım öne atalım!...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;(Bu yazı Esenyurt-Kıraç İşçi Bülteni'nden alınmıştır) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4499105760218334880?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4499105760218334880/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4499105760218334880' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4499105760218334880'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4499105760218334880'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_8008.html' title=''/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8619001222256751753</id><published>2007-09-17T08:20:00.008+03:00</published><updated>2007-10-08T21:58:03.802+03:00</updated><title type='text'>Kırkıncı Yılında İNTİ-İLLİMANİ</title><content type='html'>Inti-Illimani grubunun ismi şu şekilde biçimlenmiştir; uzunca bir süre adları olmadan birçok konsere çıktılar, geniş dinleyici ağına sahip pek çok şarkı bestelediler, Latin Amerika turnesinde Bolivyalı gitarist Eulogio Dávila, Bolivya’nın bağımsızlık günü’nde Bolivya’daki bir dağın isminden esinlenerek grubun adının İnti-İllimani olmasını istedi.“Ayamara” lehçesinde “Inti” güneş anlamına gelmektedir. “Illimani” ise La Paz ve Bolivya’ya yakın sıra dağlardır. Bu şekliyle Inti-Illimani dağlarının güneşi olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzik hayatında ikibin yedi yılında kırk yılını devirecek olan Inti-Illimani, bu süre içerisinde neredeyse dünyanın heryerinde çok büyük bir etki yarattı. Geleneksel Latin Amerika müziğinin köklerini en iyi şekilde koruyan grup, otuzun üzerinde üflemeli, telli ve vurmalı çalgı kullanmaktadır. Kullanılan bu enstrümanların bütünlük içerisinde birbiriyle olan uyumu, yürüyüşü, düzenlemeleri ve armonik yapısı insan ruhunun en büyük hazinelerinden biri olmuştur. Müzik anlayışı olarak toplumsal öğeleri temel aldıkları için, oluşturulan besteler tarihle beraber yaşamakta ve toplum tarihinin bir parçası olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup 1966 yılında Santiago Teknik Üniversitesi’ne mühendis olmak için gelen kimya mühendisliği bölümündeki Horacio Duran ve arkadaşları tarafından kuruldu. Eğitim gördükleri alanların farklı olmasına karşın, yaşadıkları toprakların ruhu, ortaklaşan Şili, Peru, Bolivya, Arjantin kültürü, atalarının mirası onları köklerinden alarak toplumsal bir taraf olarak müzikte buluşturdu. Bu buluşma zaman içerisinde doğal olarak toplumla derinden bir bağ kurarak, İnka, Maya ve Latin melodilerini çağdaş formlarda uyarlayarak, Latin Amerika’da “Nueva Canción” * dönemine hayat verdi. Özellikle bu noktada Victor Jara’nın mirasını üstlenmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üniversitede iken yaşamını börek ve şarap satarak kazanan Horacio Duran, cumartesi geceleri “La China” isimli yer altı gazinosunda çıkarken, öğrencilerin göstermiş olduğu ilgiden cesaret alarak bir arkadaşlarının babasından aldıkları parayla ilk turnelerini 1968’de Arjantin’de yaparlar. “Si somo Americanos” isimli şarkılarıyla büyük bir ilgi görürler. Bu turnenin ardından Üniversite yönetimi o zaman grubun kullandığı lokali kapatır. Horacio Duran o dönemleri ileride anlatırken “O dönemler müziğimizin başlangıç dönemiydi, üniversite hayatımız, üniversitede yaşadıklarımız çok önemli değil bizler için” diyecektir. 1970 yılında gelindiğinde keskinleşen toplumsal dönüşümde, grup Şili’li lider Salvador Allende’nin başkanlık seçimleri kampanyasına aktif bir şekilde katılarak parti programını müziğe dökme misyonunu üstlenirler. 68 kuşağının marşlarından biri olan “Venceremos” da bu amaçla o dönemde bestelenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 Eylül 1973’te Pinochet tarafından gerçekleştirilen askeri darbe sırasında, onlar Avrupa turnesinin ilk ayağı olan İtalya’da dörtyüz bin kişiye konser veriyorlardı. Allende hükümetinin kültürel elçileri olarak Avrupa turnesine çıkan ve darbeden sonra 15 yıl boyunca ülkesine dönemeyen Inti-Illimani, 18 Eylül 1988’de ülkesine döndü. Karşılamaya, Pinochet’yi ve kanlı darbeyi lanetleyen onbinlerce kişi bir miting edası içerisinde zaferin şarkısı “Venceremos” ile katıldı. Yaşanan bu süreç aynı zamanda Inti-Illimani için müzikal değişim ve sürekliliğin bir parçası oldu. Değişim için, bir çok ülke müziği ve kültürleriyle tanışmaları ve bunu bünyelerine katmaları, süreklilik için ise eğer darbe sırasında ülkelerinde olsalar idi Şili’ deki diğer sanatçı ve gruplar gibi kendilerinin de darbeden nasibini alacak olmaları idi. Bu olayı anlatan Inti-İllimani “sürgüne gönderilmemiz aynı zamanda şarkı söylememizin de devam etmesine vesile oldu. O anlamda şanslıydık, yani bir nevi dönüm noktası oldu.” demektedir. Yurt dışında kaldıkları zaman zarfında 1982’de İngiliz Akademi ödülü aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlerleyen süreç içerisinde, Peter Gabriel , Bruce Springsteen, Mercedes Sosa, Sting ve Wynton Marsalis ile Uluslararası Af Örgütü içerisinde, Peter Gabriel, Paco Peña, John Williams, Emma Thompson, Karen Matheson, Maria Farantouri ve Salsa Celtica ile Victor Jara Vakfı’nda çalıştılar. Grup ile yapılan röpörtajlarda kendilerinin bir siyasi parti ile ilişkilerinin olmadığını fakat, yaşamlarının politika ile içiçe geçtiklerini, hatta grubun bazen bir propagandadan da ileri gittiğini, toplumsal bağlarının kuvvetli olmasından ötürü toplumun duygu ve düşüncelerini yansıttıklarını ve nihayetinde daha iyi bir dünya için uğraştıklarını söylemişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003 yılında “Viva Italya” isminde yayımlayacakları gibi 1980 yılında “En Directo Italia” albümünü onbeş yıl kendilerini misafir eden Italya’ya bir saygı olarak yayımladılar. 1989-1998 yılları grubun inanılmaz bir hızla müzikal büyüme yaşadığı yıllar oldu.1997 ve 1998 grup üyelerinden bazıları değişti ve kadro; Horacio Duran, Jorge Culon, Marelo Coulon, Manuel Merino, Juan Flores olarak devam etti. 2000 yılına Inti-İllimani eski kayıtlarının tekrar yayımlamaya kararı aldı.. 1973-1987 yıllarını kapsayan “The Best of Inti-Illimani”, “Inti-Illimani Performs Victor Jara” ve konser kayıtlarından oluşan “Inti-Illimani: Antologia en Vivo” bunlar arasındadır. 2002 yılında Inti-Illimani bünyesine üç yeni genç müzisyen kattı (Efren Viera, Daniel Cantillana, Cristian Gonzalez). Aynı yıl kasım ayında yeni grup elemanları ile birlikte “Lugares Comunes” isimli albümü çıkarttılar. 2004 yılında oniki ve ondört yaşlarında maden ocağında çalışan iki erkek kardeşin (Basilio ve Bernardino Vargas) hayatını anlatan “The Devil's Miner” isimli filmin müziğini yaptılar. Bu çalışmada film ve Inti-Illimani dört tane uluslararası ödül kazandı. 2005 yılında ise yeni tamamlanan “My Little World” isimli filmin müziklerini yaptılar. 2007 yılında müzik yaşamında kırk yılını tamamlayacak olan İnti-Illimani dünya turnesi düzenlemeyi planlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jorge COULON (Gitar, Tiple, Rondador, Zampona, Santur, Arp, Vokal)&lt;br /&gt;Marcelo COULON (Gitar, Quena, Piccolo, , Bass, Vokal)&lt;br /&gt;Daniel CANTILLANA (Violin, Bas, Zampona, Viola, Mandolin, Vokal)&lt;br /&gt;Juan FLORES (Bas, Cajon, Cuatro, Charango, Quena, Gitar, Mandolin, Sikus, Vokal)&lt;br /&gt;Cesar JARA (Gitar, Tiple, Bas, Charango, Vokal)&lt;br /&gt;Christian GONZÁLEZ (Lute, Piccolo, Quena, Sikus, Cajon, Bas, Vokal)&lt;br /&gt;Efren MANUEL VIERA (Congas, Bongo, Cajon, Timbales veo Latin perküsion, Klarnet, Saksafon, Vokal)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nueva Canción* : Coğrafik bölge olarak bir çok toplumsal ve politik etkilere maruz kalmış Şili’de 1960’lı yıllarda Violeta Parra tarafından başlatılan ve Victor Jara tarafından devam ettirilen Şili müziğinin köklerinin araştırılması ve korunması üzerine başlatılan bir akım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak:&lt;br /&gt;1- &lt;a href="http://www.inti-illimani.cl/" target="_blank"&gt;www.inti-illimani.cl&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2- &lt;a href="http://www.inti-illimani.com/" target="_blank"&gt;www.inti-illimani.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3- &lt;a href="http://www.msu.edu/~chapmanb/jara/enueva.html" target="_blank"&gt;www.msu.edu/~chapmanb/jara/enueva.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;4- Nueva Canción,The Rough Guide.1994.Ed. Broughton, S. Ellingham, . Penguin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı &lt;a href="http://www.ondeyis.org/"&gt;www.ondeyis.org&lt;/a&gt; dan alınmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8619001222256751753?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8619001222256751753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8619001222256751753' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8619001222256751753'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8619001222256751753'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_7869.html' title='Kırkıncı Yılında İNTİ-İLLİMANİ'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-407106496772404004</id><published>2007-09-17T08:20:00.007+03:00</published><updated>2007-10-05T10:45:56.733+03:00</updated><title type='text'>12 Eylül’ün Narin’i</title><content type='html'>12 Eylül darbesinin hemen ardından o zamanın Türkiye İşverenler Sendikası başkanı ve bugün de Türkiye Tekstil Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜTSİS) başkanı olan Halit Narin, işçi sendikaları için şöyle demişti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yirmi yıl bize kan kusturdunuz, şimdi sıra bizde!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki o güne kadar iktidarda olan sınıf işçi sınıfıydı ve burjuvazi iktidarı yeniden eline geçirmişti. Sendikaların işveren karşısında işçi haklarının korunması yönündeki tutumlarını kan kusturma olarak gören ve sendikal örgütlenme hakkını kullanan işçi sınıfına tahammülsüz, günümüzdeki gibi her verilene razı şekilde çalıştırılacak köleleşmiş işçi sınıfı özlemi içinde olan bu zat, yıllar sonra 14 Eylül,2007 tarihli Milliyet gazetesinde şunları söylemektedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Türk-İş ve Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası (TEKSİF) ile camia olarak sevgi ve saygı ile bir araya gelmemiz mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(…)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insanın saygı ve sevgiyi kaybettiği noktada yapılan hiçbir iş, iş değildir. 40 sene Türk-İş'le fevkalade diyalog kurduk, ama son anlaşmada saygı ve sevgi çizgisinin kaybolduğu bir ortamda gerek Türk-İş Başkanı'nın gerek TEKSİF Başkanı'nın bizimle müzakere etmesinden fevkalade rahatsız olduk.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halit Narin ne söylediğinin farkında ama bu yazıları medyada okuyanlar acaba farkında mı? Milliyet Gazetesi, TEKSİF’in saygısızlığı nasıl yaptığından bahsetmiyor; Halit Narin’i mazlum gibi gösteriyor. Gelin biz sözü edilen sendikanın yaptığı saygısızlığa(!) göz atalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜTSİS ile TEKSİF arasında 2004 yılında 20. dönem Toplu İş Sözleşmesinde, ücretlere her altı ayda bir %6 oranında zam yapılması ve yılda 4 ikramiye verilmesi konularında anlaşılmıştır. 31 Mart, 2007 tarihinde sona eren sözleşmenin ardından başlayan yeni görüşmelerde TUTSİS, ilk 6 ay için sıfır, ikinci altı ay içinse %3 zam, işe yeni girecek olanlara ikramiye ödenmemesini önermiş. Buna karşılık TEKSİF, yılda dört olan ikramiye sayısının iki buçuk olmasını kabul etmesine rağmen görüşmeler tıkanmış ve TEKSİF bunun üzerine elli dört işyerinde yirmi bin işçiyi etkileyecek grev kararı almış. İşte yapılan saygısızlık(!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhracatın artığı, bunalımdan çıkıldığı söylenen ülkemizde, sıra işçi haklarına gelince nedense işveren mazlumu oynamaya devam etmekte, kendi verecekleri sadakayı kabul etmeyen işçi sınıfına, vatan- millet, saygı-sevgiden bahsetmektedir. Gerçekte kazanılmış hakların gasp edilmesi anlamına gelen işveren teklifi, kısa aralarla işçilerin giriş ve çıkışlarını yaparak verilen ikramiyeleri de sıfıra indirmek istemektedir. Her dediklerinin kabul edilmesine alışmış işverenler, işçilerin eski haklarının korunması isteklerindeki ısrarcı tutumlarını kendilerine yapılmış saygısızlık olarak görmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halit Narin konuşmasına şöyle devam ediyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Para her şeyin önüne geldiği zaman ne vatan, ne millet, ne bayrak, ne aile, ne inanç kalır. Para işin tabiatında var ama para sistemin parçası ama kendisi değil. Onun için bu yerde arkadaşların yapmış olduğu şey çok büyük sürpriz oldu, çok acı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(…)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her zaman grev, lokavt vardır. Bunların hepsinin içinde, beraber yaşayacağımız, beraber sevgi ile saygı ile götüreceğiz mantığı vardır. Biz sevgi olmayan hiçbir yerde mutlu olmayız. Saygısız ve sevgisiz buluyorsak, ölçünün ötesinde hareketler var. Çok üzgünüz, böyle insanların Türk iş hayatında olmalarından dolayı kızgınız.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halit Narin, Para’nın sistemin parçası olduğunu söylüyor ama her şey olmadığını söylüyor; grev ve lokavtın olacağını, birlikte beraber mutlu yaşanacağını söylüyor. Bu doğru değildir! Halit Narin’in sözcülüğünü ve savunuculuğunu yaptığı sistemde (kapitalizmde) sermaye mutlu, işçi sınıfı mutsuzdur. Para, tüm olumsuzluğun ölçütü olduğundan, olumsuzluğu yaratan bu sistemin her şeyi Para’dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca çıkarın çatıştığı yerde ne dostluk vardır ne de sevgi! İşveren ile işçi, kendi çıkarları için birliktedir ve her sınıf kendi çıkarını korumak için mücadele eder; kapitalizm’in özüne de bu uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül darbesinin ardından işçi sınıfının tüm hakları ellerinden alınmış, işverenler servetlerine servet katmıştır. Halit Narin, sevgiyi, saygıyı, milleti, bayrağı, inancı, aileyi ve vatanı, burjuvazinin kendi çıkarları doğrultusunda nasıl kullanacağını bize göstermektedir. Zerre kadar insanı düşünmeyen bu kafa, çıkarlarına zarar geleceklerini hissettiklerinde neler yapabileceklerini, kızgınlıklarını, nelere göz yumacaklarını anlamak için 12 Eylül sürecindeki katliamları hatırlamak yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP iktidarı, burjuvazinin çıkarlarına tam gaz hizmet etmeye, TUSİAD (Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği) ülkeyi yönetmeye devam etmektedir. Burjuva demokrasisinden medet bekleyen, burjuva zihniyeti kaynaklı görüşlerle SOL’u ( MARKSİZM’i) revize etmeye çalışanlar iyi bilmelidirler ki, sınıflar arası mücadele devam etmektedir ve önümüzdeki dönemde gittikçe sertleşeceği anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, DTP artık soruna sadece Kürt sorunu olarak bakması yerine, mevsimlik işçi sorunlarına eğildikleri gibi, tüm işçi-emekçi sorunlarına da eğilmesi ve içinden çıktığı harekete (sınıf karakterli harekete) geri dönmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, Ufuk URAS’ın kaçınılmaz olarak yarın karşı karşıya geleceği kişilerle bugünden sahte samimi pozlara girmesi talihsizliktir; kendisini eleştiren gençleri ciddiye almalıdır.&lt;br /&gt;İşçi sınıfının bu sertleşecek ortama hazırlıklı girmesi için birlikteliğe ve kendisini temsil edebilecek gerçek bir partiye ihtiyacı vardır; bu parti de devrimci özünü kaybetmemiş Marksistler tarafından kurulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanay Saygılı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-407106496772404004?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/407106496772404004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=407106496772404004' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/407106496772404004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/407106496772404004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_2937.html' title='12 Eylül’ün Narin’i'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3406082085065270865</id><published>2007-09-17T08:20:00.005+03:00</published><updated>2007-10-04T13:08:15.559+03:00</updated><title type='text'>Paramparçayız Caddesi</title><content type='html'>Esenyurt’tan Göle’ye uzatılan yardım ellerinden bahsedilecekse akla ilk önce Gürbüz Çapan gelecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göle’de yapılan yoğun eleştiri trafiğinden nasibini alan Çapan, birçok hizmet yapabilecekken bu eleştiriler başlayınca geri durdu. Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana çözülemeyen kanalizasyon sorunu çözüldü. Kars ve Oltu Caddesinin yapımı vardı ki, yine Esenyurt’ta aynı merkezden başka bir yardım eli Esenyurt Belediye Başkanı Nemci Kadıoğlu’ndan geldi. Bu yatırım çok dikkate alındı ve yıllarca gündemden düşmeyeceğe benziyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra beklenmedik bir gelişme yaşandı. Cadde sokakların isimlerinin değiştirilmesinde belediye tarafından bir usul hatası yapıldı. Bu usul hatasından dolayı Necmi Kadıoğlu Bulvarı ve Gürbüz Süleymanoğlu Parkı olarak yapılan isimlendirmeler Göle Kaymakamı Sn. Şaban Akça tarafından haklı olarak veto edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belediyenin isim değişiklinde yaptığı usul hatası birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Kaymakamlıktan izin alınmadan yapılan geçersiz isim değişikliği, durduk yere gündemi işgal etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ardahan Belediyesi alt yapısını AB Hibe kredileri sayesinde tamamladı. Damal Belediyesi, Ortakent Belediyesi AB Hibelerinden yararlanan diğer belediyeler. Bir girişimci belediyelerimiz 1-2 trilyon civarında maddi destek sağlamış oldular. BELDES’in gönderdiği paraları, AB hibe kredilerine eklersek Göle Belediyemiz bu gün tartışması süren cadde ve parkın 10 mislini kolaylıkla ve tartışmasız yapabilirdi. Bu sayede Göle bu üzücü tartışmaları yaşamazdı. Madalyonun diğer yüzünde ise Sn. Kadıoğlu ve Süleymanoğlu’da bu kadar üzülmezlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz da bu hikayenin öncesine göz atalım: Siyaset zamanında ve yerinde yapılır. Göle’de tam zamanında yapıldı. Çünkü insanlar çamurdan bıkmış usanmıştı. Bu problemi çözen insana büyük minnet duyacaklardı. Bu problemi çözen veya problemin çözülmesine vasıta olan insanın ismi yaşatılacaktı. Bu bir fırsattı ve Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu bu fırsatı iyi değerlendirdi. Göle’de yapılan bu yatırımdan dolayı iki görüş ortaya konuldu: Bazılarımız bunun siyasi bir yatırım olmasına tepki gösterdi. Bazılarımız da yatırımın önemine odaklanarak, önemli olanın bu sorunu kimin çözdüğü değil, sorunun çözülmüş olmasıydı, diye düşündük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yatırımın siyasi bir yatırım olduğunu düşünenler, Esenyurt Belediye Başkanı Necmi Kadıoğlu’nun bu yatırımla Esenyurt’ta önemli bir nüfusa sahip olan Göleli potansiyelinin sempatisini toplamak olduğu üzerinde durdular. Bu görüşü seslendirenlere göre Başkan Kadıoğlu, bu yatırımın ardından Gölelilerin her toplantısında bu konuyu gündeme getirecek ve Göle için yaptığı hizmetleri anlatacak. Bu hesaba göre Göleliler, kendilerinin 100 senelik problemini çözen bu insanın karşısına siyasi rakip çıkarmayacak ve seçimlerde destekçisi olacaklar. Yine sonuç olarak bu yatırımın siyasi yönüne dikkat çeken insanlarımız, Gölelilerin kısa vadede yani yapılan yol konusunda kazandıklarını ancak uzun vadede siyasi bir projede kaybetmiş olacaklardı. Esenyurt’ta seçilebilecek Göleli bir belediye başkanı, Göle’ye daha büyük hizmetler verebilecekken, bu yatırımla Gölelilerin gönlü kazanılacak ama seçimler Gölelilerin tarafında kaybedilecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha farklı dillendirilen enteresan konular da oldu: Mesela birilerine göre bu yatırımı Esenyurt’un eski Belediye Başkanı Gürbüz Çapan tarafından yapılsaydı, Kars Caddesinin ismi değişmez, Gürbüz Çapan Caddesi olmazdı. Birilerine göre de Kars’ın ismini caddeden silinmesi konusu Çapan’ın ve Muratoğlu’nun beceriksizliği yüzünden silindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saatten sonra daha farklı düşünceler de ortaya atılabilir, bu normaldir. Bütün yatırımlar, belli bir kesim tarafından mutlaka eleştirilir. Ancak zamanla bu hizmetin kimler tarafından hangi amaçla yapıldığı unutulur, hangi ihtiyacı gördüğü ve ne kadar önemli olduğu konuşulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size çarpıcı bir örnek vermek istiyorum: Karadeniz oto yoluna 7 milyar dolar para harcandı. Sarp Kapı’dan Türkî Cumhuriyetler 925 kilometredir. Aktaş ve Türközü kapısı 200 küsür kilometredir. Gidin Ermenistan’a bütün dükkânlar Türk mallarıyla doludur. Ermenistan’a Trabzon’dan uçak kalkar. Karadenizliler Ermenilerle ortak şirketler kurup ticaret yapıyorlar. Bizim kapılarımız da Karadeniz lobisinin engeliyle kapalıdır. Posof Türközü kapısında sınır ticareti yok denecek kadar azdır. Sarp Kapısından ise her türlü mallar girip çıkıyor. Bu bizim beceriksizliğimiz değil de nedir? Kendi enerjimizi kendi içerimizde daha ne kadar tüketeceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Göle’ye 600 milyar alamamış ve Göle’yi gurbetteki bir sürü senaryoya kurban vermişiz. Göle AK parti İlçe Başkanı Sn. Cengiz Çapan’a her oturduğu yerde Başbakanı tanıdığını ve bakanlar hiçbir konuda bir dediğini iki etmediğini beyan etmekte. AK Partili Göle Belediyesine 600 Milyarlık BELDES projesinden yatırım alsaydı, bu olumsuzlukların hiçbiri yaşanmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Sn Muratoğluna: Bir caddenin isminin değişmesi o kadar kolay mıdır? Kars ve Oltu Caddesi Cumhuriyet zamanından beri var. Caddelerin isimlerinin silinmesi, şehirlerinin ruhunun silinmesine benzer. Buna rağmen isim değişikliğine gidilirken yasalar iyi incelenmeliydi ve Göle’de “veto” kavramı zihinlerimize yerleşmeseydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla birlikte caddenin ismi değiştirilirken Gölelilerin geniş bir platformunda bu konu enine boyuna tartışılmalıydı. Derneklerin görüşleri alınmalıydı. Gölelilerin onayı alınmalıydı. Bir bütünün parçaları olduğumuz kanıtlanmalıydı. Göle Belediye Başkanı, Esenyurt Belediye Başkanı, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı, Göle Kaymakamı ve Göleliler karşı karşıya gelip üzülmeselerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hal böyle olunca, herkes ayrılığa düşünce benden de caddeye birlik olmamız gerekirken sergilediğimiz tavrı anlatan bir isim teklifi var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paramparçayız Caddesi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3406082085065270865?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3406082085065270865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3406082085065270865' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3406082085065270865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3406082085065270865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_6433.html' title='Paramparçayız Caddesi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2696695851726174356</id><published>2007-09-17T08:20:00.003+03:00</published><updated>2007-10-03T12:01:05.694+03:00</updated><title type='text'>İşçi gözüyle CarrefourSA</title><content type='html'>&lt;div align="right"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;3 Ekim 2007&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Bir CarreforuSA işçisinin kaleme aldığı mektup bu firmadaki çalışma koşullarına ilişkin “görülmeyen” kimi gerçekleri gün ışığına çıkarttı. İşçi, okuyuculara, “Siz gelir sepetlerinizi doldururken, bizi pek fark etmezsiniz, ama zor şartlarda çalışırız. Yediğimiz yemek, yemek değil, yemdir. Size rica ederiz bazen, ‘Havalandırmanın çalışmasını isteyebilir misiniz’ diye. Hem sizden, hem şeften, hem patrondan azar işitiriz. Baktığımız reyonda günde 180 milyarlık alışveriş yapılır, ama biz asgari ücrete talim ederiz…” diye seslenirken, Carrefour’da yükselmenin sırrının altındaki ezmekten geçtiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hakaret, küfür, fiziksel şiddet… &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güler Sabancı’nın, dünyanın en güçlü 65’inci kadını seçilmesinin hemen ertesinde RED dergisin eylül sayısında yayımlanan mektup, büyük alışveriş merkezlerindeki çalışma koşullarına ilişkin okuyuculara bir fikir verdi. İşçi, “sepeti dolduruyorsunuz ya…” başlığıyla yayımlanan yazısında, yaklaşık 1,5 yıldır CarrefourSA’da çalıştığını belirterek, “Kurumsallaşmanın bizim değil, onların lehine olduğunu anladım. Burada inanılmaz disiplinli bir sistem var ve işçi bu sistemin en önemsiz parçası. Raflardaki ürünler bizden daha değerli. Yapılan en ufak yanlışlıklarda dahi yaptırımla karşılaşıyoruz” diye yazdı. Kendilerinden bir makine gibi çalışmalarının beklendiğini kaydeden işçi, yoğunluğun fazla olduğu saatlerde küfürle, hatta fiziksel şiddetle dahi karşılaştıklarına dikkat çekiyor. Her türlü olumsuzluğu sineye çekip çalışmak zorunda kalıyorlar. İnsanlar ise müşteri olmalarından kaynaklanan bir “hak”la işçilere saldırabiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şefler kanunsuzluğa itiyor, güvenlikler işçilerin açığını kolluyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klimalar yaz aylarındaki sıcak havaya karşın müşteri yoğunluğuna göre açılıyor. İşçilerin klimaların açılması için müşterilerden görevlileri uyarmaları yönünde rica ettikleri de oluyor. Yasal olmamasına ve bir kaza durumda tazminatsız işten çıkarma nedeni olmasına karşın, işçiler şeften azar işitmemek için kimi zaman ürünleri raflara tırmanarak indirmek zorunda kalıyor. Bu arada firmanın güvenliği ise işçilerin kurallara uyup uymadıklarını kontrol ediyor. İşçinin anlatımıyla, “Bir taraftan şefler kanunsuzluğa iterken, güvenlikler de işçilerin açığını kolluyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Taşeron taşeronluğunu yapıyor&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahmin edileceği gibi temizlik, güvenlik, yemekhane işleri taşeron şirketlere devredilmiş durumda. Böylelikle Carrefour firma kendi personelini giderek azaltıp, daha çok firmanın gönderdiği elemanları çalışma yoluna gidiyor. Bu işçilerin ise çalışma koşulları çoğu zaman sigortasız ve sendikasız olmaları nedeniyle daha da kötü. Bu işçiler Carrefour personelinin verdiği her emre uymak zorundalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yemekler önemli bir sorun&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçinin yemeklerle ilgili deneyimleri de Sabancı’nın 65’inci konumunu açıklar nitelikte: “Yemekler önemli bir sorun. Mağaza müdürümüzün haftada bir görüntü olsun diye yediği yemekleri biz her gün yemek zorunda kalıyoruz. Carrefour’un ‘Kaynağından kalite’ sloganı, bizim yemekhaneye pek uğramıyor. Yemekler bazen o kadar kötü oluyor ki, para verip dışarıda yemek zorunda kalıyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Altta kalanın canı çıksın düzeni &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firmadaki hiyerarşi ise altta kalanın canı çıksın düzenini anımsatıyor: “Carrefour’da yükselmenin sırrı altındakini ezmekten geçiyor. Kademeli olarak ekip, reyon ve sektör şefleri var. Herkes sırasıyla birbirini eziyor ve en çok ezilenler en alttakiler oluyor. Şefler üstünün gözüne girebilmek için işçilere olağanüstü baskı uyguluyor. Temizlik yapmak gibi işçilerin görevi olmayan işler de onlara yaptırılıyor” Yaklaşık 10 yıldır sürdürülen sendikalaşma çabası, ancak 2007’nin başında sendikanın yetki almasıyla sonuçlanabilmiş. Önceden işçiler sendikalaşma hakkında konuşamazken, şu an bu aşılmış durumda. Çalışanların çoğu sendikalı. Sendika çalışanlar arasındaki, “Harran”, firma ise “C4” olarak anılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kullanılmış ürünler satılıyor!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mektupta firmaya ilişkin ilginç ama önemli bir ayrıntıya daha yer veriliyor: “Carrefour’un uluslararası bir marka olması müşterilere inanılmaz bir güven veriyor. Ancak durum sanıldığı gibi değil. İade güvencesiyle kalitesine bakılmadan alınan ürünler tekrardan silinip paketlenip müşteriye iade ediliyor! Kullanılmış epilasyon aletleri, çalışmayan onlarca dvd bunlardan sadece bazıları. Kuru gıda reyonunda çalışan arkadaşımın ısrarlarına rağmen böceklenmiş pirinç müşterilere bir güzel satıldı. Carrefour’un genel mantığı aslında bu yönde çalışıyor. Düzgün görünüyorsa sat!” &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.sendika.org/"&gt;www.sendika.org&lt;/a&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2696695851726174356?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2696695851726174356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2696695851726174356' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2696695851726174356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2696695851726174356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post_17.html' title='İşçi gözüyle CarrefourSA'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3846275127529005838</id><published>2007-09-17T08:20:00.001+03:00</published><updated>2007-10-12T18:38:54.462+03:00</updated><title type='text'>Esenyurt Gençliği Kültür-sanat faaliyetleri hakkında ne düşünüyor?</title><content type='html'>&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;strong&gt;Esenyurt Kolektifi olarak gençlere kültür-sanata dair görüşlerini sorduk: &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;font-size:130%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;1-) İlgi duyduğunuz kültür-sanat alanı hangileridir?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;2-) Sinema, tiyatro, konser gibi etkinliklere gider misiniz? Ne sıklıkla?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;3-) Aktif olarak uğraştığınız kültür-sanat faaliyeti var mı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;strong&gt;4-) Esenyurt’ta kültür-sanata dair yapılan faaliyetleri yeterli buluyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;5-) Belediyenin kültür-sanat faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Neler yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;6-) Sizce kitle örgütleri kültür-sanata ilişkin yeterli faaliyetlerde bulunuyorlar mı? Ne tür faaliyetler yapılmalı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Aşkın&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- Resim müzik&lt;br /&gt;2- Gidiyorum, fırsat buldukça&lt;br /&gt;3- Yok, müzik yapmayı istiyorum&lt;br /&gt;4- Hayır, bulmuyorum. Daha fazla etkinlikler yapılmalı&lt;br /&gt;5- Yeterli değil. Kapatılan diğer kurslar (resim, karikatür, heykel gibi kurslar vardı) yeniden açılmalı.&lt;br /&gt;6- Pek yeterli değil. Daha geniş anlamda etkinlikler olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Semgül&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- tiyatro&lt;br /&gt;2- Giderim ama pek değil, param oldukça gitmeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;3- Şuanda yok&lt;br /&gt;4- Hayır bulmuyorum. Daha farklı ve daha çok faaliyetler yapılmalı.&lt;br /&gt;5- Yeterli bulmuyorum. Daha geniş kitlelere yayılabilir.&lt;br /&gt;6- Yeterli değil. Etkinlik gençlerle ya da örgütü bilenlerle sınırlı olmamalı. Ev kadınları ve başka kitlelerde haberdar olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sonnur&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- Tiyatro, satranç&lt;br /&gt;2- Gidiyorum ama pek değil&lt;br /&gt;3- Tiyatro&lt;br /&gt;4- Bulmuyorum, bence geliştirilmeli&lt;br /&gt;5- Daha farklı şeyler yapılmalı&lt;br /&gt;6- Sürekli olmalı etkinlikler. Halk haberdar olmalı. Her yaşta insan olmalı, ev kadınları bile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayten&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- resim, tiyatro&lt;br /&gt;2- pek imkanım olmuyor, imkan oldukça gidiyorum.&lt;br /&gt;3- Resim çiziyorum. Karakalem çalışmaları yapıyorum.&lt;br /&gt;4- Bulmuyorum.&lt;br /&gt;5- Yeterli değil, pek de yapılmıyor.&lt;br /&gt;6- Herkes kendi çapında yapıyor, kendi kendine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Eylem&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- resim, tiyatro, müzik, satranç&lt;br /&gt;2- giderim, vakit buldukça ve ortamı iyiyse.&lt;br /&gt;3- Resim&lt;br /&gt;4- Hayır, bulmuyorum.&lt;br /&gt;5- Gerektiği kadar yok, yeterli değil. Her açıdan geliştirilmeli. Birçok sosyal faaliyet yapılmalı. Farklı kurslarda açılmalı.&lt;br /&gt;6- Faaliyetler yeterli değil. Birinin etkinliğine gitsen mutlaka bir sıfatları var. Ve bu, gençleri uzaklaştırıyor kitle örgütlerinden. Böyle olmamalı, gençler rahatça kitle örgütlerine gidebilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sevda&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- tiyatro, sinema, dans, edebiyat&lt;br /&gt;2- zaman buldukça, param oldukça giderim.&lt;br /&gt;3- Tiyatro&lt;br /&gt;4- Hayır&lt;br /&gt;5- Ücretsiz sanat kursları artırılabilir. Sanatçılarla, edebiyatçılarla, söyleşiler yapılabilir. Değişik tiyatro grupları getirilip Esenyurt’ta oynanması sağlanabilir.&lt;br /&gt;6- Kitle örgütlerinin ne gibi faaliyette bulunduklarını bilmiyorum yani duymadım. Ben bilmediğime göre demek ki pek bişey yok, yapmıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayşe&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1- resim, fotoğraf, klasik müzik&lt;br /&gt;2- evet, param olduğu zamanlar&lt;br /&gt;3- resim, fotoğraf&lt;br /&gt;4- kesinlikle hayır. Varsa da haberim yok. Varsa eğer yeteri kadar reklam yapılmıyor.&lt;br /&gt;5- Sergiler, tiyatrolar ve bu konuyla ilgili kurslar açılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yusuf&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1- Tiyatro, sinema, müzik, heykel&lt;br /&gt;2- Giderim. Zamanım ve param oldukça&lt;br /&gt;3- Tiyatro, şiir ve yazı yazıyorum&lt;br /&gt;4- Kesinlikle yeterli değil. Bana göre başta bir tiyatro sahnesi ve güzel oyunlarla haftanın altı günü sahne dolmalı. Varolan sahne korunmalı ve aktif olmalı.&lt;br /&gt;5- Kesinlikle yobaz bir düşünce var. Başta tiyatro olmak üzere Esenyurt belediye tiyatrosu önce İstanbul sonra diğer illere tanıtmalı.&lt;br /&gt;6- Yeterli faaliyetlerde bulunmuyorlar. Yoktan var ederek kültür-sanat etkinliklerini birçok kitleye duyurmalılar. Ve o kitleye kültür-sanatı aşılamalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayla&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1- sinema, tiyatro, müzik&lt;br /&gt;2- giderim, zaman buldukça&lt;br /&gt;3- yok, tiyatro yapmak isterdim.&lt;br /&gt;4- Hayır, eksik hatta yok denecek kadar az. Kültür-sanat adına gidilecek yer yok.&lt;br /&gt;5- Yetersiz, biraz daha geniş anlamda ve sürekli ve çoğunlukla sık sık yapılmalı.&lt;br /&gt;6- Pek kitle örgütlerinin faaliyetlerini bilmiyorum. Ama ilgimi çeken, faydalı gördüğüm bir etkinlik olursa giderim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Erol&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- Tiyatro, müzik, şiir&lt;br /&gt;2- Giderim. Ayda bir veya iki kez&lt;br /&gt;3- Yok, imkansızlık&lt;br /&gt;4- Bulmuyorum, bilgim olmuyor&lt;br /&gt;5- Belediyenin etkinliklerine katılmadım, haberim de olmuyor&lt;br /&gt;6- Yeterli değil. Bütün kitle örgütleri orak etkinlik yapmalı. Kültür sanat kürsüsü olmalı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Rüya&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- tiyatro&lt;br /&gt;2- giderim, 2 haftada bir&lt;br /&gt;3- tiyatro&lt;br /&gt;4- evet&lt;br /&gt;5- çok iyi. Çocuklar için etkinlikler&lt;br /&gt;6- -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sefa&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- spor, boya, unlu mamülleri :)&lt;br /&gt;2- giderim, konserlere katılırım.&lt;br /&gt;3- Şuanda yok ama isterim&lt;br /&gt;4- Esenyurtta yapılan kültür sanat olduğunu göremiyorum. Belki girişimler var dır ama esenyurt halkının haberi yok. Kısaca yeterli bulmuyorum&lt;br /&gt;5- Söz ve görüntü önemli değil. Önemli olan yapılan bir işin içi dolu ve ilerleyici olması. Yapılması gereken çok şeyler var.&lt;br /&gt;6- Kitle örgütleri özveri ile kültür sanata çok önemli katkılar sağlama içerisinde. Düşünce ve faaliyetlerini sadece kendi aralarında paylaşmaları yeterli değil. Önemli olan hayata geçirmek istedikleri düşünceyi halkla paylaşarak daha ileriye götürebilmek ve uygulama olanağı yaratarak faaliyet göstermektir. Öncelikle kitle örgütleri kendi içerisinde bir bütün olması gerekiyor. Amaçları aynı ama ayrı ayrı konumlardan bakıldığı zaman halka yaklaşım biçimi farklı olduğu için halk bunların biri iyi öbürü kötü diye düşünüyor. Bunun için mümkün olduğu kadar kitle örgütlerinin halka bir pencereden bakmaları gerekiyor. Yapılması gereken şeyler her mahallede örgütlü bir şekilde sorunların analizi yapılmalı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3846275127529005838?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3846275127529005838/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3846275127529005838' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3846275127529005838'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3846275127529005838'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/09/blog-post.html' title='Esenyurt Gençliği Kültür-sanat faaliyetleri hakkında ne düşünüyor?'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2619295718457748150</id><published>2007-08-17T01:03:00.000+03:00</published><updated>2007-09-24T11:13:40.415+03:00</updated><title type='text'>Viktor Jara</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rvdxeh6rLkI/AAAAAAAAAGM/tA-_1iElJwA/s1600-h/mex_photo_edit200.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5113680671216971330" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="212" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rvdxeh6rLkI/AAAAAAAAAGM/tA-_1iElJwA/s200/mex_photo_edit200.jpg" width="200" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Victor Jara (1938 - 1973) &lt;p&gt;Köylü bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Babası bir çiftlikde çobandı. Babasının okuma yazması yoktu ama annesinin okuma yazması vardı. Victor jara Şili'de üniversite de okumayı başaran nadir köylü çocuklarından bir tanesiydi. Önce tiyatro ile başlayan sanatcı üretkenliğini, şarkı ile sürdürdü. Şili halk müziğini çağdaş normlarla, yorumlayarak "Yeni şarkı" hareketinin öncülerinden oldu. Her ülkede olduğu gibi toplumlar, Şili halkı açlık ve yoksulluk içerinde kıvranıyordu. Emperyalist oyunlar ve egemenlik savaşımından, Şili kıvranıyordu. Jara müzikle küçük yaşlarda tanıştı. Annesi gitar çalıyor önemli günlerde şarkı söylüyordu. Annesi beraberinde Jara'yı da götürüyordu. Jara o günler için "Annem çalarken o tahta kutudan çıkan ezgiler içime işlerdi. Anımsıyorum, o çalarken olduğum yerde taş kesilir, kendimden geçerdim. Sonra, en küçük zevkimden biride gitara dokunmak, yavaş yavaş okşamaktı. Ne hayaller kurardım o zamanlar... Uçsuz bucaksız bir hayal denizine dalar giderdim..."&lt;/p&gt;&lt;p&gt;... Şarkılarında halkının çektiği acıları, işçi sınıfinın sömürülmüşlüğünü ve mücadelesini, köylülüğün derebeylik koşulları altında ezilmişliğini ve ülkesinin emperyalistlerce nasıl yağmalandığını anlattı. 1970 Yılı seçimlerinde Şili'de sosyalist aday Allende'yi desteklemişti. ABD Emperyalizmi ve güdümüne karşı da bir başarı olarak, seçimleri Allende kazandı. Ancak bu uzun sürmedi ve ABD nin organizasyonunda gerçekleştirilen faşist darbe sonucunda, teslim olmadan, çarpışarak hayatını kaybetti Allende. Şili halkı kapitalizmin çıplak yüzü olan faşizmin, zulüm ve işkencesinde, esaret altına alındı. Yargısız infazlar, işkenceler, zindan ve hücreler... 1973 yılında Şili'de Pinochet önderliğinde gerçekleştirilen faşist darbe sonrası, V. Jara darbe den hemen sonra stadyumlara doldurulup katledilecek insanlara moral veriyordu. Kendisinide öldüreceklerini bildiği halde... Yine böyle bir günde, şarkısına, en küçük zevkinden biri olan gitara dokunmaya ve yavaş yavaş okşamaya başladı. Stadyuma katledilmek için doldurulan insanlar katıldı şarkısına. Faşist iktidar, önce susturmak için Jara'nın ellerini kırdı. Çünkü o eller çalıyordu, çünkü o eller dokunuyordu, çünkü o eller okşuyordu acının direngen yüreğini. Jara susmadı, gitarını çalamıyordu ama şarkısına devam ediyordu. Şarkısını, o söylediğinde direnci okşayan, sıcağıyla saran şarkısını susturmak için kafasını parçalayarak, atan kalbini durdurdular. Ama susturulamayan yüreği, şarkısı "Ölümsüz şarkı" hala Jara'nın ağzında, ezilenlerin ıslığında, tarihin isyanında sürüyor. "Devrimci şarkılarla ticaret yapmıyorum ben. Öyle olsaydı, bügün altımda son model bir arabam, havuzlu bir evim olurdu. Şarkıların devrimcisi olmak, üstü başı yırtık pırtık, bir deri bir kemik gezmek, ahırda yaşamak da değildir. Uyum, prensip sorunudur. İnsan yaşamında idelojik yön çizmedikçe, kendi içinde uyumu bulamaz."&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(Victor Jara) jara öldürülmeden önce stadyumda yazip bestelediği ve daha sonra serbest bırakılan bir tutuklu tarafından dışarıya ulaştırılan "son mesaji"nda şöyle diyordu; ŞİLİ STADYUMU (Son Şarkı) Beş bin kişiyiz şehrin bu küçük bölümünde. Beş bin kişiyiz. Ne kadar olacağız bilemem şehirlerde ve bütün ülkede. Yalnız burada on bin el tohum eken ve fabrikaları işleten. İnsanlığın ne kadarı açlıkla, soğukla, korkuyla, acıyla, baskıyla, terör ve delilikle karşı karşıya. Yittiler aramızdan altısı uzaydaki yıldızlarca. Biri öldü, ikincisine vurdular vurdular inanmazdım asla bir insana böyle vurulacağına. Diğer dördü sona erdirmek istedi bu dehşeti, biri boşluğa attı kendini, diğeri vuruyordu başını duvara, ama hepsinin bakışlarında ölümün işareti. Nasıl dehşet saçıyor faşizmin yüzü! Taktıkları yok hiç bir şeyi demir parmaklıklar arasında yürütüyorlar planlarını. Kan madalyadır onlara, katliam kahramanlık gösterisi. İstediğin dünya bu mu tanrım? Bunun için mi harcadın yaratıcılığının ve emeğinin yedi gününü. Tükeniyor ömürler dört duvar arasında, ilerlemeyen bir sayı gibi, yalvararak ölümün bir an önce gelmesi için. Birden sızlıyor vicdanım, görüyorum yürek vuruşlarıyla değil, makinaların temposuyla atan akını ve askerlerin ebelerinin sahte tatlılığıyla dolu yüzlerini. Ya Meksika, ya Küba, ya dünya? Nasıl ağlıyorlar bu alçaklığa! On bin el kadarız artık üretemeyen. Ne kadarız bütün ülkede? Daha kuvvetli vuruyor başkan yoldaşımızın kanı bombalar ve mitralyözlerden. Böyle vuracak bizim yumruğumuz yeniden. Kara bir şarkı oldu dilimden dökülenler yansıtayım dediğimde bu dehşeti! Dehşetti yaşadığım, ölümüm dehşet. Ezgileri oldular bu şarkının şimdi sonsuzluğa karışan sessizlik ve çığlıklarda nice, nice onlar. Hiç görmemiştim bu gördüğümü, hissetmemiştim böylesine yürekten tomurcuğun doğacağı anı... Ölümsüz şarkısını söylüyor Hala, Victor Jara &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2619295718457748150?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2619295718457748150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2619295718457748150' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2619295718457748150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2619295718457748150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_6752.html' title='Viktor Jara'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rvdxeh6rLkI/AAAAAAAAAGM/tA-_1iElJwA/s72-c/mex_photo_edit200.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3236363765639635951</id><published>2007-08-16T01:31:00.001+03:00</published><updated>2007-09-22T12:27:00.347+03:00</updated><title type='text'>Osmanlı'dan Günümüze Ordunun Evrimi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RvTfyh6rLjI/AAAAAAAAAGE/D9MeF7kIkBQ/s1600-h/43862_k_4369.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5112957536163278386" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="160" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RvTfyh6rLjI/AAAAAAAAAGE/D9MeF7kIkBQ/s200/43862_k_4369.jpg" width="109" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Engels bir zor aygıtı olarak niteler orduyu. Tarihte sınıfların ortaya çıkışı ile ordulaşma, askeri birlik vb. kurumsallaştı. Egemen sınıfın ezilen sınıf üzerindeki zor aygıtıdır ordu. Ülkemizde ordu-asker her zaman toplum olarak çok anlam yüklenmiştir. Örneğin askere gitmeyene kız vermezler, askere gitmeyen adam olmaz vs vs, uzar gider. Osmanlıdan günümüze ordu toplumsal hayattın düzenlenişini, onun inşasında büyük bir rol oynamıştır. Osmanlıda temel politika fetihler, vergilerdir. Osmanlı bu politikasını ordularıyla yapmaktaydı. Türkiye Cumhuriyetine kuruluşundan günümüze baktığımızda orduya ne kadar büyük bir misyon yüklemiş olduğunu görürüz. Her gün TV’lerde, gazetelerde, kısacası medyada orduya ilişkin çok yazılar yazılır, anlatılır. Devrimci basını dışarıda tutarsak, burjuva basın adeta deyim yerindeyse postal yalayıcılığı yapmaktadır. Bugün TSK kuvvetlerine en ufak farklı bir ses bastırılmakta. Nokta dergisi, Şemdinli savcısı, gündem gazetesi bunlara bir örnektir. Orduya ilişkin farklı bir ses farklı bir bakış açısı ile hazırlanan bir kitap var elimizde. Sorun Yayınları’ndan BİLİMSEL İNCELEME-ARAŞTIRMA DİZİSİ-13 “Osmanlı’dan Günümüze Ordunun Evrimi” isimli kitabın yazarı Osman Tiftikçi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar Osmanlı’dan yola çıkarak konuya giriyor. Osmanlı İmparatorluğu’nda bir dönem olan Yeniçeri Ocakları’nın kuruluşu ve dağıtılma sebepleri, Osmanlıda düzenli orduya geçiş, çokça söylenen ordunun siyaset üstü bir kurum olup olmadığı, ordunun siyasetten arındırılması, İttihat ve Terakki Hareketi, Kuva-i Milliye hareketi, milis güçlerinin dağıtılması, ünlü Çerkez Ethem olayını kitapta bulabilirsiniz. Yine cumhuriyetin ilk yıllarında ordu gerçekten salt emperyalistlere karşı mı savaşmıştır, O dönemde tkp-kürt isyanlarında ne yapmıştır, 2. dünya savaşına girmeyerek övünen Türkiye Hitler faşizminin yanında yer almış mıdır ve ticari anlaşmalar yapmış mıdır? Türkiye’nin ABD ile yakınlaşması, Thuruman doktrini, ordunun amerkanlaştırılması yine kitabın ilerleyen bölümlerinde. Kontr-gerillanın kurulması, 27 mayıs ihtilal mi darbe mi, 1961 anayasası, 1970’lerde devrimci hareket, ordu içindeki çalışması, yanlışları, orduya ilişkin tespitler, 12 mart-12 eylül darbeleri yine ayrı ayrı anlatılmış. 1961’de kurulan OYAK (ordu yardımlaşma kurumu) bugün Türkiye’nin sayılı sermaye kuruluşu durumuna nasıl geldiğini okuyunca anlıyorsunuz. 1984’lerden itibaren gelişen Kürt sorunu, ordunun tutumu ve 2005’lere gelinen süreci sonunda ekim devrimi sürecinde ortaya çıkan kızıl muhafızlar sonradan bilinen ismiyle kızıl ordu hiyerarşik yapısı, sosyalist devletin ordu mantığını okuyacaksınız. Kitap toplam 243 sayfadan oluşuyor. Yazar okuru alıntılarla fazla boğmamış, akıcı duru bir dile sahip. Güncel ve her zaman okunması gereken ir kitap. Ülkemizde tabu bir durumda olan ordu bugün neden ciddi bir şekilde tartışılmasın. Ülkemizde topluma, halka karşı üniformalı bir itaatkarsızlık var. Osman tiftikçinin “Osmanlı’dan Günümüze Ordunun Evrimi” kitabı özellikle yeni kitap dostları mutlaka okumalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesim Avesta&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3236363765639635951?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3236363765639635951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3236363765639635951' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3236363765639635951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3236363765639635951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/deiimin-ad-genliktir-gkhan-can-evrenin.html' title='Osmanlı&apos;dan Günümüze Ordunun Evrimi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RvTfyh6rLjI/AAAAAAAAAGE/D9MeF7kIkBQ/s72-c/43862_k_4369.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8740044155643583605</id><published>2007-08-16T01:30:00.003+03:00</published><updated>2007-09-22T00:20:27.981+03:00</updated><title type='text'>Karanlık</title><content type='html'>Bunu içinden çıkamadığı bir karabasan sanıyor bir türlü uyanamıyordu. Her taraf karanlıktı, bir tek tepede kendisini aydınlatan onu durmadan takip eden ışıktan başka kimse yoktu. Kirli bir işin içindeymiş gibi hissediyordu. Kafasını yukarıya çevirerek yumruklarını sıkıp ona sesini duyurmak için tüm gücüyle bağırmaya başladı. Kim olduğunu soruyordu ama hiç cevap alamıyordu. İçinde bulunduğu durumun çaresizliği onu iyice çileden çıkarmaya başlamıştı. Gözlerini kapatıp rüyadan uyanmak istedi. Kapalı gözlerini ışığa çevirdi, gözkapakları saydam bir camdan yapılmışçasına ışık gözlerini almaya devam ediyordu. Kulağına bazı sesler geliyordu ona oyun oynayanlar kıs kıs gülüyorlardı. Bunun üzerinde dönen çirkin bir eğlence olduğunu düşünüyordu. Bir anda kendini içinde bulduğu bu karanlık onu çıldırtmaktaydı. Buradan kurtulmalıydı, koşmaya başladı ama tepesindeki ışık üzerinden milim şaşmadan onu aynı hızla takip ediyor peşini bırakmıyordu. Işık olmasa bu karanlıkta korkması gereken hiçbir şey olmayacaktı çünkü kendini hem kör hemde sağır sanacaktı ama bu ışık bedeninde görebileceği tüm noktaları gösteriyordu. Yorumlamayı bırakıp buradan kurtulmanın çarelerini aramaya başladı. Buranın bir sonu olmalıydı. Tekrar koşmaya başladı, koşuyor koşuyor yorulunca biraz dinlenmek için duruyor ve ışığa bakıp yine koşmaya başlıyordu. Yoruldu, bir daha koşamayacak kadar yorgundu artık. Beyninde kopan yönsüz çığlıkla bu duruma nasıl düştüğünü bulmaya çalışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırsa güneş tüm enerjisini kaybedip birden sönmüş, bunu gören insanlar korkudan delirip topluca ölmüştü. Güneşten kalan son zerrede bu durumdan tek kurtulan kendisini çıldırtmak için görevlendirilmişti. Fazla geçmeden bunu o da inandırıcı bulmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlığın ne başı ne sonu ne aşağısı nede yukarısı vardı. Kötü olan hiçbir nesneyi hayal edemiyor beyninde hiçbir şeyin görüntüsü hakkında küçücük bir kesit bile bulamıyordu. Sadece isimler vardı ağaç vardı, kuş, dağ, nehir. Görüntülerse yok. Ya zamanın başından beri bu karanlığın içindeydi; sadece kendini avutmak için dünya denen o yapıyı oluşturup şekillendirmişti yâda onu gerçek dünyadan uzaklaştıran bir güç vardı. O güçte tepesindeki lambayı tutanlar olmalı. İçinde gitgide ona artan nefretiyle beslenen bir düşmanlık büyüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ise aklında yeni bir olaylar zinciri kurdu. Bazı insanlar sapkın deneyleri için kocaman bir çukur açmışlar sonra onu buraya koyup üzerinde büyük beton bir kapakla kapatmışlar. Tepesindeki bu ışığın arkasında da onu kapatanlar durmuş onunla alay edercesine takip ediyor kahkahalar atıyorlardı. Köle olan bu adamın halini bir birlerine fısıldayıp çıldırasıya kendilerinden geçiyorlardı. Eyer bir çukurdaysa bunun bir sonu olmalıydı. Ayağa kalktı son gücüyle koşmaya başladı. Durmadan saatlerce koştu. Sonuç?&lt;br /&gt;Sonuç yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık bitmemiş tepesindeki ışık ve onu tutan el peşini bırakmamıştı. Soluk alış verişinin sesi karanlığın içinde kendinden uzaklaşıp gidiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepesindeki ışığın altında diz çöküp boynunu bükmüş öylece duruyordu. Birden tüm hırsının verdiği bir kuvvetle ayağa kalktı. Sıçramaya başladı. Sıçrıyor, sıçrıyor... İşe yaramadı ulaşamıyordu tekrar diz çöktü. Bu kendisinden güçlü olan, oluşturduğu karanlıktan çıkamadığı, ulaşamadığı yükseklikte olan düşmanına nasıl bir darbe vura bileceğini düşündü. Tek başınaydı yanında başkaları olsa üst üste çıkıp bir kule yapar onu aşağı indire bilirlerdi. Üzerini aramaya başladı ona atacak bir şeyler arıyordu çokta az olsa ona acı çektirmek istiyordu ama hiçbir şey bulamadı. Tekrar düşünmeye koyuldu; sert bir şeyler bulsaydı şöyle ona atacağı sert bir şey. Bu karanlığın içine ilk defa bir gülümseme doğdu. Bulmuştu dişlerinden birini yerinden çıkarıp ona atacaktı. Hemen öndeki dişlerinin birine sarıldı onu tüm kuvvetiyle sallamaya başladı. Az sonra ağzı kanlar içinde kalmıştı ama acısı ona olan büyük düşmanlığı karşısında toplu iğne ucu kadar kalıyordu. Sonunda dişi kırılmıştı onu iyice kavrayıp tüm kiniyle fırlattı. Işığa doğru giden diş kaybolmuş ışık sanki onu yutmuştu. Ona göre bu diş çok ufak kalmıştı ve mutlak bu kadar büyük olan bu kuvvet kendini koruyan bir zırhın içinde olmalıydı. Onun için daha büyük daha etkili bir şeyler atmalıydı. En azından zırha değdiğinde ses çıkaracak bir şey. Ağzındaki kanlar dudaklarından aşağıya süzülüyor göğsüne akıyordu. Bunu görecek durumda değildi başka bir yol bulmuştu bile. Hemen sağ eliyle sol kolunu kavradı diz çökmüş ayaklarından birini öne doğru kaldırarak bir kralın önünde diz çöker gibi öne bastı. Sol dirseğinin olduğu yerden kolunu dizine vurmaya başladı. Düşük sesli ancak derinden olan çatırtı sesiyle durdu. Ağzıyla kolunu kırdığı yerden ısırmaya başladı. Derisine dişlerini geçiriyor ağzındaki kan parçaladığı derinin altından fışkıran kanlarla birleşip karanlığa akıyordu. Avını parçalayan hayvanlar gibi kendini büyük bir hırsla parçalıyordu. Parçaladıkça daha çok hızlanıyor bazen dişlerini kemiğe geliyor dişleri de kendine parçalayacak başka et parçaları arıyordu. Sonunda kolunu bedeninden ayırdı. Sağ eliyle kopan sol kolun bileğinden tutup birkaç saniye ışığa baktı. Gözlerindeki vahşet, ağzından akan, kolundan fışkıran ve suratının, vücudunun her yanına bulaşan kan ortamı dehşete düşürecek kadar ürkütücüydü. Derin derin soluk aldı. Kalan tüm gücüyle gerildi. Kopardığı kolunu ışığa doğru fırlattı. Ama gücü yetmemişti. Kol ışığa ulaşmadan karanlığın başka bir noktasında kaybolup gitti. Kendiside öylece olduğu yere yığıldı. Uzunlamasına yatmış dizlerini karnına doğru çekmişti. Sağlam olan sağ elini soğuk bir kış gecesinde yatarken üşüyen çocuklar gibi bacaklarının arasına sıkıştırdı. Üste kalan parçalanmış kolundan hala kanlar fışkırıyor göğsüne bacaklarına boşalıyordu. Suratındaki o kin, nefret kaybolmuş yerine çaresizliğin yumuşaklığı yayılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzündeki kanların arasından bozkırların içinden akan berrak bir nehir gibi süzülen yaşlar karanlığın bitmez tükenmez emiciliği içinde kaybolup gidiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memo&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8740044155643583605?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8740044155643583605/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8740044155643583605' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8740044155643583605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8740044155643583605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_4677.html' title='Karanlık'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-7905942134444989119</id><published>2007-08-16T01:30:00.001+03:00</published><updated>2007-09-17T10:12:50.838+03:00</updated><title type='text'>Hoşgeldin</title><content type='html'>Hoş geldin yavrum&lt;br /&gt;Hoş geldin&lt;br /&gt;Ne güneşin doğuşu farkında&lt;br /&gt;Ne de batışının farkında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlamaktan gülmeyi unutmuş yavrum&lt;br /&gt;Savaşın ortasında doğdun sen&lt;br /&gt;Kanla, silahla, cesetle yoğruldun&lt;br /&gt;Gökyüzü karanlık&lt;br /&gt;Denizlerse kırmızıydı&lt;br /&gt;Kan kokuyordu tenin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Silahtan başka şeye dokunmadın&lt;br /&gt;Ne kaleme ne güle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek hayalin gülmek olacak yavrum&lt;br /&gt;Süt kokan ağzınsa&lt;br /&gt;Sıcacık kanla dolacak&lt;br /&gt;Masum yüzün çirkefe bulanacak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoş geldin&lt;br /&gt;Savaşa hoş geldin&lt;br /&gt;Hoş geldin yavrum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yusuf Çınar Güler&lt;br /&gt;yusufcinar_@hotmail.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-7905942134444989119?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/7905942134444989119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=7905942134444989119' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7905942134444989119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7905942134444989119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_74.html' title='Hoşgeldin'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-6456091042622891595</id><published>2007-08-16T01:29:00.022+03:00</published><updated>2009-01-30T17:17:40.810+02:00</updated><title type='text'>Yaşanılır Bir Dünya İçin-</title><content type='html'>Ülkemizde bir 17 Ağustos depremi yaşandı. Aradan 8 yıl geçti ama hiçbir ders çıkarılmamış. Halen bildik durumlar yaşanıyor; sağlıksız, çarpık bir kentleşme aynı şekilde devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim Adamlarının yapmış olduğu araştırma sonuçlarında olası bir Marmara depremi er geç 2029’da olacağını ve çok büyük yıkımlar ve ölümler getireceğini açıkladılar. Devlet sanki ne haliniz varsa görün gibisinden sessiz kalmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü yaşadığımız toplumsal sistem günden güne hayatın her alanında insanlığı ve diğer canlı türlerini bir yıkıma ve yok oluşa doğru götürmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün yok ki basında dünyanın çeşitli ülkelerinden yıkımlar, afetler, ölümler, yok oluşlar vb. haberler duymayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii tüm bu olup bitenler karşısında insanların kafasını karıştıran metafizik medyum vb şarlatanlar kıyametin alametleri, insanoğlunun kendi sonunu kendi getirdiği gibi yuvarlak laflarla hedefi belli olmayan fikirleri ileri sürmekteler. Bütün gerici akımların mutlaka bir kesimin temsilcileri oldukları ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan diğer canlı türleri içinde düşünen, değiştiren ve araç yapıp kullanabilen bir role sahip olduğundan hayatın her alanında kendince müdahalelerde bulunabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu dünden bugünkü yürüyüşünde sanırız ayak basmadığı kara parçası bırakmamıştır dünyada. Daha da ileri giderek uzayın derinliklerine ay’a ayak basmıştır. Hatta diğer gezegenlere insansız uzay mekikleri yollayarak buraları daha bir tanımaya çalışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii insan ne yazık ki uzayın boşluğunda bile çöplük yaratmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda belirttiğimiz ‘doğaya kendince müdahaleler’ sözü işin sanırız püf noktasıdır. Örneğin bitkilere yapılan deneyler, genleri ile oynanması , daha hızlı, daha ekonomik, maliyeti düşürme-kar marjını yükseltme adına hormonlu meyve ve sebzeyi tüm insanlık yapmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer bir örnek büyük baş hayvanlarda görülen “şap” ya da deli dana hastalığı durup dururken çıkmadı. Değişik ürünlerden elde edilerek geliştirilen yemler sayesinde hastalıklar türedi. Yine aynı zihniyet. Bunu da tüm insanlık yapmadı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün özellikle büyük şehirlerde, kentin birçok yerinde etrafımıza baktığımızda gördüğümüz manzara pek iç açıcı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karayollarındaki araçların eksoz dumanı, salınan karbondioksit, sanayi bölgelerindeki bacalardan yükselen dumanlar, yeşil alanlar üzerinde yükselen gri betonlar, denizlerin, göllerin, derelerin yanından geçtiğimizde burnumuza gelen dayanılmaz o pis kokular…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tablo günden güne diğer taşra illerine sıçrayacaktır. Çünkü her gün, özünde gözü doymaz bir üretim ve tüketim amacı olan bir sistemde yaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyayı tehdit eden küresel ısınma bugün en çok konuşulan bir sorundur. Küresel ısınma nasıl durdurulacak? Hangi politikalarla olacak? Tüm tartışmalar bu noktadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G-8 zirve toplantıları yapılırken sokaklarda, alanlarda insanlar bu soruların cevabını tepkileri ile ortaya koyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yıllarda Japonya’nın Kyoto şehrinde küresel ısınma karşısında neler yapılabilir vs başlık içeren bir toplantı yapıldı ve sonucunda bazı kararlar alındı. ABD bugün hala alınan kararları tanımamakta, kendi bildiğini yapmakta!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu her zaman daha iyi bir dünya, yaşanılabilir bir hayat kavgası vermiştir. Bunu önce kendi içinde vermiştir. Çünkü kendi içinde farklı egoist, bencil bir çıkarsal bir bölünme yaşamıştır. İnsanlığın büyük çoğunluğunun çıkarlarını savunan devrimci bir dalga bugünkü gidişata mutlaka dur diyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-6456091042622891595?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/6456091042622891595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=6456091042622891595' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6456091042622891595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6456091042622891595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_3352.html' title='Yaşanılır Bir Dünya İçin-'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2777959627200569192</id><published>2007-08-16T01:29:00.021+03:00</published><updated>2009-01-30T17:15:08.631+02:00</updated><title type='text'>Ya Şah Damarımızı Kesmeliyiz ya da…</title><content type='html'>Bizler Türkiyeliyiz; Türküyle, Kürdüyle, Çerkeziyle, Alevisiyle, Çingenesiyle. Kimimizin dili yüzünden, ırkı yüzünden özgürlüğü kısıtlanıyor. Kimimize ibadet şekli yüzünden Hıristiyan deniliyor. Bizler yıllardır, nesillerdir klasik olan şeyi hiç uygulamadık; bizler kardeşiz. Kardeşlik ne bizim için? Neden bizler bu topraklar için onca feda edilen şehitleri unutup, Türkiye’nin her toprağında yüzü sakallanmamış, daha savaşın ne olduğunu anlamadan yeni doğmuş çocuğunu göremeden şehit düşen canlarımızı unutuyoruz. Bizler halkın omuz omuza savaştığı, kadınların cephane taşıdığı milletin çocuklarıyız. Alevi, Kürt, Çingene omuz omuza savaştı. Bizler nasıl evlatlarız ki bize bir bağı bağışlayan atalarımıza biz bir bağ üzümü çok görüyoruz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye toprakları parça parça emperyalist güçlere satılıyor. Türkiye topraklarının bir metrekaresinin bile dış ülkelerden, dış güçlerden birine verilmesi, geleceğin yok edilmesi, genç neslin yok edilmesi demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye topraklarını satmak, Türkiye’nin borçlarını ödemek bahanesiyle yapılıyor. Bütçe düzeltilecek, borç kapanacak… Ninni dinlemek huzur verir ama huzur için değil ülkeyi, ülke insanını derin bir ölüm uykusuna salmak içindir. Bizler o kadar aciz insanlarla aynı toprağı paylaşıyoruz ki Türkiye’ye sahip çıkmak bahanesiyle demokrasi, aydınlık yanlısı gazetecileri, aydınları kalleşçe arkasından bir iki kurşunla öldüren insanlarla yaşıyoruz. Onlar Türkiye’nin okullarında yetişiyor. Türkiye’nin onurundan yararlanıyor. Eğer bizler Türkiye’de demokrasi için mücadele eden insanların katledilmesine, kurşuna dizilmesine sessiz kalırsak yarın dış kuvvetler kafamıza vurup ekmeğimizi ağzımızdan alırlar. Dolduruşa gelmeyelim. Tarihler boyunca ezenler, zulüm edenler hep vardı ama biz de varız. Artık o televizyon denen ninni makinesinin yalanlarından, yanlışlarından yüzümüzü gerçeğe çevirelim. Topraklarımız özelleştirmeleri, bankalarımız satılmaları hak etmedi. Biz bunları hak etmedik. Uğur Mumcu, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Abdi İpekçi, Pir Sultan Abdal, İbrahim Kaypakkaya, Dadaloğlu, Köroğlu, Nesimi Çimen, Hrant Dink ve nice adını sayamadığım insan. Bu insanlar vasıfları ne olursa olsun hepsi Türkiye’nin aydınlık ve bağımsız geleceği için mücadele ettiler. Kimi yandı, kimi asıldı, kimi vuruldu. Eğer bizler bu insanların üstünden atlayıp geçer ve Türkiye’nin yabancı güçlerin hakimiyetine verilmesine göz yumarsak hepimizin şah damarına bir kurşun sıkması gerekir. Çünkü bu insanlar bizler için gittiler ve bizlerde zamane insanına kapılıp nankörlük etmemeliyiz. Güzel ve güneşli günler için değerlerimize sahip çıkmalıyız. Asimle edilmemeli, uyumamalıyız. 20 yaşından bir genç asılırken bile “bağımız bir Türkiye” için slogan atıyorsa biz aynalara bakamamalıyız, kızarmaktan çatlamalıyız. Onlar onuruyla öldürüldüler. Bizler onlar gibi olamayız ama onları unutmak ve izlerini takip etmemek, onlara göz yummak bizi bok böceği gibi küçültür. O bile bir işe yarar aslında. Tam bağımsız, aydın, demokratik bir Türkiye için artık uyanalım ve birlik olalım. Milyonlarca yumruk birleşirse dünya deprem gücüyle sarsılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2777959627200569192?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2777959627200569192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2777959627200569192' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2777959627200569192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2777959627200569192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_8679.html' title='Ya Şah Damarımızı Kesmeliyiz ya da…'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-6571325862622583979</id><published>2007-08-16T01:29:00.020+03:00</published><updated>2007-09-11T00:11:12.513+03:00</updated><title type='text'>Kitle Örgütleri 12 Eylül'e Karşı Alanlardaydı</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RuWy3IMLgcI/AAAAAAAAAFk/siGT33GBaM4/s1600-h/12eyl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5108686012482814402" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="168" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RuWy3IMLgcI/AAAAAAAAAFk/siGT33GBaM4/s200/12eyl.jpg" width="200" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Darbe Karşıtı Platform'un Ankara'da düzenlediği 12 Eylül karşıtı mitinge yaklaşık 1500 kişi katıldı. Protesto eylemi Ankara Garı'ndan Abdi İpekçi Parkı'na doğru yürüyüşle başladı. Yürüyüş sırasında 12 Eylül döneminde hayatını kaybedenlerin resimleri taşındı. 'Yaşasın Halkların Kardeşliği', 'Darbeciler Halka Hesap Verecek', 'Bu Ülke Bu Halk Satılık Değil' sloganlarının atıldığı yürüyüşte '12 Eylül Darbecileri Yargılansın' şeklinde pankartlar açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdi İpekçi Parkı'ında 12 Eylül döneminde hayatını kaybedenler için saygı duruşunun ardından başlayan mitingde etkinliğe katılanlar adına basın açıklamasını okuyan 78'liler Derneği Sözcüsü Ruşen Sümbüllüoğlu, "80 darbesi sadece ülkedeki emek ve demokrasi güçlerinin yarattığı toplumsal muhalefeti yok etmenin bir aracı kullanıldığını belirti.Yapılmış bütün darbelerin nihai hedefinin emek ve demokrasi güçleri olduğunu belirten Sümbüllüoğlu, "Bugün emekçi halkların yaşadığı yokluk ve yoksulluk tesadüfi değildir. O günlerin eseridir" şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980 sonrası yaratılan her koyun kendi bacağından asılır mantığına karşı dayanışma kurumları aynı pankart arkasında hep beraber durdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78 'Ada-Der kortejiyle beraber yürüyen Mayısta Yaşam Kooperatifi, Anadoluda Yaşam Kooperatifi, Özgür Yaşam Kooperatifi ve Umut Kültür Derneği katılımcıları darbecilerin yargılanmasının yoluna işaret ettiler. 78 Adader'in kortejinde "Paşaların ve Patronların 12 Eylülüne Karşı Sınıf Dayanışması Sınıf Kavgası !" yazılı pankartı da açan kitle örgütleri miting boyunca Gün Gelecek, devran dönecek, Darbeciler Halka Hesap Verecek, Yasaşın Sınıf Dayanışması, Kurtuluş Yok tek Başına ya Hep Beraber Ya hiç Birimiz sloganlarını hep beraber attılar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-6571325862622583979?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/6571325862622583979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=6571325862622583979' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6571325862622583979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6571325862622583979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_5695.html' title='Kitle Örgütleri 12 Eylül&apos;e Karşı Alanlardaydı'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RuWy3IMLgcI/AAAAAAAAAFk/siGT33GBaM4/s72-c/12eyl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-843171812953811957</id><published>2007-08-16T01:29:00.019+03:00</published><updated>2007-09-11T10:02:51.825+03:00</updated><title type='text'>12 Eylül bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmalı ve başta Kenan Evren olmak üzere bütün 12 Eylülcüler yargılanmalıdır!</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;DİSK'in 2006 yılı açıklaması &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül askeri faşist darbesinin ardından 26 yıl geçti. 12 Eylül’de yaşanılan acılar bir yana, çeşitli ülkelerdeki darbeci generallerden hesap sorulduğu bir dünyada, ülkemizi karanlığa hapsedenlerin yargılanması şöyle dursun, darbeciler Anayasa’nın 15. Maddesince korunmakta ve “itibar” görmektedirler. Bu da ülkemizdeki demokrasi kültürünün içler acısı halini gözler önüne sermektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;12 Eylül bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmalı ve başta Kenan Evren olmak üzere bütün 12 Eylülcüler yargılanmalıdır!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül askeri darbesinin üzerinden 26 yıl geçti. Bundan 26 yıl önce, tank sesleriyle ve marşlarla uyandırılmamızla başlayan süreç Türkiye’yi siyasal, sosyal, hukuksal ve bilimsel alanlarda büyük tahribata uğrattı. Hukuk, adalet, bilim, emek ve çalışma hayatı yok edildi. Emekçilerin kazanılmış bütün hakları zorla ellerinden alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül hala güncelliğini koruyor. 12 Eylül hukuku hala geçerlidir. 12 Eylül askeri yönetimi tarafından hazırlanan Anayasa temel hükümleriyle hala yürürlüktedir. Bu Anayasa, geçici 15. maddesiyle, 12 Eylül sürecinin yargılanmasını engellemektedir. 12 Eylül yöneticileri tarafından çıkarılan yasalar ve kurumlar yürürlüktedir. Bunun en açık örneği, bizzat darbeciler tarafından hazırlanan çalışma yasalarının 26 yıldır geçerliliğini korumasıdır. 12 Eylül’ün siyasi ve sosyal sonuçları hala geçerlidir. 12 Eylül, Türkiye’nin siyasi demokratik gelişim dinamiğini engellemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün 12 Eylül darbesinin ardında ABD’nin olduğu tartışmasız bir gerçektir ve 12 Eylül rejiminin hemen tüm yaptıkları bu gerçeği doğrulamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12 EYLÜL ASKERİ DARBESİ ABD EMPERYALİZMİNİN ORTADOĞU ÇIKARLARI DOĞRULTUSUNDA GÜNDEME GELDİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1980’lere gelinirken, uluslararası arenada ve özellikle de Ortadoğu’daki gelişmeler, ABD’nin bütünüyle kendi egemenliği altında, bağımlı ve “istikrarlı” bir Türkiye talebine dört elle sarılmasının koşullarını oluşturuyordu. Bölgedeki ABD ileri karakolu, Şahlık rejimi devrilmiş ve ABD stratejileri açısından büyük boşluk doğmuştu. ABD emperyalizmi bölgede kendi egemenliğinin sonu olabilecek böyle bir gelişmeyi önlemek için yeni stratejilere başvurdu. &lt;strong&gt;“Ilımlı Müslüman ülkeler kuşağı”&lt;/strong&gt; yaratma doğrultusundaki Pentagon stratejileri yeniden önem kazandı. ABD’nin çıkarları açısından Türkiye de böyle bir kuşağın içinde yer almalıydı. Artık Pentagon için yapılacak olan belliydi: &lt;strong&gt;“Türkiye ayağını sağlam basmak”.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12 EYLÜL, EKONOMİK KRİZİN YÜKÜNÜN EMEKÇİ HALKIN ÜZERİNE YIKILMASI İÇİN GÜNDEME GETİRİLDİ; MEVCUT SÖMÜRÜ DÜZENİNİN ONARILMASINI HEDEFLEDİ!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Demirel azınlık hükümeti emperyalizmin dayatmalarına boyun eğerek, IMF direktifleri doğrultusunda 24 Ocak Kararları olarak bilinen &lt;strong&gt;“Ekonomik Önlemler Paketini”&lt;/strong&gt; gündeme getirdi. 24 Ocak Kararları IMF’nin de işaret ettiği şekilde ekonomik bunalımın bütün yükünü halkın omuzlarına yıkarak, sermaye kesimlerine geniş olanaklar sağlamayı öngörüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül askeri darbesinin hemen ardından grev yasaklamaları, sendika ve derneklerin kapatılmaları, toplu sözleşmelerin durdurulması gündeme getirildi. Yıllardır Türkiye burjuvazisinin her fırsatta bir yakınma konusu olarak gündeme getirdiği işçi hakları ve sendikal haklar bir çırpıda ortadan kaldırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örgütümüz DİSK ve diğer ilerici işçi sendikaları, mallarına el konularak kapatılırken, yüzlerce sendika önderi de tutuklandı, işkence tezgahlarına yatırıldı. İşçi sendikaları ve halktan yana örgütler zor ve şiddetle dağıtılırken, işveren sendikalarına tam bir serbestlik tanındı. TİSK, MESS ve işveren örgütleri hükümet politikalarını birinci dereceden etkileyen örgütler haline geldiler. İş hayatına ilişkin yasaların düzenlenmesi bütünüyle istedikleri biçimde yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül rejimi döneminde kurulan YHK eliyle toplusözleşmelerin işçiler aleyhine sonuçlanması ve böylece işçi ücretlerinin kısıtlanması için her tür tedbir alındı, grev yasaklamaları, işten çıkartmalar, işçi önderlerinin iş yerlerinden tasfiye edilmesi birbirini izledi. TİSK Başkanı Halit Narin, bu konudaki hoşnutluğunu şöyle dile getirdi: &lt;strong&gt;“Onlarca yıl biz ağladık, onlar güldü; şimdi gülme sırası bizde” &lt;/strong&gt;Halit Narin’in bu sözleri 12 Eylül’ün esas anlamının tekelleri güldürmek ve işçileri ağlatmak olduğunun itirafıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül faşizmi koşullarında, bir askeri yönetimin baskı ve terör uygulamalarıyla desteklenen bu ekonomik önlemler paketinin sonuçları, 12 Eylül’ün sınıf rengini bütünüyle ortaya koymaktadır. Geriye dönüp bakıldığında, 24 Ocak Kararları’yla başlayan süreçte halktan tekellere büyük değerler aktarıldığı daha açık görülmektedir ve bu dönemde zenginler daha zenginleşmiş, fakirler daha fakirleşmiştir. Yani 12 Eylül’de halk kaybetmiş, tekeller kazanmıştır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;12 EYLÜL REJİMİ ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ YOK EDEREK, OTORİTEYE BAĞIMLI BİR TOPLUMSAL YAPI YERLEŞTİRDİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Üç insanın bile sokakta yanyana yürümesinin yasaklandığı bu dönemde binlerce insan işkenceden geçirildi, yüzlercesi sakat kaldı, sürek avlarında kurşuna dizildi, işkencede öldürüldü, 50 kişi idam edildi, binlerce insan yıllarca cezaevlerinde tutuldu, gazeteler dergiler toplatıldı, yasaklandı, binlerce kitap yakıldı. Sendikalar, dernekler, partiler kapatıldı, mallarına el kondu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkesinin mutluluğu ve esenliğinden başka birşey istemeyen sendikacılar, yazarlar, aydın ve sanatçılar cezaevlerine dolduruldu, haklarında idam cezaları istendi. Her mahalle karakolu bir işkencehaneye dönüştürüldü, yetmedi, stadyumlar ve okullar kitlesel toplama kampları haline getirildi ve çeşitli yaş gruplarından binlerce insana burada akıl almaz işkenceler yapıldı, 1961 Anayasası ortadan kaldırıldı! 12 Eylül’de 650 bin kişi gözaltına alındı. 210 bin davada 230 bin kişi sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 21 bin 764 kişi örgüt üyesi olma suçundan hüküm giydi. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı. 23 bin 700 derneğin faaliyetine son verildi. 9 bin 962 adet işkence soruşturma ve davası açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu etkiler siyasal, sosyal, toplumsal veya kültürel anlamda yalnızca bu kuşaktan değil, bütün bir toplumdan pek çok şey götürdü. Bunların sonuçlarını ve devamını günümüzde de yaşamaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu nedenlerle, halkımızın yaşadığı bunca acı, yoksulluk ve sefaletin nedeninin, bugün yaşadığımız ekonomik yıkım ve siyasi bocalamaların, halkımızın sahte kutuplaşmalarla karşı karşıya getirilmelerinin temelinde 12 Eylül hukukunun ve anlayışının yattığını söylemek yanlış olmayacaktır. Halkımızın mutluluğu ve aydınlık geleceği için ülkemize giydirilen bu deli gömleği yırtılıp atılmalıdır. Anayasa’nın darbecileri koruyan 15. Maddesi değiştirilerek başta Kenan Evren olmak üzere bütün 12 Eylülcüler yargılanmalı, seçim ve siyasi partiler kanunu demokratik bir içerikle yeniden düzenlenmeli, sendikaların önündeki bütün engeller kaldırılarak, 12 Eylül hukuku ortadan kaldırılmalı, demokrasiye ulaşmak için önümüzdeki tek ve yegane seçenek budur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak, 12 Eylül Darbecileri ülkemizin bugün yaşadığı işsizlik, hukuksuzluk, adaletsizlik ve yolsuzluğun, terör ve şiddetin baş mimarları bunlardır ve bunun için yargılanmalıdırlar!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-843171812953811957?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/843171812953811957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=843171812953811957' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/843171812953811957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/843171812953811957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_2783.html' title='12 Eylül bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmalı ve başta Kenan Evren olmak üzere bütün 12 Eylülcüler yargılanmalıdır!'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-7573098005707792836</id><published>2007-08-16T01:29:00.017+03:00</published><updated>2007-09-11T00:13:58.513+03:00</updated><title type='text'>12 Eylül Darbesi Bilançosu</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;Cumhuriyet Gazetesi - 12 Eylül 2000 &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Times New Roman;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Darbenin bilançosu&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;- TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 650 bin kişi gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**1 milyon 683 bin kişi fişlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**7 bin kişi için idam cezası istendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**517 kişiye idam cezası verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**98 bin 404 kişi ''örgüt üyesi olmak'' suçundan yargılandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**388 bin kişiye pasaport verilmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**30 bin kişi ''sakıncalı'' olduğu için işten atıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**30 bin kişi ''siyasi mülteci'' olarak yurtdışına gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**171 kişinin ''işkenceden öldüğü'' belgelendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**937 film ''sakıncalı'' bulunduğu için yasaklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**31 gazeteci cezaevine girdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**300 gazeteci saldırıya uğradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**3 gazeteci silahla öldürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**13 büyük gazete için 303 dava açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**39 ton gazete ve dergi imha edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**14 kişi açlık grevinde öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**16 kişi ''kaçarken'' vuruldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**95 kişi ''çatışmada'' öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**73 kişiye ''doğal ölüm raporu'' verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**43 kişinin ''intihar ettiği'' bildirildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-7573098005707792836?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/7573098005707792836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=7573098005707792836' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7573098005707792836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7573098005707792836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_3156.html' title='12 Eylül Darbesi Bilançosu'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3626626113451059856</id><published>2007-08-16T01:29:00.015+03:00</published><updated>2007-09-08T00:03:10.239+03:00</updated><title type='text'>Günümüz Kapitülasyonları ve Ekonomisi</title><content type='html'>Osmanlı'nın son dönemlerinde kapitülasyonlarla  başlayan ekonomideki sömürgeleştirme süreci günümüzde tüm hızıyla yaşanmaktadır. Diğer alanlarda olduğu gibi ekonomi alanında da bağımsızlık tamamen yitirilme noktasına gelmiştir. Ekonomi IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası sermayenin ve tekellerin denetimindeki kuruluşlara peşkeş çekilmiş, egemenlik ise AB ve ABD'ye teslim edilmiştir. Dışa bağımlı, tarımı, hayvancılığı, sanayisi çökme noktasına getirilmiş bu ekonomik sistem içerisinde dış ve iç borçlar katlanarak artmaktadır. Tüketime dayalı, üretmeyen ekonomik yapı; yabancıların egemenliğindeki borsa, faiz, döviz kısır döngüsüne tutsak kılınmıştır. Bununla beraber işsizlik ve yoksulluk dayanılmaz boyutlara ulaşırken, ranta dayalı yağma ekonomisinin uygulamaları yolsuzlukları da artırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYAK BANKASI satışı ile ilk on büyük banka içinde yabancı sermaye olmayan tek banka iş bankası kaldı. Avrupa ülkelerinde yabancı sermaye ortaklı banka oranı %10,  Bizde ise  %90 dır. Yabancı sermayeden stopaj alınmazken milli sermayeden %15 stopaj alınmaktadır. Tıpkı Osmanlı zamanındaki gibi kapitülasyonlar tam gaz devam etmekte, ekonomimizde tamamen dışa bağımlı hale getirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 4 yılda 15 yeni yeşil sermaye  milyarderleri yaratılırken sayısız insan kredi kartları borçları yüzünden intihar etmek zorunda bırakılmış. Sayısız insan ekonomik nedenlerle gasp uyuşturucu ve hırsızlık batağına sürüklenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş efendim kişi başına düşen gelir 4 kat arttı..? soruyorum son 4 yılda aldıgı ücret 4 katına çıkan işçi, emekçi, köylü yada çiftçi var mıdır acaba? Bırakın 4 kat artmasını aldığı ücrete zam alabiliyor mu işçi, emekçi. Yetiştirdiği mahsulünü maliyet fiyatına satabiliyor mu çiftçi. Sanırım 15 yeni yeşil sermaye milyarderlerinin paralarını da bizim kafa sayımıza paylaştırarak buluyorlar kişi başına düşen geliri. AKP iktidarının 4.5 yıllık döneminde ekonomi daha da bozulmuş, İthalat ve cari açık cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırmış, iç borç katlanarak artmış ve büyümeye rağmen işsizlik azalmamıştır. AKP sürekli dolaylı vergileri arttırarak gelir dağılımının daha da bozulmasına neden olmuştur. Hükümet Ekonomi politikalarında olduğu gibi, Dış Politika,Tarım, Eğitim, Sağlık ve Enerji gibi alanlarda da başarısız olmuş ülkenin sorunlarını derinleştirmiştir. İthalata dayalı olarak büyüyen ülkemiz, artan cari açığı, iç ve dış borcu ve bir türlü gerilemeyen işsizlik oranı ile halen kriz eşiğinde bir ekonomi görüntüsü vermektedir. Memurun, işçinin, köylünün reel gelirleri ve alım gücünde artma olmadığı gibi esnaf ağır bir ekonomik kriz içersine girmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Kapitülasyon: Özellikle Osmanlı İmparatorluğu'nda yabancılara verilen ekonomik, adli, idari vb. hak ve ayrıcalıklara denir. Kapitülasyon kelimesi Latince caput'tan (baş) gelir ve baş eğmek, teslim anlaşması yapmak anlamlarını taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 Yılda GSMH'daki Artış 1.2 Kat Olurken, Cari Açıktaki Artış 20 Kat olmuştur. Türkiye'de 2003 yılında 58.3 milyar dolarlık milli gelir artışına karşılık 8 milyar dolarlık cari işlemler açığı, 2004 yılında 60.2 milyar dolarlık milli gelir artışına karşılık 15.6 milyar dolar cari açık, 2005 yılında 61.4 milyar dolarlık milli gelir artışına karşılık 22.7 milyar dolar cari açık verilmiştir. Son dört yılda Milli Gelir yüzde 121 büyürken, cari açık yüzde 1964 artmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılındaki % 6'lık sözde büyümeye karşın, çiftçinin, işçinin, sanayicinin, emeklinin ve dar gelirlinin cebine yansıyan her hangi bir durum söz konusu değildir. Üstelik gelir dağılımındaki adaletsizlik daha da artmıştır. Düşük reel kura bağlı ithalat patlamasının sonucu olan rekor cari işlemler açığı karşılığında elde edilen yüksek büyüme, işsizlik ve dış açıklar başta olmak üzere ekonomideki yapısal sorunları çözememiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milli gelirdeki artışa rağmen işsizlik daha da artmıştır. Umudunu yitirerek iş aramaktan vazgeçenler ve eksik ishtihdamdaki gizli işsizlerde eklendiğinde işsiz sayısı son dört yılda 642 bin kişi artarak 5.4 milyona, işsizlik oranı ise % 20.2'ler seviyesine ulaşmıştır. Sonuç olarak hiçbir şey gösterilmeye çalışıldığı gibi pembe bir tablodan ibaret değildir. Umutsuz genç yığınlar üretime katılmalıdır. Durum gerçekten çok ciddidir. Bu ülkenin ana sorunu işsizlik ve istihdamdır. Bu sorun acilen çözülmek zorundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürbüz Selçuk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.olayyerihaber.com/"&gt;www.olayyerihaber.com&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3626626113451059856?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3626626113451059856/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3626626113451059856' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3626626113451059856'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3626626113451059856'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_7286.html' title='Günümüz Kapitülasyonları ve Ekonomisi'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-5018106513017310908</id><published>2007-08-16T01:29:00.013+03:00</published><updated>2007-09-07T00:16:59.978+03:00</updated><title type='text'>8. Kitle Örgütleri Koordinasyonu Buluşması Çağrı Metni</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RuBuNYMLgaI/AAAAAAAAAFU/lbeSo3VH6yQ/s1600-h/8Koord.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5107203153549033890" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" height="129" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RuBuNYMLgaI/AAAAAAAAAFU/lbeSo3VH6yQ/s200/8Koord.jpg" width="178" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kitle Örgütleri Koordinasyonu kitle örgütlerinin birbirleri ile dayanışma ve eşgüdüm içinde çalışma amacı ile kurdukları, dört yıldır faaliyet gösteren bir iletişim ve dayanışma ağı. Koordinasyon, Türkiye’nin birçok ilinde farklı alanlarda faaliyet gösteren ve sınırlı kaynaklar içerisinde çalışan kitle örgütlerini, birbirleri ile rekabet etmek yerine dayanışma içinde bulunmaya, kısıtlı kaynaklarını ortaklaşa kullanmaya ve birbirlerine deneyimlerini aktarmaya teşvik ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu amaçla bir araya gelen Kitle Örgütleri Koordinasyonu’nun ilk buluşması 2003 yılında gerçekleşti. İlk ortaya çıkışından bu yana Koordinasyon’un bileşeni olan kitle örgütleri, aralarındaki dayanışma ağını güçlendirdiler. Zamanla farklı kitle örgütlerinin katılımı ile bu dayanışma ağı genişledi; bugün de genişlemeye devam ediyor. Kitle Örgütleri Koordinasyonu içerisinde sanat, eğitim ve kültür merkezleri, eğitim kooperatifleri, tüketim kooperatifleri, işçi dernekleri, mahallelerde uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı mücadele eden dernekler, dayanışma kooperatifleri ve çevre sorunlarıyla uğraşan dernekler gibi birbirlerinden çok farklı alanlarda çalışan kitle örgütleri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koordinasyon aracılığı ile birbirlerini ihtiyaçları, olanakları, deneyimleri ve faaliyetleri hakkında bilgilendiren kurumlar bugüne kadar birlikte tiyatrolar, seminerler ve piknikler gibi pek çok ortak etkinlik düzenledi; birbirlerinin mekânlarından, sahip olduğu teknik araç ge&amp;shy;reçten (sinevizyon aleti; ses tesisatları; müzik-film arşivi vs.), müzik gruplarından, insan kaynaklarından ortaklaşa faydalandı; yapılan seminerlerin notlarını paylaştı; ve en önemlisi yapılan etkinliklerde birbirlerinin deneyimlerinden faydalandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2003 yılından bu yana Türkiye’nin farklı illerinde faaliyet gösteren kitle örgütleri her sene İller Arası Koordinasyon Buluşması’nda bir araya geliyorlar. Nisan 2007’de İzmir’de gerçekleştirilen 7. Kitle Örgütleri Koordinasyon Buluşması’na Ankara, Antalya, Bursa, Denizli, İzmir, İstanbul ve Almanya’dan 56 kurum katıldı. Buluşmada genel olarak tüm kurumlar dayanışma ağını nasıl güçlendireceklerini tartıştı, sohbetler ve paneller düzenlendi. Aynı alanlarda çalışma yürüten kurumlar çalışma yürüttükleri alana ilişkin yaşadıkları sorunları tartıştılar, ortak çözümler geliştirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Kitle Örgütleri Koordinasyon Buluşması 6-7 Ekim’de İstanbul’da gerçekleşecek. Sınıf içerisinde faaliyet yürüten kurumların bir araya geldiği ve bir dizi etkinlikten oluşan bu organizasyonu düzenlerken iki tane mütevazı hedefimiz var: Kitle ör&amp;shy;gütlerinin, birbirlerinin deneyimlerinden ve olanaklarından yararlanmasını sağlamak ve her kuru&amp;shy;mun kendi önüne koyduğu hedefleri daha rahat gerçekleştirmesini sağlayacak biçimde ortak ça&amp;shy;lışmalar, ortak planlar üretilmesine olanak sağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gün boyunca sürecek olan organizasyon söyleşiler, çalışma atölyeleri, paneller ve toplantılardan oluşacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma atölyeleri kurum temsilcilerinin bir araya gelerek deneyim aktarımlarında bulundukları ve ortak neler yapabileceklerini konuştukları etkinlikler olacak. Bu çerçevede eğitim, tüketim, kültür-sanat vb. başlıklar dahilinde aynı alanlarda çalışma yürüten kurumları bir araya getireceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koordinasyon Buluşması’nın ayrıntılı programını ve dayanışma içerisindeki kitle örgütlerinden haber ve duyuruları program kitle örgütlerinden gelen önerilerle netleştiği zaman &lt;a href="http://www.koordinasyon.net/"&gt;http://www.koordinasyon.net/&lt;/a&gt; adresinden öğrenebilirsiniz.&lt;br /&gt;Emekçiler arasında dayanışmayı güçlendirmeye çabalayan kurumların bu amaçlarına ancak kendi aralarındaki dayanışma bağlarını sıkılaştırarak ulaşabileceğine inanıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu organizasyonu da kitle örgütleri arasındaki rekabete son verip dayanışmayı güçlendirmek için bir adım olarak görüyoruz ve 6-7 Ekim tarihlerinde düzenlenecek etkinliklerde buluşmayı diliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzenleyen Kurumlar (27 Ağustos itibariyle)&lt;br /&gt;78’liler Adalet ve Dayanışma Derneği (İstanbul)&lt;br /&gt;Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi (İstanbul)&lt;br /&gt;Başka Kültür Evi (İstanbul)&lt;br /&gt;Gülsuyu-Gülensu Dayanışma Kurumu İnisiyatifi (İstanbul)&lt;br /&gt;Güneşin Sofrası Kooperatifi (İstanbul)&lt;br /&gt;Güney Kültür Merkezi (İstanbul)&lt;br /&gt;Kondularda Yaşam Tüketim Kooperatifi (İzmir)&lt;br /&gt;Konfeksiyon İşçileri Bülteni (İstanbul)&lt;br /&gt;Mayısta Yaşam Kooperatifi (İstanbul)&lt;br /&gt;Özgür Yaşam Kooperatifi (İzmir)&lt;br /&gt;Sanat Cephesi (İstanbul)&lt;br /&gt;Toplumsal Birlik ve Dayanışma Derneği (İstanbul)&lt;br /&gt;Umut Kültür Derneği (Ankara)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-5018106513017310908?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/5018106513017310908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=5018106513017310908' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5018106513017310908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/5018106513017310908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_4984.html' title='8. Kitle Örgütleri Koordinasyonu Buluşması Çağrı Metni'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RuBuNYMLgaI/AAAAAAAAAFU/lbeSo3VH6yQ/s72-c/8Koord.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3299550080425046887</id><published>2007-08-16T01:29:00.011+03:00</published><updated>2007-09-05T22:06:16.586+03:00</updated><title type='text'>Modern Hipokratlar</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rt79_IMLgXI/AAAAAAAAAE8/_EJQ2OwDsDc/s1600-h/Hippocrates_rubens.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5106798288456876402" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 217px; CURSOR: hand; HEIGHT: 253px" height="227" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rt79_IMLgXI/AAAAAAAAAE8/_EJQ2OwDsDc/s200/Hippocrates_rubens.jpg" width="183" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hipokrat (İngilizce: Hippocrates) (d. M.Ö. 460, İstanköy - ö. M.Ö. 377, Larissa), tıbbın babası olarak anılan Yunan hekim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hekimin oğlu olan Hipokrat, babası tarafından yetiştirilip, Taşoz, Abdera, Larissa ve Kyzikos'ta hekimlik yaptı. Anadolu'nun kuzey illerini gezdikten sonra, İstanköy adasına dönerek hekimliğini sürdürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölümünden sonra, İstanköy Adası Hekimlik Okulu'nun bütün buluşları Hipokrat'a mal edilmiştir; ama bunlarının tümünün değilse bile, büyük bir bölümünün gerçekten onun buluşu olduğuna kuşku yoktur. Tedavisi, organizmadaki kan, lenf, safra gibi suyukların bozukluklarına dayanır. Çağının bütün hekimlik bilgileriyle donatılmış olduğu ve bunları en iyi biçimde uyguladığı yapıtlarından anlaşılır. Klinik gözlemi ilk başlatan kişi olmasının yanı sıra, hekimlerin mesleğe başlarken insanlık yararına çalışacakları konusunda ettikleri yemin (Hipokrat yemini) onun kurallarına dayanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun tarafından kaleme alınan yazılar (Corpus hippocraticum, "Hipokrat yazıları") batıl inançları, büyülü şifa yöntemlerini reddederek, bir bilim dalı olarak tıbbın temel ilkelerini belirlemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hipokrat Yemini Hekim apollon aesculapions, hygia panacea ve bütün tanrı ve tanrıçalar adına!... and içerim, onları tanık ve şahit tutarım ki, bu andımı ve verdiğim sözü gücüm kuvvetim yettiği kadar yerine getireceğim. bu sanatta hocamı, babam gibi tanıyacağım, rızkımı onunla paylaşacağım. Paraya ihtiyacı olursa kesemi onunla bölüşeceğim. Öğrenmek istedikleri takdirde onun çocuklarına bu sanatı bir ücret veya senet almaksızın öğreteceğim. Reçetelerin örneklerini, ağızdan bilgileri şifahi malumatı ve başka dersleri evlatlarıma, hocamın çocuklarına ve hekim andı içenlere öğreteceğim. bunlardan başka bir kimseye öğretmeyeceğim. gücüm yettiği kadar tedavimi hiçbir vakit kötülük için değil, yardım için kullanacağım. benden ağı ( zehir ) isteyene onu vermeyeceğim gibi, böyle bir hareket tarzını bile tavsiye etmeyeceğim. Bunun gibi gebe bir kadına çocuk düşürmesi için ilaç vermeyeceğim. fakat hayatımı, sanatımı tertemiz bir şekilde kullanacağım. Bıçağımı mesanesinde taş olan muzdariplerde bile kullanmayacağım. bunun için yerimi ehline terk edeceğim. hangi eve girersem gireyim, hastaya yardım için gireceğim. kasıtlı olan bütün kötülüklerden kaçınacağım. İster hür ister köle olsun erkek ve kadınların vücudunu kötüye kullanmaktan mazarrattan sakınacağım. Gerek sanatımın icrası sırasında, gerek sanatımın dışında insanlarla münasebette iken etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi bir sır olarak saklayacağım ve kimseye açmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki satırlar Hipokratın yemini gayet açık ve net. Meslek ahlakını herşeyin üstünde tutuyor. Bir de tıp bilimi olunca insanı temel alan bu meslek insanın sağlığına dair ne varsa tüm imkanlar ve araçlar seferber edilir. Bugün ülkemizdeki tıp insanları meszuniyet sonunda okumuş oldukları Hipokrat yeminine göreve başladıktan sonra bir çoğu sadık kalmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın hayata bakışı, dünya görüşü yaşadığı toplumun bir yansımasıdır. Kapitalist toplum Marks'ın dediği gibi aydınları, sanatçıları, bilim adamlarını kendine bağlı maaşlı çalışanlar durumuna indirgemiştir. Bugün doktorların birçoğu özel hastanelerde hasta sayısına göre maaş almaktadır ya da devlet kuruluşlarındakiler ise hastalarını özel muayenehanelerine yönlendirerek buralarda hastalardan ekstra paralar almaktadır. Doktor hasta ilişkisi para ilişkisine dönüşmüştür. Ülkemizde sağlık sorunu bugün tam bir trajedidir. Düşünün, insan hayatının anne karnında başlayan yaşam süreci yaşamın her evresinde sorunlarla doludur. İşyerinde, semtte, evde, okulda kısacası hayatın her alanında sağlık sistemi kör topal birdurumdadır. Hipokrat'ın mesleği bugün zengin olmanın tercihi durumunda. Çevremize şöyle bakalım; anneler, babalar ya da büyüklerin okula başlayan çocuklarına şunları söylediğini duymuşuzdur; "benim çocuğum büyüyünce doktor olacak." Buradaki doktor olma sözünde yatan şudur: kendine bir güvence ve gurulanma durumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün insaların sağlık güvencesi ister olsun ister olmasın ciddi bir sağlık sorunu ile karşılaştığında ve hemen tedavi sürecine girmek istiyorsa parası olmak zorunda. En güvenilen devletin elindeki sağlık merkezleri, deyim yerindeyse allaha emanet. Hipokrat yemini buralarda ters yüz edilmiş durumda. Parası olmayan ya da bu sağlık merkezlerinde torpil ve rüşvet olmadan insanlar istediği tedaviyi olamamaktadır. AKP hükümeti sağlıkta devrim yaptığını iddia etmektedir. Bu koca bir yalandır, aldatmacadır. Tabi ki sağlık politikası salt AKP ile oluşmadı. Cumhuriyetin oluşumundan bugüne gelen hükümetlerinde bunda payı vardır. 1980 sonrası devletin elini birçok alandan çekmesi adına özelleştirme sürecine girildi. Sağlık da bunların başında geliyor. Özel hastaneler her gün mantar gibi çoğalıyor. Devletin elindeki kurumlar bilerek geri ve yetersiz bırakılarak insanlara özel sağlık kuruluşlarının yolu gösterildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıp konusunda yurt dışında yaşamış insanlarla konuştuğumuzda bu ülkelerdeki sağlık sistemi Türkiye'den ne kadar ileride ve insan hayatına verilen önemi duymaktayız. Ülkemizde insana, onun sağlığına yatırım ve güvence yok. Daha çok vergi, daha çok kar, felsefe bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanca bir yaşam ve değer bizlere uzak, yabancı olmamalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küba, sağlık sistemi konusunda dünyada örnek bir ülkedir. Küçük bir ülke ama tıpta dev adımlar atılmıştır. Kübanın sağlık politikasını daha ayrıntılı merak ediyorsanız sitemizde daha önceden yayınlanmış bir makale bulunmaktadır. &lt;span style="font-size:85%;"&gt;(&lt;/span&gt;&lt;a href="http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_9807.html"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_9807.html&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Modern Hipokratlar bugünkü sistemin dışına çıktığı ölçüde var olacaktır ve hipokratın yeminine sadık kalacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nesim Avesta&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3299550080425046887?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3299550080425046887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3299550080425046887' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3299550080425046887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3299550080425046887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_2982.html' title='Modern Hipokratlar'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rt79_IMLgXI/AAAAAAAAAE8/_EJQ2OwDsDc/s72-c/Hippocrates_rubens.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2457241130309561242</id><published>2007-08-16T01:29:00.009+03:00</published><updated>2007-09-02T01:20:07.538+03:00</updated><title type='text'>Geleneksel Kitle Örgütleri Dayanışma Pikniği Yapıldı</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RtnlKYMLgWI/AAAAAAAAAE0/n_CZNxeMku0/s1600-h/26agpik2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5105363619056157026" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" height="174" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RtnlKYMLgWI/AAAAAAAAAE0/n_CZNxeMku0/s200/26agpik2.jpg" width="221" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Kitle Örgütleri Koordinasyonunda bulunan 4 kurumun organize ettiği dayanışma pikniği 26 Ağustos’ta Heybeliada’da gerçekleştirildi. Pikniği organize eden kurumlar arasında 78’liler Adalet ve Dayanışma Derneği, Anadolu’da Yaşam Kooperatifi, Gülsuyu-Gülensu Dayanışma İnisiyatifi ve Mayısta Yaşam Kooperatifi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piknik sabahı 7 mahalleden otobüsler tutularak teknenin kalkacağı Maltepe İskelesine ulaşıldı. Buradan da keyifli bir deniz yolculuğuyla Heybeliada’ya geçilerek piknik alanına varıldı. Yaklaşık 400 kişi katılmıştı. Pikniği organize eden kurumların yanısıra Başka Kültür Evi, Sanat Cephesi, Kondularda Yaşam Kooperatifi, Umut Kültür Derneği, Özgür Yaşam Kooperatifi, Esenyurt Kolektifi, Özgür Yurttaş Derneği, 1 Mayıs Mahallesi Güzelleştirme Derneği, Vartolular Derneği ve Bekiranlılar Derneği gibi kitle örgütlerinden de pikniğe katılım sağlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 10.00 da varılan piknik alanında ilk olarak alanın temizliği oluşturduğumuz bir ekip tarafından sağlandı. Daha sonra da bir taraftan sahne hazırlanırken, bir taraftan da ortak kahvaltı sofraları hazırlandı. Kitle örgütlerin ürünlerinin yer aldığı stantlar kuruldu. Sahne etrafına kitle örgütlerinin yaptıkları etkinliklerin anlatıldığı haberler asıldı. Kurumların etkinliklerinin yer aldığı fotoğraflar asıldı. Kahvaltı edildikten sonra program başladı. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Programda ilk olarak, ilk kez pikniğimize misafir olan ve sahne alan Grup Miraz vardı. Grup Miraz’ın arkasından program çocuk ve yetişkinler için ayrı olarak organize edilen oyunlarla devam etti. Çuval yarışından bisküvi yarışına, elma yarışından, halat çekme yarışına kadar çeşitli oyunların olduğu organizasyonda pikniğe katılan herkes doyasıya eğlendi. Oyunların arkasından altışar kişiden oluşan dört grubun yarıştığı bilgi yarışması yapıldı. Yarışmanın arkasından öğle yemeği hazırlıklarına başlandı. Yine ortak sofralarda yenen öğle yemeğinden sonra davul-zurna çalmaya başladı. Davul-zurna eşliğinde pikniğe katılan kitlenin büyük bir kısmı halaylar çekerek coştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rtnk8oMLgVI/AAAAAAAAAEs/W-XjVviXHG0/s1600-h/26agpik1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5105363382832955730" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="177" alt="" src="http://bp0.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rtnk8oMLgVI/AAAAAAAAAEs/W-XjVviXHG0/s200/26agpik1.jpg" width="220" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Halayların ardından yapılacak söyleşi için herkes sahne etrafına toplandı ve pikniği organize eden kurumların ilk olarak söz almasıyla söyleşi başladı. Daha sonra da piknik organizasyonunda yer almayan ancak pikniğe dayanışma amacıyla katılan kurumlarda sırayla söz aldılar. Söz alan kurumlar genel olarak yaptıkları çalışmalardan ve bundan sonra önlerine koydukları faaliyetlerden bahsettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül’le ilgili yapılacak olan etkinlik ve basın açıklaması anlatılarak buraya katılım çağrısı yapıldı. Sanat Cephesi de var oluşunun hangi ihtiyaçtan ortaya çıktını anlattı. Bunun dışında koordinasyona ilk kez katılan Başka Kültür Evi de koordinasyonla ilgili düşüncelerini aktardı. Bu dönemde bu türden ilişkilerin ve çalışma anlayışının yakıcı bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. Diğer kurumlar da benzer bir biçimde yaptıkları seçim çalışmalarında koordinasyon mantığıyla hareket etmenin yapılan çalışmaları güçlendirdiğini, bundan sonrası için de bu perspektifle çalışmaların süreceğini, meclisteki milletvekilleriyle emekçiler arasındaki bağın kendi arasında da dayanışma içerisinde olan koordineli çalışabilen kitle örgütleri aracıcığıyla yaratılabileceğini belirtildi. Bunun dışında koordinasyon çalışmalarıyla daha önce kurumların tek başlarına zayıf olarak yaptıkları çalışmaların, etkinliklerin bu ilişkilerin gelişmesi sonucu ortaklaştırıldığı ve güçlendiğinin altı çizildi. Söyleşi 6-7 Ekimde yapılacak olan 8. Kitle Örgütleri Koordinasyonu Buluşması’nda yapılacak çalışmalarla ilgili verilen bilginin arkasından son buldu. Programın kalan kısmında Grup Mayıs sahne aldı. Son olarak davul-zurna eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.koordinasyon.net/"&gt;http://www.koordinasyon.net/&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2457241130309561242?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2457241130309561242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2457241130309561242' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2457241130309561242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2457241130309561242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_308.html' title='Geleneksel Kitle Örgütleri Dayanışma Pikniği Yapıldı'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RtnlKYMLgWI/AAAAAAAAAE0/n_CZNxeMku0/s72-c/26agpik2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1744746925384283889</id><published>2007-08-16T01:29:00.007+03:00</published><updated>2007-08-24T11:12:50.454+03:00</updated><title type='text'>Zeyyat SELİMOĞLU’ na ait “YEMEK “ adlı öykü.</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir arkadaşımız 'EMEK ÖYKÜLERİ 2 GREV BİLDİRİSİ' adlı kitaptan ilgisini çeken bir bölümü bizimle paylaşıyor. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZAR : Zeyyat SELİMOĞLU’ na ait “YEMEK “ adlı öykü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar Hakkında kısa bilgi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1922 yılında İstanbul'da doğdu. Alman Lisesi'ni, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. "Rize'nin Köylerinden" başlıklı bir yazısı, Cumhuriyet gazetesinin 1949-1950 Yunus Nadi Armağanı birinciliğini kazanınca başarı yolu açıldı. Hikâyelerini, Almanca dan çevirileri ve radyo oyunlarıyla tanındı. "Koca Denizde İki Nokta" adlı oyununa 1970 TRT Sanat Ödüllü yarışmasında başarı ödülü verildi. Konularını, genellikle denizcilerin hareketli ve renkli hayatlarından alan, rahat bir anlatışla hikâyeleştiren Selimoğlu, yazarlıkla çevirmenliği birlikte yürüttü. 30 Haziran 2000 yılında İstanbul'da öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;YEMEK&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kuzina kapısının önünde tabaklar, çukur çukur. İri iri kepçe uzanıyor kuzinadan, tabakalara gemici çorbasını boşaltıyor. Küçük tombul kuzu gibi fasulyalar; ağıl kapısı ardına dek açılmış, kuzu sürüsü, yuvarlanır gibi dökülüyor tabağa. Kuzu kuzu fasulyalar, belsi, yuvarlak, beyaz.. Tabaklardan, kepçeden, kuzinadan dayanılmaz bir koku yükseliyor güneşin altında. Fasulya çorbasının o incecik dumanı, bacadan çıkan o kocaman kömür dumanını bile bastırıyor. Çalışan adamın yemeğinin kokusu başkadır, çalışan adam, yemeğinin kokusunu damarlarına yayılmış kanda bile duyar, yemeğinin lezzetini daha yemek yaklaşırken, kaşık ağzına girmeden, yemek dudaklarına değmeden, daha yemek diline dokunmadan duyar. Çalışan adamın ekmeği kara da olsa, yenirken tüm beyaz kesilir gelinlik duvak gibi. Turunç renkli koyu bir su tabaklarda, fasulyalar, beyaz cankurtaran filikaları gibi dolaşıyor kıyılmış soğanların arasında. Kırmızı biber salkım saçak, sere serpe yayılmış, ermiş, çözülmüş, dağılmış, ufalanmış; sülyen boyası değil bu su, zehirli değil; bu acı su, gemici çorbasının zehir gibi biberli suyu damakta bayram… Şimdi ağızlar, diller, damaklar dudaklar günün büyük orgazmına hazırlanıyor. Gemici çorbası, kaşık, fasulya, ağız, dil, ekmek, ağız, kaşıklar, eller, ağızlar… ARA. Şimdi daha küçük tabaklar, kepçe de daha küçük, tabaklara göre kepçe, kepçeye göre tabaklar; kuru üzüm hoşafı bir, kuru üzüm hoşafı bir, kuru üzüm hoşafı bir, iki, üç, dört, beş… Önce biber, sonra şeker. İki başlı orgazm. Damaklar ağızlar, kaşıklar, sil baştan, yeni bir tad düzeninde… Hareketler ağırlaşıyor ağırlaşıyor, kaşık, ağız, damak, son istasyon, yavaş yavaş yavaşlayan lokomotif, duran tekerlek, soluk alan lokomotif. SON.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Çorba iyiydi.&lt;br /&gt;- Fasulyalar iriydi.&lt;br /&gt;- Biberli oldu mu çorba, dudakların bi güze yanıp kavruluyor.&lt;br /&gt;- Ekmeğini batırdın mı içine…&lt;br /&gt;- Bütün suyunu çekip alıyor.&lt;br /&gt;- E işte, fena mı?&lt;br /&gt;- İyi işte.&lt;br /&gt;- Kuru üzüm hoşafı da iyiydi.&lt;br /&gt;- O da iyiydi. Tadı kıvamındaydı.&lt;br /&gt;- Ekmek de iyiydi, hastı.&lt;br /&gt;- Ekmek has oldu mu çorbanın suyunu tulumba gibi çeker alır.&lt;br /&gt;- Gavurun hayvanat bahçesinde iri bi fil görmüştük onun hortumu gibi.&lt;br /&gt;- Hani bütün kovadaki suyu çekip almıştı.&lt;br /&gt;- Fil ne kadar ekmek yer bi oturuşta?&lt;br /&gt;- Fil kadar yer da.&lt;br /&gt;- En çok yiyen fil midir?&lt;br /&gt;- Bir fil, bir de sen da.&lt;br /&gt;- Yavaş gel. O sensin o, fil gibi yiyen…&lt;br /&gt;- Karnın doydu, şimdi konuş dur.&lt;br /&gt;- Fasulya çorbası çok iyiydi.&lt;br /&gt;- Üzüm hoşafı da çok iyiydi, tadı yerindeydi.&lt;br /&gt;- Yemek iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdris, elindeki tabağı güverte musluğunun altında yıkayıp paklarken, yemek iyiydi diyen gemicinin yüzüne bakıyor. Güleç bir yüzü var bu gemicinin. Tabağını yıkamak için İdris’ in musluk başını boşaltmasını bekliyor, İdris’ i beklerken sabununu evirip çeviriyor elinde. Pembe yüzlü, bıyıkları sarı sarı terlemiş, daha yeni terlemiş, gencecik bir gemici. Kaşı kirpiği sarı, elinin üzerindeki tüyleri sarı, karantina flaması kadar sarı bir adam. İdris’ in yüzüne baktığını görünce, gülümsüyor. Gözleri çizgi çizgi oluyor gülünce. İdris çabuk bitirsin işini diye sabırsızlanıyor, duramıyor olduğu yerde.&lt;br /&gt;- Demek yemek iyiydi?&lt;br /&gt;- İyiydi ya, diyor gencecik gemici, fena mıydı?&lt;br /&gt;İdris bir taraftan tabağını sabunluyor musluğun altında; kalın ağızlı musluktan gürül gürül bir su geliyor, sabun köpüklerine karışıp, teknenin deliğinden küçük bir girdap yaparak akıp gidiyor.&lt;br /&gt;- Peki neden iyiydi?&lt;br /&gt;- Neden mi iyiydi? Tadı iyiydi de ondan&lt;br /&gt;İdris elindeki sabunu kaldırıp vuracakmış gibi yapıyor gemicinin sarı başına.&lt;br /&gt;- Kotbaş… Hiç bi şeyden haberin yok. Hak edilmiş yemekti de ondan iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gemici sarı kirpiklerinin arasındaki mavi gözleriyle şaşkın şaşkın bakıyor İdris’ e dediğinden hiç bi şey anlamamış gibi bakıyor. Başını sallayıp yürüyor musluk başına doğru. İdris musluk başından ayrılırken bir hamle yapıyor sabunla başına vuracakmış gibi. Gülüyor.&lt;br /&gt;- Kotbaş… Yediği ekmeğe söven adam gördün mü hiç?&lt;br /&gt;Sarı başlı gemici daha bir şaşırmış bakıyor, ellerini musluğa uzatırken…&lt;br /&gt;- Ekmek sövülür mü?&lt;br /&gt;- Ben gördüm söveni… Ağzına attığı her lokmaya sövüp sayan bir adam… Adam yemeden de duramıyor. Hem sövüyor, hem yiyor. Ekmek öyle bir şey ki, yemeden duramazsın. Acından gebermek var sonunda. Kolay mı? Ekmek vardır kayar gibi iner gider gırtlağından, zorlamaz; ekmek vardır gırtlağında mengene, taş ceviz; yutar yutar yutamazsın, gırtlağına dizilir, boğar boğar boğulmazsın; tıkanırsın, ölemezsin….&lt;br /&gt;Geberir geberir de ölemez adam, ben gördüm öylesini… Yediği ekmeği öğürüp öğürüp de çıkaramadı mı adam, gebermişten beter olur. Gördüm ben. Hak edilmemiş ekmekti, öğürtüyordu adamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarı gemici daha bir şaşırıyor, yine sallıyor başını, musluktan yana dönüyor, tabağını uzatıyor musluğun altına, tabaktaki ekmek kırıntıları, yemek kırıntıları musluktan akan suya kapılıp, suyun girdabına kapılıp, delikte, döne döne hunileşerek yok oluyor. Hırıltılı bir iç çekişi andıran bir ses geliyor delikten… Suyu çeken deliklerden hırıltı, hep aynıdır bu hırıltı. Deliklerde hırıltı. Hem iççekiş, hem hırıltı, birbirine karışmış, İdris de duyuyor bu hırıltılı sesi musluk başında. Hem hırıltı, hem iç çekiş. Ekmeği öğürüyordu o adam. Ekmek geri dönen bir ekmekti gırtlağından. Öğüren bir gırtlaktan geri dönen lokmalar. İdris şimdi hatırlıyor o adamı, lokmaları geri gelen o adamı. Yıllar önce Rize’ de, Rize’ nin çarşısında aşevi. Aşevinde babasıyla yan yana, bir masada oturmuş çocuk İdris. Ve ötede bir masada o adam. Avurtları hastalıktan çökmüş gibi, kansızlıktan kireç akı bir surat, gözleri kuyuların dibinde, iki küçük mavi ışık, donuk ışık, kan yoksulu dudaklar… Yanına kimselerin gitmediği bir adam, yanız adam, tek başına, uğursuz bir yalnızlık… Hastalıksız hastalıklı bir adam. Eli cansız uzanıyor ekmeğe, bir ölünün eliyle uzanıyor ekmeğe, içine bir ölü yerleşmiş öldürülmüş bir ölü, onun eli uzanıyor ekmeğe. Ve ağzından giren lokma bir ölünün gırtlağına iniyor. Ölüler yemek yemez. Lokma geri geliyor. Ceset gırtlak gönderdi mi lokmayı, canlı gırtlak öğürtüyor. her şeyi ikileşmiş bir adam. Ölmüş elle canlı el, ölmüş gözle canlı göz, ölmüş açlık, canlı açlık… Çünkü bir ölü yerleşmiş adamın içine, öldürülmüş bir adamın ölüsü. Lokmasını yutamayan bir adam, yıllar önce bir adamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rize’ nin yukarları gündüz bile karanlık; kara yağış, ıslak ağaç, yosun tutmuş kayalar, su çürüğü kokusuyla eğrelti, gizli geçit, çakal yuva, gök görünmez, ağaçların dalları birbirine kenetlenmiş parmaklar… Gizli geçit işte burada, gizli geçit işte şurda, biraz daha yürüdük mü sınırdasın. Böyle diyor lokmasını öğüren… Biraz daha yürüdük mü sınırdasın, geçersin… Böyle diyor lokması gırtlaktan geri dönen… Ve kaçmak isteyeni katmış önüne, Rize’ nin dağlarında şaşırtmış. Ağaçlar sıklaşıyor, fundalar sıklaşıyor, küf kokusu ıslak hava, gecelerden arda kalmış karanlık, adımlar tökezliyor, ıslak yerler güneş görmez Rize’ de. Ve sonunda kaçan adam bir çıkmazda kıskıvrak, şimdilerde lokmasını öğüren rehberiyle yan yana. İki kese altını var kaçanın. Sınırı iki kese altınıyla aşacak. Aşmayacak. Rehber altın izliyor. Rehber altın izliyor. Adamın altını var. Adamın altını var. Bu karanlık geçitleri ışıyacak gibi bir altın. Rehberin kafasında altın zonkluyor, şakaklar al-tın, al-tın, Rize’ nin bıçakları sivri uçlu, eğridir. Hem eğridir, hem incedir, hem sivri. Hem sivridir, hem eğridir, hem ince. Bıçaklar horon eder Rize’ de böyle. Ve horon eder gibi saplanıyor eğri bıçak. Sivri ucun tam ucunda delik gırtlak, yolunu bir buldu mu kolay girer eğri bıçak. İççekişli, hırıldayan bir gırtlak. Bir hırıltı yükseliyor gırtlaktan; delinen gırtlak içlenir, içini çeker hırıldarken.&lt;br /&gt;İdris, musluğun altındaki delikten içeri kaçan suyun iççekişli hırıltısını dinliyor. Gırtlağı kesilen adamın gırtlağındaki ses bu, gırtlağından yükselen ses. Ve yıllar öncesi, çarşıdaki aşevinde gırtlağından lokma geçmeyen adam, altınları zerre zerre öğürüyordu gırtlağında. Öldürdüğü adamın gırtlağı yerleşmiş gırtlağına, lokmayı geçirmiyor. Tam da kusamıyor adam lokmasını, çünkü kusmak rahatlatır, aşevindeki adam kusamıyordu, öğürüyordu, çünkü ölünün gırtlağı yerleşmişti gırtlağına, ne yutan, ne de kusan bir gırtlak, öğüren bir gırtlak yalnız. Ve sövmeler, ekmeğine, yemeğine; yalnız kalmış bir adam, bir ölüyle baş başa.&lt;br /&gt;İdris gülümsüyor sarı gemiciye dönüp.&lt;br /&gt;- Kotbaş. Demek bilmezdin ha, hak edilmemiş ekmeğin adamı öğürttüğünü bilmezdin demek. Ben gördüm öylesini.&lt;br /&gt;Sarı başlı gemici tabağını yıkamış, sabununu mendiline sarıp sarmalamış, sarı başı nı sallayarak uzaklaşıyor ses etmeden. O uzaklaşırken Ali yaklaşıyor öteden elindeki krili tabağıyla. Tabağı sağ elinde sol elinde sabunu, musluk başına. Ali’ yi gören İdris, tam gideceği sırada vazgeçip kalıyor.&lt;br /&gt;- Seni yerken görmedim, nerde yedin sen?&lt;br /&gt;- Güneş altında yiyeyim dedim. Üç numaranın üzerinde bağdaş kurdumda yedim. Güz güneşi yakmıyor adamı, okşuyor. Ensesini gıdıklıyor adamın.&lt;br /&gt;- Çorba iyi miydi?&lt;br /&gt;- İyiydi ya… Fasulyası yumuşak idi.&lt;br /&gt;İdris gülüyor.&lt;br /&gt;- Biberi çok mu idi?&lt;br /&gt;- Ne idi çok , ne az idi. Tam sevdiğim gibiydi.&lt;br /&gt;- Ya kuru üzüm hoşafı? O da iyi miydi?&lt;br /&gt;- O da iyiydi. Hem balliydi hem tatli.&lt;br /&gt;İdris daha bir gülüyor.&lt;br /&gt;- Üzümler gırtlağından inerken gırtlağına takılmıyor muydu hiç?&lt;br /&gt;Ali şaşırıp bakıyor birden, bu İdris delirmiş mi gibilerden bakıyor.&lt;br /&gt;- Bi şey dersin ne dersin, üzüm takılır mı adamın gırtlağına, baş aşağı kayar gider da.&lt;br /&gt;İdris daha bir gülmeğe başlıyor şimdi, daha da…Öyle kahkahalarla gülüp dururken, Ali’ nin şaşkın şaşkın yüzüne bakıyor, kocaman elini kaldırıp okkalık bir şaplak indiriyor arkadaşının omzuna… Gülen gözleri Ali’ nin şaşkın, çocuk gözleri gibi günahsız gözlerine çevrilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- SON -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KİTAP ADI : EMEK ÖYKÜLERİ 2 GREV BİLDİRİSİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EVRENSEL BASIM YAYIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖYKÜ ADI : YEMEK&lt;br /&gt;YAZARI : ZEYYAT SELİMOĞLU&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1744746925384283889?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1744746925384283889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1744746925384283889' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1744746925384283889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1744746925384283889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_1370.html' title='Zeyyat SELİMOĞLU’ na ait “YEMEK “ adlı öykü.'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-7261491133525969774</id><published>2007-08-16T01:29:00.001+03:00</published><updated>2007-08-19T11:59:08.002+03:00</updated><title type='text'>Seçim Sonuçları; Kazananlar ve Kaybedenler – 2 - Kamil Atabey</title><content type='html'>Bir önceki yazımızda 22 Temmuz 2007 seçimlerinin galiplerine, ve kısaca galibiyetinin arkasındaki sebeplere değinmiştik.Elbetteki, her galibiyetin olduğu yerde bir de mağlubiyet olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Temmuz seçimlerinin en büyük kaybedeni hiç şüphesiz siyasal parti düzleminde Cumhuriyet Halk Partisi,Merkez Sağ’ ın prematüre partisi Demokrat Parti olmuştur.Konuya,daha geniş bir açıdan bakınca da , aslında kaybedenin geniş halk kitleleri olduğu açıkça görülmektedir.Bunu, zaman içinde yaşadıkça daha iyi anlayacağız.Seçim öncesinde,feryadı figan eden köylüsü,esnafı,memuru,işçisi nasıl olduysa mevcut düzenin devamından yana oy kullanarak (%47.6 yaklaşık her 2 kişiden 1’i demektir) hallerinden memnun olduklarını,öyle arada bir ağlayıp sızlandıklarının gerçekçi olmadığını,hiç olmazsa doğrudan yapılan gıda ve kömür yardımlarının son derece memnun olduklarını ortaya koymuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim sonrasında yoluna muhalefet partisi olarak devam edecek olan CHP ise işin sorumlusunu buldu ve ilan etti; İktidar partisinin dağıttığı ganimetten nasiplenen halk yığınları,oyunu bir paket makarnaya,5 çuval kömüre,bir çeyrek altına satmıştı...Bir de Medya desteği vardı ki ve tabi bunun bir de bedeli vardı.(Malum medya grubu ile hükümetin POAŞ’ın vergi cezasına getirdiği ceza indirimi vs.) Yapılan tespitler,siyasal ve sosyolojik olarak doğru olabilir.Ama,Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi seçim sonuçlarında kendilerinde bir eksiklik göremediler (!).Kendi noksanlarını görmezden gelip yenilginin sebebini gerçek anlamda sorgulayan olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· İstanbul,İzmir ve Ankara’ya baktığımızda CHP’nin birinci parti olduğu seçim çevreleri yoksul kesimin yaşadığı varoşlar değil de varlıklı semtleriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Büyük şehirlerin çevrelerinde kümelenen ve emeğini günlük 15 YTL’nin altında bir ücrete satmak zorunda olan işçilerin oyunu alamadı CHP.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Anadolu ya bakacak olursak tarım işçisinin,hayvancılıkla uğraşan nüfusun,köylünün oyları CHP de bir araya gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Mevcut seçmen,sayısına yeni eklenen ve bu seçimde ilk defa oy kullanan genç seçmenlere vizyon gösteremedi,genç seçmenin oyu da alamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gün CHP’nin meclise girmesini sağlayan oylar ,Bazı büyük şehirlerde orta üst gelir grubuna mensup kemikleşmiş diye tabir edilen belli bir sosyal demokrat kesim (Statükocu demokratlar!) Anadolu’da bazı iller olmuştur.Halk partisi,geniş kitlelere umut,proje,vizyon vaad edememiş,Halkın öncelikli sorunlarına yönelik gerçekçi ve inandırıcı bir program ortaya koyamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ne olacak ? CHP, sosyal demokrat seçmenin tek ve alternatifsiz “Sol” adresi olmaktan uzaklaştı.Parti,mevcut yönetim kadrosu (Kimileri politbüro diyor) ile Halkın sorunlarına çözüm olmak yerine yeni açılımların önünde engel oluşturma noktasına geldi.Partide, ciddi anlamda bir kadro değişiminin yaşanması artık bir zorunluluktur. İyi yetişmiş gençlerin ve kadınların daha etkin görevlerde yeterli ölçüde yer aldığı.Dünyanın değişen sosyal,siyasal ve ekonomik gereklerine göre duruş alabilen, halktan yana,emekten yana,adil paylaşımdan yana bir sol parti olarak yeniden var olmalıdır.Ama,bu söylediklerimin mevcut klik kadro ile olması mümkün değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamil Atabey&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.haberonline.net/"&gt;http://www.haberonline.net/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-7261491133525969774?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/7261491133525969774/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=7261491133525969774' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7261491133525969774'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7261491133525969774'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_9441.html' title='Seçim Sonuçları; Kazananlar ve Kaybedenler – 2 - Kamil Atabey'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4525466032037791439</id><published>2007-08-16T01:28:00.003+03:00</published><updated>2007-08-19T11:47:00.192+03:00</updated><title type='text'>Seçim Sonuçları; Kazananlar ve Kaybedenler – 1 - Kamil Atabey</title><content type='html'>Türkiye,uzun zamandır etkisinde bulunduğu seçim atmosferinden şimdilik kurtulmuş görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik diyorum çünkü; Türkiye’yi belki de genel seçimlerden daha çok etkileyecek olan bir Cumhurbaşkanlığı seçimi bekliyor. Önceki parlamentonun çeşitli nedenlerle yapamadığı  Cumhurbaşkanlığı seçimi 22 Temmuz Seçimleri sonucunda oluşan meclisin  de ilk sınavı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazımda, Cumhurbaşkanlığı seçiminden ziyade , genel seçimlerde kazanan ve kaybeden taraflardan ve bunların nedenlerinden özetle bahsetmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu gerçek gün gibi ortadadır ki; seçimlerde Sol özellikle sosyal demokrat sol kaybetmiş, her ne kadar kendilerini merkeze yakıştıranlar olsa da Dinci parti ve ondan nemalanan malum dış ve iç  çevreler de  kazanmıştır. Görünürde;kazanan ve kaybeden taraflar bu ikisi olsa da Gerçekte kazanan Emperyalist güçler  ve Onun yerli ortakları,Kaybedense her zaman olduğu gibi yoksulluğu iliklerinde hisseden, yaşadıklarından ders çıkarma kültürü olmayan ,gariban halk olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Kazananlar neden Kazandı? Kaybedenler neden kaybetti ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz ki; bu soruların çok uzun ve çok çeşitli cevapları vardır.Ancak çok detaya girmeden kısaca açıklayacak olursak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazandılar Çünkü;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;·       Halkı,yoksulluğa ve fukaralığa mahkum ederek kendi lütufları etrafında bir tür sadakadan geçinmeli tebaa yaratmayı başardılar.Bu tebaa da  hiçbir zaman kıymetinin ve gücünün farkına varamadığı oyunu  cömertçe vererek iktidara olan sadakatini ve minnetini gösterdi.&lt;br /&gt;·       Yeni Dünya Düzeni’ni kurmayı amaçlayan, Amerika ve İngiltere öncülüğündeki emperyalist güçler, bu vizyonun  en önemli ayağı olan Büyük Ortadoğu Projesine ( BOP) eş başkanlık gibi yüce bir görevi (!)  üstlenecek bir oluşumu  ve liderini  elbetteki finansal destek  ve  medya desteği de sağlayarak gücüne güç katacaktı.&lt;br /&gt;·       Hem yabancı talan sermaye hem de onlardan arta kalanlarla idare etme çabası içinde olan yerli ortakları için “İstikrar”  çok önemli olgu..Zira; onların  sömürülerinin varlık nedeni istikrara bağlıydı.&lt;br /&gt;·       Dünyanın en geri kalmış ekonomileri  bile uluslar arası para  piyasalarından  %5 -%6 faiz oranları ile borçlanırken,Türkiye,  %17 - %18 lerle borçlanmaktadır.&lt;br /&gt;·       84 Yıllık Cumhuriyetin temel kurumları bir bir “ Babalar gibi “ satılırken Milli olan  ne varsa adeta,bunları inşa edenlerden intikam alırcasına elden çıkarıldı.Bankacılık sektörü,İMKB Borsası,Telekomünikasyon sektörü; petro-kimya tesislerimiz....  emperyalist güçler ve onların yerli (!) ortaklarının eline geçti.Çok istenen istikrarın bekası için  her ne pahasına olursa olsun mevcut yönetim devam etmeliydi.Bunun için paraysa para,Medya desteği ise istemediğin kadar,kiralık köşe yazarsıysa her görüşten olanı... Yeter ki istikrar bozulmasın. Nede olsa  sömürünün de sürdürülebilir olması gerekiyor.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir  sonraki yazımda...Kaybedenleri ele alacığım....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamil Atabey&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4525466032037791439?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4525466032037791439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4525466032037791439' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4525466032037791439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4525466032037791439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_9510.html' title='Seçim Sonuçları; Kazananlar ve Kaybedenler – 1 - Kamil Atabey'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3642481760877398111</id><published>2007-08-16T01:28:00.001+03:00</published><updated>2007-08-19T11:44:15.325+03:00</updated><title type='text'>Başkenti; Efendilerin Duaları Kurtarıcak mı?</title><content type='html'>Türkiye’nin başkentinde günlerdir yaşanan su sıkıntısı yine felaketler karşısında gerçekleri görüp algılamaya başlayan ülke insanımızın kafasına tokmak gibi gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır vurgulanan küresel ısınma için alınacak önlemler, yapılan çalışmalar, kurulan sivil toplum örgütleri kamuoyu bilinçlendirme çalışmasına karşı devlet kuramını sadece kesesini doldurma ve işledikleri suçları örtbas edecek kurumsal bir yapı olarak algılayan vekiller tarafından; beklenmedik ama muhtemel felaketlere karşı önlem alma eylemlerini sürekli erteleniyordu. Peki; Sizce bu felaket ülkemizin oligarşisini oluşturan koltuk sahiplerince bir ders olarak algılanıp gerekli altyapı çalışmaları yapılacak mı, gereken önlemler alınacakmı? Görünen odur ki bu sıkıntı atlatıldığı takdirde yine bir değişiklik olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egoları gereği sadece polemik üretmeye kaldıkları yerden devam edecekler. Bütün sıkıntıları, sefaleti yüzyıllardır olduğu gibi sadece yönetilen halkımız yaşayacak; Makamına tutkalla yapışan, ceplerinin şişkiliğinden koltuklarından kalkmaya bile hali olmayan bu oligarşi patronları zevkini sefasını sürmeye devam edecekler. Ülkemizde kayıp hafızanın babadan oğula anadan kıza geçtiği bir gerçektir. 17 Ağustos depremini öncesini ve sonrasını görmüş geçirmiş halkımızın hafızalarının kayıp olması gereği unutulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coğrafi ve yapısal risklerimiz ortadadır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yönetenler ne yönetilenlerce alınması gereken önlemler gereksiz görülmektedir. Halkımızın tavrı son seçimlerde daha da netçe görülmüştür. Ey oligarşim senin karnın tok olsun makamın saltanat olsun, Bizim karnımız aç makamımız cennet olsun bu bize yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslı Tuna&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.haberonline.net/"&gt;www.haberonline.net&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3642481760877398111?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3642481760877398111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3642481760877398111' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3642481760877398111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3642481760877398111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_16.html' title='Başkenti; Efendilerin Duaları Kurtarıcak mı?'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-7908597405046683602</id><published>2007-08-02T23:35:00.003+03:00</published><updated>2007-08-19T11:34:39.434+03:00</updated><title type='text'>Esenyurt'ta tarikat baskını: 43 gözaltı</title><content type='html'>Esenyurt'ta jandarmanın operasyonu sonucu bir binada tarikat eğitimi verdiği öne sürülen 3 öğretmen ile 40 çocuk gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan Araslı Bulvarı üzerindeki bir binada merkezi bulunan "İlk Adım Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği" adlı dernekteki kaçak kursta çocuklara tarikat eğitimi verildiği ihbarı üzerine baskın düzenlendi. Perşembe günü gerçekleştirilen operasyonda, tarikat eğitimi verildiği öne sürülen, yaşları 6 ile 11 arasında değişen 40 çocuk ile ilkokul mezunu 3 öğretmen gözaltına alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı vatandaşlar ise çocukların derneğe girene kadar başlarının açık olduğunu ancak çıkışta türban taktıklarını öne sürdü. Karakolda sorguları tamamlanan öğretmenler, çıkarıldıkları adliyede savcı tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, çocuklar ailelerine teslim edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet&lt;br /&gt;19 Ağustos 2007&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-7908597405046683602?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/7908597405046683602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=7908597405046683602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7908597405046683602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/7908597405046683602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_7968.html' title='Esenyurt&apos;ta tarikat baskını: 43 gözaltı'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8678796857504458527</id><published>2007-08-02T23:35:00.001+03:00</published><updated>2007-08-17T01:06:57.631+03:00</updated><title type='text'>"Deprem 2029'a kadar olur"</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RsTKboMLgRI/AAAAAAAAAEM/pjg2DtvHeZM/s1600-h/deprem.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5099423254084026642" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" height="158" alt="" src="http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RsTKboMLgRI/AAAAAAAAAEM/pjg2DtvHeZM/s200/deprem.gif" width="200" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;İTÜ Maden Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, 1999 Gölcük ve Düzce depremleri nedeniyle Marmara Denizi tabanında 240 senede birikmesi gereken enerjinin 55 saniyede yüklendiğini belirterek, ''Bu yükü, Marmara kaldırmaz. En sonuna kadarda dayansa 2029'a kadar bu iş biter'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;Görür, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nce, Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda düzenlenen "1999 Kocaeli Depremi'nden Bugüne" konulu sempozyumda bir konuşma yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görür, 17 Ağustos'ların kendisini üzdüğünü belirterek, "Türkiye'yi yönetenlerin deprem konusunda herhangi bir şey yapmaya niyetlerinin olmadığına artık kesinlikle inandım ve bu defteri kapattım. Biz, bilimadamı olarak araştırmalarımızı yaparız, aklımızın erdiği kadar bildiğimizi söyleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanılmaz boyutlarda tehlikenin olduğu bir ülkede depreme karşı bu kadar vurdumduymaz davranan, bu kadar uzak duran bir yönetimi, yönetimleri ben tahayyül edemiyorum" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Marmara Denizi’ndeki son araştırma&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Marmara Denizi'nde 12 Mayıs-12 Haziran 2007 tarihleri arasında Fransız L'atalanta gemisiyle inceleme yaptıklarını anımsatan Görür, "Nautile" adlı denizaltı ile bilimadamlarının deniz tabanına 17 yerde dalış yaptıklarını ve her dalışta en az 7 saat kalarak, İstanbul'u tehdit eden fay hattını incelediklerini dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görür, Marmara'nın deprem konusunda dünyanın en aktif yerlerinden biri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;"1999 Gölcük ve Düzce depremleri İstanbul'u tabiri caizse topun ağzına attı. Eğer bu depremler olmasaydı İstanbul büyük risk altına girmeyecekti. Nedeni şu; Bu depremler Marmara'nın altındaki kabuğu enerjiyle yükledi. Kuzey Anadolu Fayı (KAF) sağ yönlü bir fay. Körfezing üneyindeki bütün Türkiye Marmara'ya doğru 5.5 metre, 55 saniyede birden yüklendi. Marmara'nın kabuğunda 240 senede birikmesi gereken enerji vestres 55 saniyede yüklendi. Bu yükü Marmara kaldırmaz. Bu hesap dayapıldı, ne kadar dayanır, dayansa dayansa, en sonuna kadar da dayansa 2029'a kadar bu iş biter.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Marmara'da yaptıkları araştırmada deniz tabanının haritasını çıkardıklarını, numuneler ve kaya örnekleri aldıklarını, sismik ölçümler yaptıklarını, video görüntüleri çektiklerini anlatan Görür, Marmara tabanında fay boyunca inanılmaz boyutlarda gaz ve su çıkışı olduğunu belirlediklerini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Marmara'nın tabanı fokur fokur kaynıyor”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görür, "Marmara'nın tabanı fokur fokur kaynıyor. Bütün bu gaz ve su çıkışlarını tespit ettik, haritaladık. Çıkan gaz metan, hidrojen sülfürgazları da var. Su ve gaz çıkışının miktar ve hızını ölçen aletler yerleştirdik" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaz ve su çıkışı nedeninin, fayın hareketliliği olduğunu, bunlardaki değişimlerin depreme ilişkin bilgi sağlayacağını belirten Görür, bunların sürekli izlenmesi için deniz tabanına bir denizaltı gözlem istasyonu kurulması gerektiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Artık pes ettim"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu çalışmayı bitirdikten sonra İstanbul Valisi'ni ziyaret ettiklerini, belediyeden de Deprem Müdürü’nün geldiğini ifade eden Görür, denizaltı gözlem istasyonu kurulması isteklerini ilettiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görür, "Hiç olmazsa bir deneme istasyonu kuralım. Bu istasyon için İtalyanlar 'parasız verelim, sensör paralarını siz verin' dediler. 'Ne kadar' dedik, 350 bin... Sayın Vali'ye, Belediye Başkanı'na dedik ki, '350 bini siz verin.' Bunlar 450 milyon doları harcayan insanlar. Görüştükten sonra 2 ay geçti, ses yok. Ben artık pes ettim. Bir bilimadamı olarak teslim bayrağını çekiyorum" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Prof. Dr. Erdik: “Mali kayıp 40 milyar dolar olacak”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erdik de yapılan araştırmalara göre, 7 ve daha büyük bir depremin 30 yıl içerisinde oluşma olasılığının yüzde 65, 7.5 büyüklüğündeki bir depremin meydana gelme olasılığının ise gelecek 50 yıl içinde yüzde 50 olarak belirlendiğini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdik, İstanbul için 7.5 büyüklüğünde bir senaryo depreminde, 45 bin binanın yıkılacağı veya çok ağır hasar göreceği, 70 bin binanın ağır hasar, 200 bin binanın ise orta hasar göreceğinin öngörüldüğünü söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bina hasarından kaynaklanan mali kayıpların 11 milyar dolar, toplam mali kaybın ise 40 milyar dolar olacağını belirten Erdik, depremin ortalama 40 bin civarında kişinin ölümüne, 160 bin kişinin hastane ihtiyacı olacak şekilde yaralanmasına ve 400 bin civarında acil barınma ihtiyacı bulunan ailenin ortaya çıkmasına neden olacağını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kayıpların kentsel dönüşüm projeleri ve bina güçlendirmeleriyle önemli ölçüde azaltılabileceğine dikkati çeken Erdik, İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi kapsamında yaklaşık 840 kamu binasının güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“İstanbul elektriksiz kalabilir"&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdik, toplam güçlendirilmesi gereken kamu binası sayısının yaklaşık 3 bin 600 olduğunun tahmin edildiğini, 2006 yılı itibariyle bunların sadece yüzde 1'inin güçlendirilebildiğine işaret etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önemli konulardan birinin de 330 kilovatlık elektrik transformatör istasyonları olduğunu dile getiren Erdik, İstanbul'daki bu istasyonlardan birinin bile çökmesi halinde kentin elektriksiz kalacağını, bunlar için önlem alınması gerektiğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CNN Türk&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8678796857504458527?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8678796857504458527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8678796857504458527' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8678796857504458527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8678796857504458527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_305.html' title='&quot;Deprem 2029&apos;a kadar olur&quot;'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RsTKboMLgRI/AAAAAAAAAEM/pjg2DtvHeZM/s72-c/deprem.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2617814694655061405</id><published>2007-08-02T23:34:00.016+03:00</published><updated>2008-03-20T09:44:49.695+02:00</updated><title type='text'>Esenyurt'ta 'mahalle meclisi' çalışmaları</title><content type='html'>Esenyurt’ta mahallerde meclisler oluşturmak için Örnek Mahallesi’nde bir toplantı yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalışma hakkında bilgi edinmek amacıyla biz de Esenyurt Kolektifi olarak toplantıya katıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantıda mahalle meclisleri kurma amacı ve gereklilikleri konusunda düşünceler paylaşıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahalle meclisleri oluşturmadaki amacın Örnek Mahallesi bileşenlerinin kendi meclisini kurmalarını sağlamak olduğu, parti çevreleri ile sınırlı kalmayan, mahallede yaşayanların katıldığı bir meclis olacağı kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantıda söz alan bir kişi “Sorunların çözümü buradaki örgütlülüktür, buradaki güçtür. Sorunlara müdahale edildiği, çözülebildiği sürece güven oluşacaktır.” diyerek birlikteliğin ve örgütlüğün önemini ifade etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahallede yaşayan bir arkadaşta Örnek Mahallesi’nde yaşanan kimi sorunlara değinerek bunların çözümü için meclislerin gerekliliğine ve mahallede bulunan dernek ve devrimci, demokrat kişilerin birlikte çalışma yürütmesinin gerekliliğini vurguladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantıda meclis çalışmalarının diğer mahallelere de yayılarak halkın kendi kararını alabileceği meclislerin oluşturulacağı söylendi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2617814694655061405?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2617814694655061405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2617814694655061405' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2617814694655061405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2617814694655061405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_7778.html' title='Esenyurt&apos;ta &apos;mahalle meclisi&apos; çalışmaları'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8220708809988310935</id><published>2007-08-02T23:34:00.014+03:00</published><updated>2007-10-08T15:32:09.099+03:00</updated><title type='text'>Küçük Öykü</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Üretimleriyle &lt;strong&gt;Kolektifimize&lt;/strong&gt; katılan arkadaşlarımıza hoşgeldiniz diyoruz!&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Küçük Öykü&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çocuk sorar, Neden yaratıldık?&lt;br /&gt;Cevap yoktur.&lt;br /&gt;Yine inatla sorar: babamı neden ateşli borular öldürdü?&lt;br /&gt;Cevap yoktur…&lt;br /&gt;Kardeşim neden iki aylıkken öldü?&lt;br /&gt;Hiç ses yoktur…Ama çocuk yılmaz sorar.&lt;br /&gt;Ağabeyimi neden yirmi ikisinde astılar&lt;br /&gt;Yine ses yoktur…&lt;br /&gt;Ve sonunda ANNEM der çocuk&lt;br /&gt;Konuşamaz artık&lt;br /&gt;Sanki aniden biri susturmuştur çocuğu&lt;br /&gt;Gözlerini açınca…kime sorduğunu bilemez&lt;br /&gt;Bağlıdır çocuğun gözleri…&lt;br /&gt;İsyan ederken bile sadece sesi vardır.&lt;br /&gt;Yalnız…kendi sesi ve karanlık&lt;br /&gt;Uzunca durur çocuk&lt;br /&gt;Öyle toplar ki gücünü&lt;br /&gt;Çığlığıyla tüm karanlıklar yıkılır&lt;br /&gt;Aydınlık yayılır o zifiri karanlığa&lt;br /&gt;Öyle bir çığlıktır ki bu ellerinin bağı kopar&lt;br /&gt;Ayaklarının zinciri çözülür&lt;br /&gt;Dört duvar yerle bir olur&lt;br /&gt;Ve o yıkıntılarda ışığa umutla yürür çocuk&lt;br /&gt;Aydınlığın güneşin peşinden&lt;br /&gt;Sonsuz huzura gider&lt;br /&gt;Ve aklında bundan sonra hep umut olacaktır&lt;br /&gt;Ve çocuk bundan sonra son nefesinde bile&lt;br /&gt;Güneşli güzel günler hayal eder…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu öykü bile yeni bir öykünün başlangıcıdır artık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;C.A &lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8220708809988310935?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8220708809988310935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8220708809988310935' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8220708809988310935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8220708809988310935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_8794.html' title='Küçük Öykü'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-2203013260274760509</id><published>2007-08-02T23:34:00.013+03:00</published><updated>2007-08-20T12:58:06.714+03:00</updated><title type='text'>DEĞİŞİMİN ADI GENÇLİKTİR</title><content type='html'>DEĞİŞİMİN ADI GENÇLİKTİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye dünyada en genç nüfusa sahip ülkeler arasındadır. Peki genç nüfusun bu kadar yoğun olduğu bir ülkede gençliğin durumu nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle gençlik nedir diye başlarsak, yazımız daha bir anlaşılır olacaktır. Gençlik toplumsal bir sınıf değildir. Gençlik toplumun en enerjik en dinamik motor gücüdür dersek yerinde olur. Toplumun en diri, yeniliğe açık, yeniliğin simgesi ve temsilcisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski ile çatışan bir kuşaktır. Gençlik çeşitli sınıf ve katmanlardan oluşur. Bu sınıf ve katmanlardan hangisi sınıf sahnesinde en devrimci bir çizgi ve yönelim içinde olmuşsa gençlikte bu yönelimin içinde olmuştur. Geleceği kazanma iddiası içinde olanlar gençliği kazanmamışsa geleceği de kazanmayacağını çok iyi bilmektedirler. Türkiye Cumhuriyetinin kurucularına da baktığımız da gençliğin öneminden bilhassa bahsedilmiştir. Örneğin Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi, 19 Mayıs ve çeşitli beyanlar vs. Tabii bunlar gençliği tam anlamıyla kazanma ve gençliğin sorunmlarını çözmeye yetmemiştir. Çözülmeyen bu sorunlar bugün dağ gibi birikmiştir. Ülkemiz gençliğinin durumu pek de parlak değil desek yerinde olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşçi gençlik bugün çeşitli iş kollarında ortaçağ koşullarını aratmayacak şartlarda çalışmaktadır. Doğru düzgün bir hakkı sosyal güvence altına alınmamıştır. İşçi gençlik için zorunlu bir hak olan ssk, işvrenler için külfet ve lüks olarak görünmektedir. Çalışma saatleri 10-12 ve mesai adı altında 13-14 saate kadar uzamanktadır. Son yıllarda özellkle tekstil iş kolunda genç işçilerin gerek kendiliğinden gerekse çeşitli yapılar tarafından daha iyi bir çalışma koşulları için yapılan örgütlenmeler işveren, polis, jandarma ve sendika ağaları tarafından bozguna uğratılmıştır. Bu da beraberinde gerek oradaki genç işçileri gerekse çevresindeki diğer genç işçileri demoralize etmiştir. Küçük ortaboy sanayi sitelerindeki genç işçiler daha ilkel şartlarda çalışmaktadırlar. 14-15 yaşlarda buralarda işe başlamaktalar. Eti senin kemiği benim misali meslek öğrenme uğruna genç,körpe bedenler ezilmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğrenci gençliğin sorunları daha bir vahimdir. Ortaöğrenim gençliği her yıl değişen müfredatla adeta bir deneme tahtası durumundadır. 11-12 yıllık öğrenimlerinden sonra tüm hayatlarını belirleyecek 2,5 saate sığdırılan ÖSS sanki bir sırat köprüsü durumunda. adaletsiz bir maraton içinde kolejli bir öğrenci ile yoksul bir emekçi semtindeki lise öğrencisi aynı şartlarda sınava girmektedir. Sınav sonucunda onbinlerce öğrenci elenmekte ve üniversite kapıları yüzlerine kapanmakta. Ortaöğrenim kurumlarındaki öğrenciler bugün en ufak kaynaşma, ortak birşeyler yapması örneğin bir duvar gazetesi bile okul idaresi tarafından didik didik edildikten sonra izin verilmekte ya da verilmemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yükseköğrenim kurumlarındaki durum da pek iç açıcı değildir. 12 Eylül'ün çocuğu olan YÖK, demoklesin kılıcı gibi öğrencilerin üzerinde sallanmaktadır. Buralardan mezun olan öğrenciler kolay kolay iş bulamamaktadırlar. Birçoğu diplomalı işsizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylü gençlik bugün yok durumdadır desek yerinde olur. Gerek sosyal iktisadi değişikliklerden gerekse bilinçli olarak tarım ve hayvancılığın bitirilmedsi ile köylü gençlik aileleriyle birlikte metropollere göç ettirilmiştir. İşsiz gençliğin büyük kesimi bu tabakadan oluşmakta.&lt;br /&gt;Aslında gençliğe zorla bir elbise giydirilmeye çalışılıyor. Bu elbise tek tip bir elbise. Düşünmeyen, tartışmayan, değiştirmeyen bir gençlik. Gençlik adeta üç maymuna benzetilmek isteniyor. Duymayan, konuşmayan, görmeyen köle bir ruh. Gençliğe giydirilmek istenen elbise 12 Eylülde biçildi. 12 eylül öncesi politik bir birikimle örgütlenmiş, hayatın her alanında değişim için mücadele eden gençlik, 12 eylülle birlikte ezilerek apolitize edilmek istenmiş, kısmen başarılı olunmuştur. 1980lerin ikinci yarısında üniversite gençliğinin çıkışı yeni bir dönemi başlatmıştı. Bunun akabinde işçi sınıfının 1989 bahar eylemleri daha bir üst aşamaya sıçratmıştır. 12 eylülün izleri giderek bertaraf edilmeye çalışılmıştır. Sovyetlerin ve doğu blokunun çözküşü ideolojik bir saldırı durumu başlatmıştır. Tek kutuplu bir dünya teorisi ve globalizm vs yalanlarla gençliği düzen kendine yedeklemeye çalışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye gençliğinin içindeki sorun dünya gençliğinin sorunu ile aynı demiş olsak abartmış olmayız. Her yerde bir dibe vuruş sözkonusudur. Tabi gençlikte bunun bir yansımasıdır. Yer yer lokal eylemler görülmekte. Örneğin geçtiğimz yıl Paris'te öğrenci gençlik olayları, yine dünyanın değişik ülkelerinde yarı anarşik, kürselleşme karşıtı eylemlerde gençliğin ruhu görülmüştür.&lt;br /&gt;Ülkemizdeki gençlik sürekli siyasetten arındırılmaya çalışılmıştır. Bir yandan seçme ve seçilme yaşı düşürülürken gençliği bir oy deposu olarak gördükleri ortada. Diğer yandan siyasetin kıravatlı, takım elbiseli insanların işi olduğu safsatasını yapıyorlar. Siyeset biliminin günlük hayatı yeniden planlama, onu yeniden şekillendirmek olduğu gerçeğini gizliyorlar. Siyaset, hayatı algılayışın bir ifadesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bölgemizdeki gençliğin durumu da yukarıda bahsedilenlerden bağmsız değildir. Partiler, dernekler, lokaller ve benzeri kurumlar gençliği bir oy deposu olar görmüş ve angarya işler için kullanmıştır. Gençlik 19 mayıslarda, resmi törenlerde hazır kıta ve rap rap yürütülmüş, ya da Esenyurt Belediyesi'nin son dört yıldır 19 Mayıs maraton koşusu ile gençliğin küçüçk bir kısmını 5-6 kilo metre koşturarak yüreğini okşamak istemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bölgemizde neden gençlik kampları, tartışma kulüpleri, gençlik meclisleri, festivaller, şölenler organize edilmesin? Bunlar zor şeyler midir? Hayır. Che ne demişti: "gerçekçi ol imkansızı iste!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Problem yukarıda bahsettiğimiz kurumların önlerinde gençlik gibi bir sorunlarının olup olmadığı sorusunun cevabında yatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonlarken, gençliğin sorunlarını daha bir ayrıntılı yazmak bu yazının sınırlarını zorlar. Biz burada gençliğin sorunlarına kısaca bir göz atmak ve bunu değişik bir biçimde doğrusu-yanlışı ile tartışmaya açmak istedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökhan Can&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-2203013260274760509?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/2203013260274760509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=2203013260274760509' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2203013260274760509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/2203013260274760509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_2052.html' title='DEĞİŞİMİN ADI GENÇLİKTİR'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-3863869086186479037</id><published>2007-08-02T23:34:00.009+03:00</published><updated>2007-08-10T01:39:53.529+03:00</updated><title type='text'>“ÇEVRE”NİN 2007 SEÇİMİ TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI 2007 ÇEVRE DURUM RAPORU  (04.06.2007)</title><content type='html'>“ÇEVRE”NİN 2007 SEÇİMİ TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI 2007 ÇEVRE DURUM RAPORU  (04.06.2007)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35 yıl önce Birleşmiş Milletler tarafından 5-16 Haziran 1972 tarihlerinde, Stockholm’de düzenlenen Çevre Konferansı, 113 ülkenin katılımıyla gerçekleşmiş ve konferansta çevre-insan kavramına değinilerek, dünyanın doğal dengesinin korunması için insan ve doğal varlıklara öncelik veren bir anlayışın egemen olması gereği ortaya koyulmuştur. Bu konferansta alınan kararların bir anlamda çevre koruma alanında milat olması gerçeğinden hareketle, konferansın toplandığı tarih, DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ ilan edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stockholm Çevre Konferansı’nın 20. yıldönümünde, 3-14 Haziran 1992 tarihlerinde Rio’da toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda, geçen 20 yılın değerlendirmesi yapılmış ve geleceğe yönelik çevresel yaklaşımlara rehber olacak 3 temel anlaşma benimsenmiştir: Rio Deklarasyonu, ülkelerin çevre ve kalkınma alanlarında hak ve sorumluluklarını içeren, Gündem 21 olarak bilinen ve 27 ilkeden oluşan Bildirge ve dünya genelinde ormanların sürdürebilir yönetimi konusunda ilkeleri belirleyen Orman İlkeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu üç anlaşmaya ek olarak zirvede resmi bağlayıcılığı olan “İklim Değişikliği Sözleşmesi” ile “Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi” imzaya açılmıştır. Ayrıca “Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi” hakkında ilk görüşmeler bu konferansta başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu, Rio Konferansı’nda Gündem 21 olarak belirlenen ilkelerin uygulanmasına yönelik izleme programının başlatılmasını ve bu programı 5 yıl sonra Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda özel bir oturumda görüşülmesini karara bağlamıştır. New York kentinde 23-27 Haziran 1997 yılında gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 19. özel oturumunda Gündem 21’in değerlendirilmesi, aksayan noktaların tespiti, belirlenen ilkelerin uygulanması sırasında ortaya çıkan finans ve teknoloji transferi, üretim ve tüketim kalıpları, enerji kullanımı ve ulaşım, tatlı su kaynaklarının kıtlığı konuları görüşülmüştür. Sürdürülebilir kalkınma ilkelerine bağlılığının yinelenmesi konusunda ülkelere çağrı yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rio Konferansı’ndan 10 yıl sonra, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Jonnesburg kentinde 26 Ağustos- 4 Eylül 2002 tarihlerinde düzenlenen Sürdürülebilir Kalkınma Dünya Zirvesi’nde, tüm grupların çıkarını sağlamak üzere çevre-kalkınma ilişkisini ortaya koyan Gündem 21’in uygulanmasında ülkelere kesin adımlar sunan somut hedefler önerilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1972 Stockholm Konferansı’nda öncelikli olan çevresel söylem, sürdürülebilir kalkınma ilkelerine (d)evrilmiş, hapsedilmiştir. Bu ideolojik kırılma, çok açıktır ki, çevresel değerleri ve doğal varlıkları temel alan değil, ekonomik kalkınmayı, piyasayı ve kar dürtülerini temel alan bir yaklaşımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1980’li yıllarda dünyada ekonomik dengelerin bozulmaya başlaması ile birlikte çevrenin aleyhine farklı bir dönem başlamıştır. BM tarafından görevlendirilen Norveç Başkanı Brutland’ın yaptığı araştırmanın “Ortak Geleceğimiz” (1987) adı ile rapor halinde yayınlanmasının ardından Stockholm Çevre Konferansı’nda bir insan hakkı olarak uluslararası gündeme taşınan çevrenin ve çevre - insan kavramının yerini sürdürülebilir kalkınma kavramı almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve 2002 yılında toplanan “Johannesburg Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi”…Artık insan hakkı olarak bile değil bir meta olarak sömürülmek üzere özelleştirmelerin kucağına atılan, zirvenin adında bile yer almayan ÇEVRE… Böylece, “çevresel değerler” son tahlilde, sürdürülebilir kalkınmanın içinde kar mekanizmasının önemli bir çarkını ifade etmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ERİYEN BUZ – SICAK BİR KONU? (MELTING ICE – A HOT TOPIC?)  &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dünya Çevre Günü’nde Birleşmiş Milletler 1974 yılından beri çeşitli konuları işlemiştir. 2007 yılı için belirlenen “Melting Ice – A Hot Topic” temasıyla küresel ısınmaya dikkat çekilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bir Dünya (Only one Earth), 1974&lt;br /&gt;İnsan Yerleşimleri (Human Settlements), 1975&lt;br /&gt;Su: Hayati Kaynak (Water: Vital Resource for Life), 1976&lt;br /&gt;Ozon Tabakası Çevresel Kaygı; Toprak Kaybı ve Bozunması (Ozone Layer Environmental Concern; Lands Loss and Soil Degradation), 1977&lt;br /&gt;Yıkımsız Kalkınma (Development Without Destruction), 1978&lt;br /&gt;Çocuklarımız için Tek bir Gelecek – Yıkımsız Kalkınma (Only One Future for Our Children - Development Without Destruction), 1979&lt;br /&gt;Yeni Yüzyıl için Yeni Meydan Okuyuş: Yıkımsız Kalkınma (A New Challenge for the New Decade: Development Without Destruction), 1980&lt;br /&gt;Yer altı Suyu; Besin Zincirinde Toksik Kimyasallar (Ground Water; Toxic Chemicals in Human Food Chains), 1981&lt;br /&gt;Stockholm’dan 10 Yıl Sonra (Çevresel Kaygıların Yenilenmesi) [Ten Years After Stockholm (Renewal of Environmental Concerns)]1982&lt;br /&gt;Zararlı Atıkların Yönetimi ve Depolanması: Asit Yağmuru ve Enerji (Managing and Disposing Hazardous Waste: Acid Rain and Energy), 1983&lt;br /&gt;Çölleşme (Desertification), 1984&lt;br /&gt;Gençlik: Nüfus ve Çevre (Youth: Population and the Environment), 1985&lt;br /&gt;Barış için Bir Ağaç (A Tree for Peace), 1986&lt;br /&gt;Çevre ve Korunak: Bir Çatıdan Fazlası (Environment and Shelter: More Than A Roof), 1987&lt;br /&gt;Çevre İlk Sıradaysa Kalkınma Sürer (When People Put the Environment First, Development Will Last), 1988&lt;br /&gt;Küresel Isınma: Küresel Uyarı (Global Warming; Global Warning), 1989&lt;br /&gt;Çocuklar ve Çevre (Children and the Environment), 1990&lt;br /&gt;İklim Değişikliği. Küresel Ortaklığa İhtiyaç (Climate Change. Need for Global Partnership), 1991&lt;br /&gt;Sadece tek bir Dünya, Dikkat ve Paylaşım (Only One Earth, Care and Share), 1992&lt;br /&gt;Yoksulluk ve Çevre – Bozuk Zinciri Kırmak (Poverty and the Environment - Breaking the Vicious Circle), 1993&lt;br /&gt;Bir Dünya Bir Aile (One Earth One Family), 1994&lt;br /&gt;İnsanlar: Küresel Çevre için Birleşin (We the Peoples: United for the Global Environment), 1995&lt;br /&gt;Dünya Bizim Yaşam Alanımız, Evimiz  (Our Earth, Our Habitat, Our Home), 1996&lt;br /&gt;Yeryüzünde Yaşam için (For Life on Earth), 1997&lt;br /&gt;Yeryüzünde Yaşam için – Denizlerimizi Koruyalım (For Life on Earth - Save Our Seas), 1998&lt;br /&gt;Bizim Dünyamız – Bizim Geleceğimiz – Onu Koruyalım! (Our Earth - Our Future - Just Save It!), 1999&lt;br /&gt;Çevre Bin Yılı – Harekete Geçme Zamanı (The Environment Millennium - Time to Act), 2000&lt;br /&gt;Yaşamın WWW’suyla Bağlanın (Connect with the World Wide Web of Life), 2001&lt;br /&gt;Dünyaya Bir Şans Verin (Give Earth a Chance), 2002&lt;br /&gt;Su – 2 Milyar İnsan Onun için Ölüyor (Water – Two Billion People are Dying for It!), 2003&lt;br /&gt;Aranıyor! Denizler ve Okyanuslar – Ölü ya da Diri? (Wanted! Seas and Oceans – Dead or Alive?), 2004&lt;br /&gt;Yeşil Kentler – Gezegen için Plan (Green Cities – Plan for the Planet!), 2005&lt;br /&gt;Çöller ve Çölleşme – Kurak Toprakları Terk Etmeyin! (Deserts and Desertification – Don’t Desert Drylands!), 2006&lt;br /&gt;Eriyen Buz – Sıcak Bir Konu? (Melting Ice – A Hot Topic?), 2006http://www.unep.org/wed/2007/english/Previous_Themes/index.asp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu başlıklarından görüleceği üzere dünyanın yaşadığı/yaşattırıldığı çevre sorunları, gün geçtikçe çeşitlenerek ve büyüyerek devam etmektedir.  Dünya Çevre Günü münasebetiyle yapılan uyarıların yerine ulaşmadığı alınan önlemlerin yetersiz kaldığı, küresel ısınma gibi uzun yıllar önce fark edilen sorunların günümüzde de devam ettiği açıkça görülmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Dünyamızın içinde bulunduğu en büyük çevresel riskler;&lt;br /&gt;•    Aşırı Tüketim/Sürdürülebilirlik&lt;br /&gt;•    Fosil Yakıtlar ve Küresel Isınmaya Dayalı İklim Değişikliği&lt;br /&gt;•    Nükleer Enerji&lt;br /&gt;•    Yoksulluk&lt;br /&gt;•    Savaş&lt;br /&gt;•    Nüfus Artışı&lt;br /&gt;•    Su Kıtlığıolarak sıralanmaktadır.KÜRESEL BULGULAR1972 Stockholm Çevre Konferansı’nda en büyük çevre sorunu olarak tespit edilen yoksulluk, bu yılda da önemini yitirmemiştir. UNDP tarafından 2006 yılında yayınlanan insani gelişme raporuna göre;•    385 milyon insan günde 1 dolardan az parayla yaşıyor.&lt;br /&gt;•    660 milyon insan 2 dolardan az parayla yaşamı sürdürüyor.&lt;br /&gt;•    En zengin % 20, dünya gelirlerinin dörtte üçüne sahipken, en yoksul %20 dünya gelirinin %1,5’una sahip. Dünyanın en zengin 500 kişisinin, en yoksul 416 milyon kişisinden daha fazla geliri bulunuyor.&lt;br /&gt;•    1.1 milyar insanın güvenli suya erişimi yok.&lt;br /&gt;•    2.6 milyar insanın gelişmiş sağlık koşullarına erişimi yok.&lt;br /&gt;•    Avrupa’da ortalama su kullanımı 200 – 300 litre/gün ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 575 litre/gün olmasına rağmen kalkınmakta olan ülkelerde yaşayan halkın beşte biri insan hakkı olarak kabul edilen en az 20 litre/gün suya ulaşamamaktadır.&lt;br /&gt;•    Kalkınmakta olan ülkelerde en zengin halkın %20’si şebeke sistemi ile ulaşan suyun %85’ini, halkın en yoksul %20’lik kısmı ise sadece %25’ini kullanabilmektedir.&lt;br /&gt;•    Cakarta, Manila, Lima ve Nairobi’de dar gelirli aileler, su tüketimleri karşılığında New York, Londra ve Roma’da refah içinde yaşayan insanlara göre 5–10 kat daha fazla bedel ödemektedir.  •    Yirminci yüzyıldaki çatışmalarda, daha önceki 4 yüzyıldaki toplamın yaklaşık 3 katı kadar insan yaşamını kaybetti.&lt;br /&gt;•    Doğal kaynaklar, sivillere uygulanan yasa dışı vergiler, haydutluk ve yağma, düşük gelirli ülkelerde çatışmaları finanse ediyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EKOLOJİK KRİZ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;18. yüzyılda başlayan sanayi devrimi, insanoğlunun doğayla olan ilişkilerinde köklü bir değişimi de beraberinde getirmiştir. Sanayileşme-kentleşme süreçlerinin yarattığı yoğunlaşmış çevre kirliliği sorunlarıyla tanımlanabilecek bu ilişki, 20. yüzyıla gelindiğinde ne yazık ki artık küresel ölçekte bir ekolojik krize dönüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğadaki alıcı ortamların kirlilik özümseme kapasitelerinin aşılmaya başlanması, doğal ortamdaki dengelerin geri dönüşü zor, neredeyse imkansız bir şekilde değişiyor olması, çevre kirliliği kaynaklı büyük ölçekli sağlık sorunlarının gündeme gelmesi ve doğal varlıkların hızla tüketilmesi gibi süreçler sonucu ortaya çıkan ekolojik kriz, bu sorunun çözümüne yönelik arayışları ve bu noktada farklı yönelimleri gündeme getirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevre olgusu, çevre sorunları ve bu sorunların çözümü yönündeki politikalar, son dönemde politik-ekonomik tartışmaların odağına yerleşmiştir. Çevre sorunlarının doğal yaşamı ve insanlığı tehdit eder noktaya gelmesi, sorunun yaşamsal önemini de ortaya koymuştur. Böylece erozyondan su kirliliğine, küresel ısınmadan radyoaktif atıklara kadar uzanan bir dizi çevresel sorun, konuya bütünsel ve çevrebilimsel bir yaklaşımla çözüm getirme gereğini tartışılmaz kılmıştır.Bunlarla birlikte savaşın yıktığı, yok ettiği yerleşim yerleri, sanayi tesisleri, savaşta kullanılan silah ve bombalar, insani yıkımın yanında ekosistemde de ciddi bir kirliliğe neden olmaktadır. İnsanlığın birbirlerini egemenlik altına alma mücadelesi geleceği; dünyanın ve insanlığın geleceğini tehdit etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz yıl İsrail’in Lübnan’a saldırısı ve işgali sırasında Beyrut’un 30 km. güneyindeki Jiyyeh Elektrik Santrali’nin bombalanması sonucunda, santralden kaynaklı atıklar, petrol ve kimyasal maddeler deniz ekosistemine karışmaya başladı.Lübnan Çevre Bakanı Yakup Sarraf, 30 Temmuz 2006 tarihinde, dünya kamuoyuna seslenirken, şu noktanın altını çiziyordu: “…Şu ana kadar 10-15 bin ton akaryakıt denize döküldü. Bu olay, Doğu Akdeniz’in şimdiye kadar gördüğü hiç kuşkusuz en büyük çevre felaketidir.”Emperyalist güçler, doğal varlıkları kendilerine sınırsız kaynak bilip çok uluslu olma yolunda ilerlerken üzerinden geçip savaş alanı haline getirdikleri çevreyi bu defa çevre koruma adı altında ikinci kez sömürmekteler. Dünya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ticaret Örgütü (DTÖ), beraberinde çok taraflı yatırım anlaşmaları, İMF ve Dünya Bankası politikaları sonucu eğitim, sağlık, gibi kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi dünya genelinde yoksulluk ve açlığı artırmıştır. Doğası gereği kamusal hizmet alanına giren su temini, arıtma tesisleri, katı atık yönetimi gibi çevresel hizmetlerin Genel Hizmet Ticareti Anlaşması (GATS) ile çok uluslu şirketlere devredilmektedir. 1972 Stockholm Konferansı’nda en önemli çevre sorunları olarak vurgulanan yoksulluk ve açlığın bugün “çevre koruma” kisvesi altında yapılan özelleştirmelerin sonuçları ile daha da yakıcı olarak önceliğini korumakta olması bir ironidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NÜFUS, AÇLIK VE BARINMA&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ekolojik krizin temelindeki etkenlerden biri de hızlı nüfus artışıdır. Bugün dünya, mevcut kaynakları yetersiz kılan ve bu nedenle ekolojik dengeyi bozmaya başlayan bir nüfus artışı ile karşı karşıya bulunmaktadır. Bilim çevrelerinin hesaplarına göre, ancak dünya nüfusu önümüzdeki yüzyılın ortalarında 8 milyarda kalırsa, yaşanılabilir bir dünyaya sahip olabileceğiz. Bu iyimser beklentinin gerçekleşebilmesi için bugünkü nüfus artış hızının yarı yarıya düşmesi gerekiyor. Oysa, yine bir tahmine göre, dünya nüfusu 2050 yılında 11 milyara ulaşacağı belirtiliyor. Böyle bir dünyada ise tüm ekolojik dengelerin bozulacağı, çöllerin, aşınmış dağların, tükenmiş okyanusların ve yok olmuş tropik ormanların devri başlayabilecektir. Bu arada, ne gariptir ki; gelişmiş kapitalist ülkeler, yaşanmakta olan çevre kirliliğinin sorumlusu olarak azgelişmiş ülkeleri ve onların sahip olduğu nüfusun doğal kaynaklar üzerindeki aşırı baskısını gerekçe olarak görmektedirler. Oysa ki, günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu Kuzey-Güney ikilemi sonucu nüfus baskısı kavramı, tek başına pek bir anlam taşımamaktadır. Çünkü asıl sorun “nerede kaç kişinin yaşadığı değil, kimin ne kadar tükettiği” sorunsalıdır. Çoğu zaman az gelişmiş ülkelerin dış borçlarını ödeyebilmek için doğal varlıklarının çok uluslu şirketler tarafından hoyratça kullanmasına izin vermek durumunda kalmaktadır.Son yıllarda Hindistan’da, Afrika’da yaşanan doğal felaketlerin, çevre felaketlerine dönüşmesinin sonucu olarak binlerce insan yaşamını kaybederken, binlercesi de göç etme yolunu seçmiştir. İklim değişikliğinin 2050 yılına kadar en az 1 milyar insanı göçe zorlayacağı öngörülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;SU VE YAŞAM&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İnsanların hem yaşamlarını devam ettirmesini sağlayan hem de yaşam kalitesini belirleyen su kaynakları, sanayileşme, tarım ve iklim baskısı ile birlikte azalmaya başlamıştır. Bir ülkede, su kaynaklarının yeterli olup olmadığının en sağlıklı göstergesi yıllık yenilenebilir tatlı su miktarıdır. Bu miktarın kişi başına 1000 m3’ün altına düşmesi durumunda, o ülkenin “su kıtlığı” noktasına ulaştığı kabul edilir. Eğer, bir ülkede kişi başına yıllık yenilenebilir tatlı su miktarı 1000 ile 1670 m3 arasında değişirse, bu durum “su baskısı” olarak adlandırılır. Dünyada 2050 yılına kadar Ortadoğu ülkeleri başta olmak üzere 54 ülkenin su sıkıntısı çekeceği öngörülmektedir. Asya’da Yangçe, Mekong, Salween, Ganj ve İndüs nehirleri çok büyük tehlike altında. Avrupa'da Tuna, Latin Amerika'daki Rio de La Plata ve Rio Grande, Afrika'daki Nil ve Avustralya'daki Murray-Darling nehirleri risk altındaki nehirler listesinde yer alıyor. Ganj ve Rio Grande nehirlerindeki suyun, tarım ve insani ihtiyaçlar için aşırı tüketiminin bu nehirlerin kurumasına yol açacağı da açıklandı. İndüs ve Nil Nehri küresel ısınma, Mekong kontrolsüz balıkçılık, Yangçe sanayileşmenin getirdiği kirlilik nedeniyle tehdit altında. Rio de La Plata, Tuna ve Salween nehirlerinin suyuysa barajlar ve gemicilik için hazırlanan altyapı projeleri nedeniyle çekiliyor.Diğer yandan, dar gelirli hane halkının ödeyemediği su faturaları ile yoksulluk ve alt yapı yetersizlikleri ve kamusal bir görev olan su hizmetlerinin özel sektöre devredilmesiyle ortaya çıkan yoksunluk da insanların suya erişimini engelleyen önemli sorunlardır. 1990’lı yılların ikinci yarısında suyun “ekonomik bir mal” olarak benimsenmesi, dünya üzerinde “ortak mal” niteliğindeki suyun ticari metaya dönüştürülmesine yol açmıştır. Su sektöründe liberal politikaların uygulanması sonucunda, insan yaşamının havadan sonraki en temel ikinci maddesi olan sağlıklı suya erişim sorunu, kaynak yetersizliklerinin bir sonucu olmaktan çok hizmetin artan fiyatını ödeyebilme sorunu ve ötesinde bir toplumsal adalet, bir eşit paylaşım sorunu olarak da karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, Cakarta, Manila, Lima ve Nairobi’de dar gelirli aileler, su tüketimleri karşılığında New York, Londra ve Roma’da refah içinde yaşayan insanlara göre 5–10 kat daha fazla bedel ödemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Küresel ısınma ya da sözleşmelerde geçen ifadesiyle Küresel İklim Değişikliği, doğanın kendi varlık koşullarını zorlayan, onun kendini yenileyebilme olanaklarını ortadan kaldıran bir değişimi ifade etmektedir. Küresel ısınmaya yol açan sera gazları; temel olarak, sanayi toplumunda kullanılan fosil yakıtlardan, çeşitli sanayi kollarında özellikle, çimento, enerji, ulaşım sektörlerinin yoğunlaşmasıyla atmosfere salınan ve endüstriyel tarım neticesinde meydana çıkan gazlardır. Bu gazların bir bölümü karasal ve okyanus kaynaklı ekosistemler tarafından tutulur. Ancak, artık hem bu tutucu ortamların azalması ve yok olması hem de atmosfere bırakılan sera gazı miktarındaki artış, küresel karbon dengesini bozmaktadır.  Bunun sonucunda da 19. yüzyıl sonlarında başlayan, yüzey sıcaklıklarındaki artış 20. yüzyıl sonlarında doruğa ulaşmıştır. Her yıl da sıcaklık artışlarında “uygarlığımız” rekora koşmaktadır. Bu yüzey sıcaklığı artışı, 20. yüzyıldan günümüze 0.8 derecelik bir artışa sahne olmuştur. 20. yüzyılda sıcaklıklarda gözlenen bu ısınma, geçen 1,000 yılın herhangi bir dönemindeki artıştan daha büyüktür. Atmosferin en alt 8 kilometrelik bölümündeki hava sıcaklıkları da, geçen 40 yıllık dönemde belirgin bir artış eğilimi göstermektedir. Öte yandan, 20. yüzyılda, orta enlem ve kutupsal kar örtüsü, kutupsal kara ve deniz buzları ile orta enlemlerin dağ buzulları azalırken, küresel ortalama deniz seviyesi, yaklaşık 0.1-0.2 m arasında yükselmiş ve okyanusların ısı içerikleri artmıştır. Yağışlar kuzey yarımkürenin orta ve yüksek enlem bölgelerinde her on yılda yaklaşık % 0.5 ile % 1 arasında artmış, subtropikal karaların önemli bir bölümünde her on yılda yaklaşık % 3 azalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atmosfer bilimcilerine göre küresel ısınmaya bağlı şu anki küresel iklim değişikliğinin işaretlerinden bazıları şöyle sıralanmaktadır:&lt;br /&gt;•  Buzulların gitgide eriyerek kutuplara doğru çekilmesi ve yüksek dağlardaki kar örtüsünün azalması,&lt;br /&gt;•  Deniz suyu seviyesinin yükselmesi,&lt;br /&gt;•  Bitki ve balık türlerinin göçleri,&lt;br /&gt;•  Havadaki kirleticilere karşı hassas kuş türlerinin azalması,&lt;br /&gt;•  Ağaçlardaki yaş halkalarının daha hızlı büyüme göstermesi,&lt;br /&gt;•  1990'lı yıllarda son 1400 yılın en sıcak yıllarının ard arda gelmesi.Atmosfere salınan sera gazı miktarı ve buna bağlı sıcaklık artışına göre yapılan modellemelerde emisyon sınırlamasının 2050 yılına kadar % 80, 2030 yılına kadar % 60 olması öngörülmektedir. Birleşmiş Milletler İklim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanan Kyoto Protokol’üne göre ise gelişmiş taraf ülkeler 2008-2012 yılları arasında sera gazı salımlarını 1990 yılı verilerine göre ortalama % 5.2 indirmekle yükümlüdür. Bazı taraflar, bu ilk yükümlülük döneminde sera gazı salımlarını arttırma ayrıcalığı alırken (örneğin, Avustralya % 8, İzlanda % 10 ve Norveç % 1 düzeyinde arttırabilecekler), Yeni Zelanda, Rusya Federasyonu ve Ukrayna’nın sera gazı salımlarında 1990 düzeylerine göre herhangi bir değişiklik olmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB, hem birlik olarak hem de üye ülkeler açısından % 8’lik bir azaltma yükümlülüğü almıştır. Amerika Birleşik Devletleri’nin salım azaltma yükümlülüğü ise % 7’dir.Protokol’ün 17. maddesi ise, emisyon hedefini belirlemiş ülkelerin taahhüt ettikleri hedef indirimini tutturmak için, kendi aralarında emisyon ticareti yapabilmelerine olanak tanımıştır. Bir yaptırım getirmeyen Protokol’ün, yaptırım gücünü sağlama adına “havayı kirletme hakkı” olarak tanımlanabilecek, emisyon ticaretine kapıyı açması, fakir ülkelerin emisyon salımı haklarını gelişmiş ülkelere satmalarına yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haliyle Protokol’ün amaçladığı % 5,2’lik indirimle görünüşte bir indirime gidilebilirken, gerçekte atmosfere aynı miktarda gaz, emisyon ticareti sayesinde salınabilecektir. Örneğin, Kanada, Protokol’ün öngördüğü esneklik mekanizmaları içinde, karbon borsasında, Brezilya’dan sağladığı kota ile emisyon ticareti olarak tarif edilen bir sürecin sonunda, üretim tarzında ve tüketiminde bir değişiklik yapmadan, Kyoto Protokolü’ne “uygun” davranmış görünmüştür. Böyle bakıldığında Protokol, havayı kirletme hakkının alınıp satılabildiği bir sözleşmeye dönüşmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haliyle Kyoto Protokolü küresel ısınmaya dayalı küresel iklim değişikliği sorununa çözüm bulmaktan uzak, sembolik bir girişim özelliği olmasının yanında, duruma neo-liberal bir hava da katmaktadır.Ekolojik krizi ve bu bağlamda küresel ısınma olgusunu, üretim ilişkilerinden bağımsız tartışmak mümkün değildir. Bugün, dünyanın ve insanlığın karşı karşıya olduğu sorun “kapitalist ekonomik kalkınmanın” bir sonucu ve geldiği aşamadır...Birleşmiş Milletler, dünyada saatte ortalama 3 hayvan ve bitki türünün insan faaliyetleri yüzünden yok olduğunu duyurdu.22 Mayıs'taki Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü dolayısıyla, insan faaliyetlerinin yol açtığı kirliliğin diğer canlılar üzerindeki etkisini inceleyen araştırmaları değerlendiren BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi Başkanı Ahmed Djohlaf, "Dinozorların yok olmasından beri dünya üzerindeki canlıların, en büyük yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu" söyledi. Djohlaf, bazı günler 150 kadar bitki ve hayvan türünün yok olduğunu ve her yıl insan faaliyetleri nedeniyle 18 bin ila 55 bin türün tükendiğini vurgulayarak Avrupa'daki her 6 memeliden birinin soyunun tehlike altında olduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya yüzeyinde bir başka felaket ya da tehlikeli gidiş de, ekilebilir toprakların aşırı kullanımı, ölçüsüz kullanılan kimyasal gübreler ve zararlılarla mücadele ilaçlarının (pestisidler) etkileridir. Bu arada, nüfus baskısı sonucu tarıma elverişli olmayan toprakların kullanılması daha fazla alanı çoraklaştırıp verimsizleştirmektedir. Küresel ısınmayla mücadelenin en önemli adımlarından birinin ormanların durumunu iyileştirmek ve ağaç sayısını artırmak olduğu söyleniyor. Ancak durum pek iç açıcı değil. 2000'den 2005'e kadar geçen beş yıllık süre içinde dünya genelindeki ormanların durumunu inceleyen Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) dünyanın orman karnesini açıkladı.Rapora göre, belli bölgelerde ormanlar yayılarak korunurken, her gün Paris'in iki katı büyüklüğünde orman da yok oluyor; yıllık orman kaybı net olarak 7.3 milyon, günlük kayıp 20 bin hektarı buluyor. 1990'la 2005 yılları arasında dünya, toplam orman alanının yüzde 3'ünü kaybetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada belirtilmesi gereken bir konu da, mega projeler olarak görülen sulama projeleridir. Bu projeler süreç içinde doğru yönlendirilmezse topraktaki tuz oranı artacaktır. Bir araştırmaya göre, her yıl bu tür olumsuzluklar yüzünden verimsizleşip terk edilen alanın yaklaşık 10 milyon hektar olduğu tahmin edilmektedir. İnsanlığın geleceğini ve yaşamını tehlikeye atan bu olumsuz gidiş çölleşme olarak adlandırılmaktadır. ENERJİ POLİTİKALARI ÇIKMAZI Bugün dünya nüfusunun yaklaşık %80’ini oluşturan azgelişmiş ülkeler dünya gelirinin yalnızca %15’ini alırken bu durumun “sürdürülebilir kalkınma” gibi kavramlarla açıklanmasının hiçbir inandırıcılığı yoktur. Çünkü, tüketim mallarının %85’i zenginler tarafından üretilmekte ve enerjinin de %75’i zenginler tarafından kullanılmaktadır. Peki enerji ne için kullanılıyor ya da insanın ve doğanın ihmal edildiği yerde enerji “kalkınma” açısından ne anlam taşıyor? Enerji, sanayileşme ve kalkınma arasındaki ilişki, son dönemde enerji üretim seçeneğinin ekonomik olmasının yanı sıra çevresel boyutunu da tartışma gündemine getirmiştir. Bu bağlamda enerji üretim seçenekleri üzerine yapılan tartışmalar genelde enerji ihtiyaç senaryolarına dayandırılmaktadır. Bir ülkenin enerji açığının ya da fazlasının olması, gelecek yıllarda ne kadar enerji tüketeceği, kalkınma hızı gibi veriler ve enerji talepleri ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Sonuçta enerji üretim seçeneği olarak nükleer, termik ya da doğal gaz gibi seçenekler gündeme gelmektedir. Batılı uzmanlara göre dünya ülkeleri bundan 30 yıl öncesine oranla %30 daha fazla enerji tüketmektedir. Ve tahminlere göre, 2025 yılında enerji ihtiyacı bugünkünden %65 daha fazla olacaktır. Bu nedenle, enerji açığı ya da enerji krizi söylemlerine dayanak aranmakta ve oluşturulmaktadır.Dünyanın enerji kaynağı olarak en çok kullanılan ve iklim değişikliğinin de başat nedeni olarak kabul edilen fosil yakıtların tükenmeye başlaması, farklı enerji kaynaklarına yönelimleri beraberinde getirmektedir. Özellikle Avrupa Birliği’nin ve ABD’nin enerji politikalarında yenilenebilir enerji kaynakları önemli bir yer alırken, büyük oranda kaza riskleri ve yüz yıllarca etkisi sürebilen insan ve çevre sağlığına ölümcül etkileri olan atıkları ile nükleer enerji gelişmekte olan ülkelerin enerji sorununa çözüm olarak sunulmaktadır. Öte yandan motorlu araçlarda yakıt olarak kullanılabilen etanolu elde etmek amacıyla biyoyakıt elde edilen mısır ve şekerkamışı başta olmak üzere çeşitli bitkilerin ekilmesine yönelik politikalar hayata geçirilmektedir. Birleşmiş Milletler'in enerjiyle ilgili organı UN-Energy'nin biyoyakıtlarla ilgili raporu, biyoyakıtların zararının yararından fazla olabileceğini söylüyor.Rapora göre, "Tehdit altındaki toprakları koruyacak, toplumsal olarak kabul edilebilir toprak kullanımını güvenceye alacak, biyoenerjinin sürdürülebilir olmasını sağlayacak politikalar devreye sokulmazsa, biyoyakıtların çevresel ve toplumsal zararı kazançlarından çok daha fazla olabilir."Avrupa Birliği 2020 yılına kadar motorlu araçlarda kullanılan yakıtın yüzde 10'unun bitkilerden gelmesini hedefliyor.Amerikan Stanford Üniversitesi’nden uzmanların bilgisayar ortamında yürüttüğü çalışma, yüksek oranda etanol karıştırılan benzinin, halk sağlığı açısından benzinden daha tehlikeli olduğunu gösterdi.Buna göre otomobillerin hepsinde etanol kullanıldığı takdirde, ülkede hava kirliliğine bağlı ölümler yüzde 4 artacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;TÜRKİYE’NİN 2007 “ÇEVRESİ”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;•    19 milyon insan açlık sınırında yaşıyor.&lt;br /&gt;•    Her beş kişiden dördü belediye hizmetlerinden yararlanmakta ve çevre sağlığı açısından belediyelerin vereceği hizmete bağlı bir yaşam sürmektedir.&lt;br /&gt;•    Belediyelerin %69’u kanalizasyon şebekesine sahiptir.&lt;br /&gt;•    Mevcut 3225 belediyenin 324’ünün atıksuları 195 atıksu arıtma tesisi ile arıtılmaktadır. &lt;br /&gt;•    3225 belediyeden içme ve kullanma suyu arıtma tesisi ile hizmet verilen belediye sayısı yalnızca 304.&lt;br /&gt;•    Katı atık depolama tesisleri sayısı yalnızca 46.&lt;br /&gt;•    Tehlikeli atıkların sadece yüzde 5'i kuralına uygun yok ediliyor, %40’ı da yakılıyor.&lt;br /&gt;•    Tehlikeli atık yakma tesislerinin yapımı için gereken toplam yatırım 2004 fiyatlarıyla 853 milyon avro. Depolama alanları yapımı için ise 110 milyon avro gerekiyor. Aktarma istasyonları yapımı için de 74 milyon avroluk yatırım öngörülüyor. Toplam 1 milyar avroya ihtiyaç var.&lt;br /&gt;•    Türkiye’de yılda ortalama 13500 hektar ormanlık alan yanarak yok oluyor.&lt;br /&gt;•    Geçen yıl çıkan yangınların 8’inin nedeni çöplükler.&lt;br /&gt;•    Amik Gölü, Avlan Gölü, Hotamış, Eşmekaya sazlıkları gibi sulak alanlar kaybediliyor. Beyşehir Gölü, Tuz Gölü süratle kirlenmekte yüzey alanları küçülmektedir.&lt;br /&gt;•    135’i uluslararası öneme sahip olan 500 sulak alanımızdan RAMSAR Sözleşmesi listesine dahil edilen 12 alanda ciddi oranlarda kuruma ve kirlenme mevcuttur.&lt;br /&gt;•    Tüm dünyada koruma altına alınan alanların ülke yüz ölçümlerine oranını yüzde 12.8. Türkiye'deyse aynı oran sadece yüzde 3.9.&lt;br /&gt;•    Fethiye'ye fosseptik, Tuz Gölü'ne kanalizasyon akıyor... Kekova'yı yatlar, Foça'yı balık çiftlikleri yok ediyor.&lt;br /&gt;•    Bu yılın ilk ayında kükürt dioksit (SO2) ortalamaları, geçen yılın aynı ayına kıyasla Gaziantep’te yüzde 93, Kırıkkale’de yüzde 47, Tekirdağ’da yüzde 46, Manisa’da yüzde 44 ve Kocaeli'nde (Merkez) yüzde 33 oranında arttı.&lt;br /&gt;•    Dilovası’nda kanser oranı ülkemizdeki genel ortalamanın neredeyse üç katına ulaştı.•    Milyonlarca yıl sürecek olan bir kıyı tahribatına ve doğal olarak da çevre katliamına yol açacak Karadeniz Otoyolu tamamlandı. &lt;br /&gt;•    Alınan yargı kararlarına rağmen Bergama Ovacık Altın Madeni başta olmak üzere birçok yerde siyanürle altın madeni işletmeciliği hala devam etmektedir.&lt;br /&gt;•    Tarihi ve kültürel mirasımız kalkınma uğruna Hasankeyf, Allianoi, Munzur’da yok edilmeye çalışılmaktadır. Türkiye’de Dünya Bankası ve IMF politikaları ile şekillenen ekonomik yönelimler, devletin yeniden “inşa” süreci ve özelleştirme, emekçi sınıfları ve kent yoksullarını açlık sınırına getirmiş bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ortamda, sözde demokrasi vaatleri, AB söylenceleri, tüketim toplumu şiarını propaganda haline getiren sermaye çevreleri ve siyasi iktidar; kent ortamlarını, doğal ve kültürel çevreyi, ormanları, tarım alanlarını ve kıyıları yağma ve talana açan yasa ya da yönetmelikleri toplumsal muhalefete rağmen meclisten geçirmektedir.  Anayasa ile güvence altına alınmış yerleşme, barınma, mülkiyet hakları ve kamu düzenini doğrudan etkileyen bir işi tüm ülkede tek yasayla ve yalnızca yerel yönetim kararlarıyla gerçekleştirerek mevcut idari yapıyı, kamusal yararı ve hukuk devleti sistemini temelinden sarsacak hükümler içeren Dönüşüm Alanları Kanun Tasarısı hazırlanmış ve meclise sunulmuştur.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan halkın, bilim çevrelerinin, meslek kuruluşlarının, çevreci örgütlerinin yılardır karşı durduğu nükleer santrallere ilişkin “Nükleer Güç Santrallarının Kurulması ve İşletilmesi Hakkında Yasa”sı gece yarısı operasyonuyla TBMM’de kabul edilmiştir. Türkiye gibi deprem kuşağında olan, “güvenlik kültürü”nün yerleşmediği, siyasal iktidarların bilim adamları ve meslek odalarını hiçe sayan politikalarla günü kurtarmaya çalıştığı bir ülkede nükleer enerji santralleri yeni bir potansiyel tehlike kaynağı olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm dünya ilk yatırım ve işletim maliyetleri çok yüksek, 35-40 yıllık ekonomik ömürleri boyunca sıkça arıza ve güvenlik sorunları yaşayan, atık sorunlarına çözüm bulunamadığı bu pahalı enerji üretiminden vazgeçerken, deprem kuşağında olan ve Çernobil kazasında radyasyonlu çayları, fındıkları sorumsuzca yediren, Marmara Depremi’nde, İkitelli’de ve yakın zamanda “hızlı tren” adı altında yaşanan Pamukova tren faciasında, son olarak Tuzla’da ortaya çıkan zehirli variller örneğinde olduğu gibi yönetim ve işletme krizleri yaşayan bir ülkede nükleer santral kurulmasından vazgeçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada, kentsel altyapı hizmetlerini Dünya Bankası'nın insaf ve inisiyatifine bırakan, çevre mühendisliği hizmetlerini ticari faaliyetlerin temel alanı haline getiren İller Bankası A.Ş. Hakkında Kanun Tasarısı, onaylanma yolunda “sırasını” beklemektedir. Bu tasarı ile birlikte, İller Bankası’nın kamu kurumu niteliğinden koparılması, piyasa şartlarında çalışacak, A.Ş. statüsünde yerel yönetim bankacılığı alanında faaliyet gösterecek şekilde yeniden yapılandırılması öngörülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İller Bankası, yerel yatırımların planlanması, uygulanması ve finansmanı alanında merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında eş güdümün sağlanması konusunda, yerel yönetim bankacılığı hizmet alanında faaliyet gösteren bir kamu kuruluşudur. Türkiye gibi alt yapı yatırımlarında halen büyük bir eksikliğin olduğu, belediyelerin çağdaş alt yapı yatırımlarını gerçekleştirmek için gerekli teknik ve uzman kadronun çok yetersiz olduğu bir ülkede İller Bankası’nın önemli bir rolü vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy Hizmetleri ve İller Bankası Genel Müdürlüğü’nün kapatılmasıyla başlatılan süreçte, yerel yönetim kredi piyasasında çok uluslu şirketlerin tekelinin, devlet tekelinin yerini alması hedeflenmektedir. 5 yaşında bir çocuk, İstanbul’da dere ıslahı ve kanalizasyon şebeke çalışmalarının sürdüğü bir alanda, açık bırakılan rögar kapağı nedeniyle kanalizasyon sularına kapıldı ve öldü. 6 yaşında bir çocuk, Adana’da Yüreğir İlçesi’nde, kanalizasyon çukuruna düştü ve hayatını kaybetti. Muş’da, kanalizasyon “şebekesi”nden, içme suyu şebekesine sızıntı olması nedeniyle, tifo vakası görüldü… Yüzlerce insan hastanelere kaldırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ ÜZERİNE&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1980’li yılların başında ülkemizde bir meslek disiplini olarak ortaya çıkan çevre mühendisliği, bu çevre sorunları ile başa çıkmak amacıyla geliştirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamusal bir hizmet olarak çevre hizmetlerini yerine getirmeyi amaçlayan bu meslek disiplini ne yazık ki günümüzde hala hak ettiği yere ulaşamamıştır. Ülkemizde çevre mühendisliği eğitimi veren 32 üniversite mevcuttur ve bugüne kadar bu bölümlerden 11 000’inin üzerinde kişi mezun olmuştur. Odamıza kayıtlı 5 000’den fazla çevre mühendisinin ise halen yaklaşık %25’i işsiz, %25’ine yakını ise mesleği dışında bir işte çalışmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AB İlerleme Raporu, hava kalitesi, atık yönetimi, su kalitesi, endüstriyel kirlilik, gürültü, kimyasallar gibi alt başlıklarda yaşanan sorunları dile getirirken, Türkiye’nin bu alanlarda karşı karşıya olduğu çevresel sorunları çözüme kavuşturması için iyi bir yönetim ve planlama sürecine ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Bir çığ gibi her gün büyüyen çevre sorunları ile baş edebilmek için ülkemizde çevre mühendisliği mesleğinin hak ettiği yeri bulması, istihdam sorunu yaşamaması ve daha iyi şartlarda çalışma imkanları bulmasının önemli bir yer tutacağından şüphe yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkemiz çevre hizmetlerinde yetişmiş bu insan gücünü ve bilgi birikimini bu anlamda iyi kullanamamaktadır. Diğer taraftan son yıllarda uygulanan politikalarla anayasamızın 56. Maddesi ile tanınan “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” kamusal hizmet olmaktan çıkarılmakta ve “kirleten öder” ilkesiyle parası olanın hizmet alabileceği alanlara dönüştürülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Çevre”nin 2007 Seçimi’nde; başat taleplerimiz şöyle sıralanabilir: &lt;br /&gt;*     Herkesin anayasal hakkı olan sağlıklı çevre hizmetlerine ulaşabilmesi&lt;br /&gt;*     Yaşam ve Çevre Hakkı'nın temel alındığı, gelişme politikalarının benimsenmesi&lt;br /&gt;*     Önce Doğa, Önce İnsan Anlayışı&lt;br /&gt;*     Yaşanabilir sağlıklı kentler&lt;br /&gt;*    İstihdam, iyi çalışma koşulları, ücret ve hakça paylaşım sorunu yaşamayan çevre mühendisleri... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün olumsuzluklara rağmen biz çevre mühendisleri, tüm bu çevre sorunlarının üstesinden gelmek konusunda kararlı olduğumuzu bir kez daha 5 Haziran 2007 Dünya Çevre Günü nedeniyle hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz. Böyle bir ortamda, ülkemizin ve dünyamızın içinde bulunduğu karanlık küreselleşme “çağında”... Dünya Çevre Günü'nü Kutla(ya)mıyoruz!Dünyada ve Ülkemizde, Yaşama ve Geleceğe Sahip Çıkma Anlayışı İle,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevre Sorunlarının Yaşandığı Her Yerde, Doğanın Tahrip Edildiği Her Ortamda, Yaşanabilir Bir Dünya ve Ülke Özlemi İle Mücadelemizi Sürdürmekte Kararlı ve Israrlıyız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TMMOB Çevre Mühendisleri OdasıYönetim Kurulu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-3863869086186479037?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/3863869086186479037/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=3863869086186479037' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3863869086186479037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/3863869086186479037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_5593.html' title='“ÇEVRE”NİN 2007 SEÇİMİ TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI 2007 ÇEVRE DURUM RAPORU  (04.06.2007)'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1285926955587786108</id><published>2007-08-02T23:34:00.007+03:00</published><updated>2007-08-09T00:19:03.724+03:00</updated><title type='text'>İktidara gelen hükümetlerin kalıntıları…</title><content type='html'>Eğitimsiz, cahil bırakılmış aç ve yoksul halkın temiz duygularını sömürerek iktidara gelen hükümetlerin kalıntıları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Esenyurt’ta oturan ev hanımıyım. Haberleri hep takip ederim. Yıllardan beri duymuş olduğumuz ozon tabakası incelmiş, ozon tabakası delinecekmiş, küresel ısınmaya neden olacakmış diye bilim adamları hep bağırıyorlardı. Ama maalesef gözünü para hırsı bürümüş  devlet adamları duymadı, ozon tabakasının delinmesine, küresel ısınmaya sebep olan gözü aç patronlar hele hiç duymadılar. Şimdi ise gele gele son noktaya geldik. Kuraklık, susuzluk ve susuzluğun verdiği zararla açlık…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koltuğunu korumak isteyen hükümet ve belediyeler yine sarı tele hiç dokunmuyorlar. Oy sebebine cahil halka inşaat yapma izni verildi. ‘İçme suyunu kullanma’ diye ne bir uyarı yapıldı ne de bir tedbir alındı. Gördüğüm kadarıyla kaçak yapılan inşaatların yüzde 90’ı şebeke suyu ile sulandı. Yine cahil bırakılmış insanlar su bitecek diye neleri yıkayacağını şaşırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Harıl harıl sular yere giderken zabıtamıza telefon ediyoruz, gelin bakın diye. Bazen bizimle tartışma bazen telefonu yüzümüze kapatmalar. Bazen de geliyorlar cahil bırakılmış insanlarına kendilerini iyi tanıtmak için geri gidiyorlar. Halk sanıyor bize iyilik yapıyor. Oysa kötülüklerin en kötüsünü yapıyorlar. Bu cahil halk bilmiyor, yine devam…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ise deniz suyunu pompalıyorlar. Ankara’nın suyu bitti çünkü deniz yok. Kocaman İstanbul’un suyu kolay kolay bitmez çünkü etrafı deniz!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pompalara ulaşıncaya kadar insanların hastalık nedenleri ortaya çıkıncaya kadar deniz suyu içmemize devam…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koltuk koltuk, para para, bina bina… Hiç allahtan korkmuyor musunuz? Olmayan vicdanınız sızlamıyor mu? Güya kuran okuyorsunuz. Halka kuran kursları açan din sever Müslümanlarsınız. Din, kuran, Müslümanlık bunları mı emrediyor size?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1285926955587786108?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1285926955587786108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1285926955587786108' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1285926955587786108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1285926955587786108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_6329.html' title='İktidara gelen hükümetlerin kalıntıları…'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1839968398295858862</id><published>2007-08-02T23:34:00.005+03:00</published><updated>2007-08-19T12:14:38.359+03:00</updated><title type='text'>İSTANBUL ARDAHAN DERNEĞİNDEN GENEL KURUL DUYURUSU</title><content type='html'>25 Ağustos Cumartesi saat 16.00'da Derneğimizin 1. Olağan Genel kurulu İstanbul Göle Derneği Tabela durağı-Esenyurt'da yapılacaktır, tüm üye ve hemşerilerimize duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İSTANBUL ARDAHAN KÜLTÜR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.Olağan Genel Kurulu Derneğimizin 1.Olağan Genel Kurulunu&lt;/strong&gt; &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;25 .08 .2007&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; Cumartesi günü saat 16.00 da aşağıdaki gündemle İstanbul Göle Derneği Tabela durağı serinçayır mobilya üstü Tebela-Esenyurt adresinde yapılmasına, çoğunluk sağlanamadığı taktirde 2. toplantının 01.09.2007 Cumartesi günü aynı saat ve aynı gündemle aynı adreste yapılacaktır. Dernek üyelerimizin Genel Kurula katılmalarını arz ederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;G Ü N D E M:&lt;br /&gt;1-Açılış ve Saygı Duruşu,&lt;br /&gt;2-Başkanlık Divanının Seçimi ve Divan Genel Kurul tutanaklarının imzalanmasına ilişkin yetki verilmesi,&lt;br /&gt;3-Dernek başkanının açılış konuşması,&lt;br /&gt;4-Yönetim ve Denetim Kurulu Raporlarının okunması ve Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulunun aklanması,&lt;br /&gt;5-Yönetim Kuruluna taşınır ve taşınmaz, menkul ve gayrimenkul alımı için yetki verilmesi,&lt;br /&gt;6-Yeni Çalışma dönemi bütçesinin görüşülmesi ve onaylanması,&lt;br /&gt;7-Üye Aidatlarının görüşülmesi,&lt;br /&gt;8-Yönetim ve Denetim Kurulu seçimi,&lt;br /&gt;9-Dilek ve Temenniler ve kapanış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1839968398295858862?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1839968398295858862/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1839968398295858862' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1839968398295858862'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1839968398295858862'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_6859.html' title='İSTANBUL ARDAHAN DERNEĞİNDEN GENEL KURUL DUYURUSU'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-6537436516411188303</id><published>2007-08-02T23:34:00.003+03:00</published><updated>2007-08-09T00:20:02.450+03:00</updated><title type='text'>.</title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-6537436516411188303?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/6537436516411188303/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=6537436516411188303' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6537436516411188303'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6537436516411188303'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_8701.html' title='.'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1176972422071533783</id><published>2007-08-02T23:34:00.001+03:00</published><updated>2007-08-07T16:57:05.474+03:00</updated><title type='text'>Kur bir matematik köyü gör başına neler gelir!</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rrh4nP4XIbI/AAAAAAAAADw/hCuZUKYEIz0/s1600-h/okul.gif"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5095955594042876338" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rrh4nP4XIbI/AAAAAAAAADw/hCuZUKYEIz0/s200/okul.gif" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:arial;font-size:130%;"&gt;Matematik Köyü'nün kurucusu Nesin, savcılık, orman yetkilileri ve jandarma yetkilileriyle yaşadıklarını gün gün yazmış. Her şey Aziz Nesin öyküsü tadında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ALİ NESİN&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İzmir Şirince'deki Matematik Köyü inşaatını mühürleyenler o gün sadece Aziz Nesin'in düşünü engellemekle kalmıyordu. Bulunan trajikomik gerekçeler, aynı zamanda ünlü yazarın hikâyelerini de andırıyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kez hikâyeyi kaleme almak hem Matematik Köyü'nü kurmak için öğrencilerle işçi gibi çalışan hem de uluslararası önemde matematikçilerle birlikte gençlere ders veren Ali Nesin'e düştü. Ali Nesin yaşananları yazdı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;15 Temmuz Pazar:&lt;/strong&gt; Öğrenciler geldi. Eşyalarını odalarına yerleştirenler, ellerinde kazma kürek, çadır kuracakları yeri düzleyenler... Heyecan son haddinde. Açılış töreni yaptık. İşçiler, gönüllüler, öğrenciler, Şirince ve Selçuk ileri gelenleri... Hayırlısıyla açtık. İşçiler kurban istemişler, kurban kestik. Hoşbeşten sonra amfiteatra geçtik. Öğrenciler benden yüksekteyken konuşmaya alışmamışım, yadırgadım. Buranın hepimizin olduğunu vurgulayıp imece usulü bir çalışma umduğumu söyledim. Mimarımız Sevan Nişanyan'a teşekkür ettim. Ardından (Vakıf çocuklarından) Süleyman'ın tasarladığı simgesel anahtarı sunduk Sevan'a. Sevan oluşumun adının olmadığını, bir adı olması gerektiğini söyledi. Haklı. Sade ve içten bir açılış oldu. İnşaatı bir hafta durdurmaya karar verdik. Birkaç işçiyle devam ederiz ileride. Ama para?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16 Temmuz Pazartesi:&lt;/strong&gt; Dersler başladı. Mehmet Kıral günde iki saat karmaşık analiz yapıyor. Sasha (Alexander Borovik) İngiltere'den geldi bu akşam, yarın o da derslere başlayacak. Akşam öğrencilerden üçer kişilik çalışma grupları kurduk. Sulama, temizlik, mutfak, inşaat... Bir sürü iş var yapılması gereken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;17 Temmuz Salı:&lt;/strong&gt; Hava bunaltıcı. Sürekli soğuk suyun altına sokuyoruz başımızı. Sasha ilk dersini verdi. Kampa bayıldı, Sovyetler'de geçen gençliğini anımsatmış. Şirince'ye birlikte yemeğe çıktık akşam. Sevan inşaata devam etmek istiyor. İyi güzel de para yok ki. Sağa sola telefon ettim ama beyhude! Duyurmak gerekiyor, belki bir iyiliksever... Bir PR bulduk. Yarın Star'dan bir gazeteci gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;19 Temmuz Perşembe:&lt;/strong&gt; Bir öğrencinin tabiriyle 'mutluluk manyak düzeyde!' Hele kapkara gecede öğrencileri masa lambalarının altında kitaplarına gömülmüş görmek çok hoş bir manzara. Herkes mutlu. 40-50 kişi varız. 10 kişi filan çadırlarda kalıyor. Geçenlerde ormanda sakat bir şahin yavrusu bulmuştuk. Köye getirdik. Bakıyoruz. İyileşti ama daha avlanmasını bilmiyordur. Biraz daha büyüsün, salacağız. Oluşumun adını buldum! Matematik Köyü... Cuk oturdu, çünkü tam bir köy burası. Yapılar taştan. Çamur ve saman karışımı bir bulamaçla sıvanıyor. Hamamların kubbesi de köy camiini andırıyor, bir minaresi eksik. Öte yandan ders yaptığımız mekân sanki kovboy barı.&lt;br /&gt;Vişne reçelinin dibi tutmuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;21 Temmuz Cumartesi:&lt;/strong&gt; Seçimlerde oy kullanmak isteyen öğrencilerin ısrarına dayanamayıp bu hafta sonunu tatil ilan ettim. Otobüs kiraladık, oy kullanmamayı seçenlerle yarın Milli Park'a gideceğiz. Şeftali ve vişne reçeli yaptık. Vişne reçelinin altını yakmışız, yiyemedik. Ama şeftali reçeli çok güzel oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;22 Temmuz Pazar:&lt;/strong&gt; Milli Park bir cennet. Deniz pırıl pırıl. Denizden kıyıyı seyretmesi de müthiş keyifliydi. Parkta bile matematik çalıştık. Akşam Sonat Süer geldi. Dokuz yıl önce birinci sınıfa başlamıştı. O da katılmıştı bu yazokullarına. Çocuktu. Dün gibi. Şimdi hoca oldu! Bu öğrencilerden de çıkacak elbet geleceğin hocaları. Akşam birkaç öğrenciyle Sevan'lara TV'de seçim sonuçlarını seyretmeye gittik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;23 Temmuz Pazartesi:&lt;/strong&gt; Dersler nihayet yeniden başladı. Sasha ve Mehmet Kıral dışında Sonat ve bir öğrenci daha (Melek Kılıç) ders veriyor. Böylece benim yüküm oldukça azaldı. Ama gene de istediğim gibi çalışamıyorum. Çok sıcak ve çok ziyaretçi geliyor. PR geldi. Herkes gibi o da hayran kaldı, özellikle atmosfere. Medyaya dağıtacağımız metni hazırladık. İki-üç işçi tuttuk ufak tefek eksikleri için. Kemeri ve hamamın iç sıvasıyla tuvaletlerini bitirecekler. Hamamın kubbelerini tam bir yarımküre yapamıyorlar ne yazık ki, eğri büğrü oluyor. Olsun, böyle de güzel... Hamamlardan biri bitti gibi, temizliği kaldı. Bu sıcakta nasıl keyfini çıkaracaksak... Bir öğrenci hamama klima önerdi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;25 Temmuz Çarşamba:&lt;/strong&gt; Sabah 9'dan akşam 8'e kadar ders yapıyoruz. Öğle yemeği için bir saat ara veriyoruz sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;26 Temmuz Perşembe:&lt;/strong&gt; İnanılmaz bir şey! Jandarma köyü bastı. Akşamdı. Sonat ders veriyordu. İnşaat ruhsatı sordular. Yok! Başvurusunu bile yapamadık, çünkü 12 aydır fiziken var olan yolumuzu kadastroya kaydetmeye çalışıyoruz. Tam işler bitecekken yasa değişti, AB yasalarına uyum gereği eski koordinatlar artık geçerli değilmiş, bundan böyle uydu koordinatları gerekiyormuş. Bu ölçümleri yapan aygıt da henüz gelmemiş bu yöreye... Ama 50 bin YTL'ye getirtiliyormuş... Aynı ihtiyaçta başkalarını bulabilirsek bedeli paylaşabilirmişiz... Diğer işlemler için de bir o kadar gerekiyor... Köylü nasıl izin alıyor? Ruhsatsız inşaat yaparsam ne olur diye sordum bu işten anlayanlara. 5-10 milyar cezası var dediler. Tamam dedim, öğrencilerin öğrenecekleri yanında 5-10 milyar ne ki! Cezayı kabul edip inşaata başladık. Bu sabah bir gazetenin Ege ekinde çıkan Matematik Köyü haberini ihbar kabul edip icabet etmiş jandarma. Haber yapılmasını biz rica etmiştik. Böylece kendi kendimi ihbar etmiş oldum! Haberin sadece Ege ekinde değil, tüm yurtta yayımlanan nüshasında çıkmasını dilemiştim. Ama şanssızlık bu ya, o gün çok tecavüz haberi varmış, bizim habere yer kalmamış. Sadece Ege ekinde bastılar haberi. Yarım düzine kadardılar ve silahlıydılar. Amma korkutmuşum! Tapu Kadastro Müdürü de vardı. Öğrenciler kahramanca yazokulunu savundular. Yüzbaşı komutanla atıştılar. Birçoğunun başına ilk kez geliyor böyle bir şey. Ders vermek için Milli Eğitim'den izin almadığım da anlaşılmış! Bu konuda da soruşturma açılmış. Daha neler! Ben üniversite hocası değil miyim? Ne izni! İnşaat alanını mühürlediler. Amfiteatrı ve hamamları kullanamayacağız. Oysa buna yetkilerinin olmaması lazım. Sorup soruşturmuştum inşaata başlamadan önce. Öğrencilerin fotoğraf çekmesini yasakladılar. Nedenini sorduk. Bu bir baskınmış ve baskında fotoğraf çekmek yasakmış... Tutanak tuttular. İmzaladım. Telefon kesik. Arızanın nedenini bilmiyoruz. Kesmiş olabilirler mi? Sanmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;27 Temmuz Cuma:&lt;/strong&gt; Felaket bir gün oldu. Sabah elektrik idaresinden geldiler. Ziirai gerekçeyle aldığımız elektriği meskenlerde kullanıyormuşuz ve bununla yetinmeyip arazi dışındaki çadırlara elektrik vererek yasaları deliyormuşuz... Jandarma ihbar etmiş... Neyse ki elektriği kesmediler. Birkaç gün içinde abonelik koşullarını değiştirmemiz gerekiyor. Akşama daha beteri oldu. Gene geldi jandarma. Dersteydim. Dersimi bölmemek için bir süre beklemişler sağolsunlar. Selçuk Cumhuriyet Savcısı'nın emriyle pazartesi sabahı saat 8'de meskenleri mühürleyeceklermiş, dolayısıyla evlerden çıkmamız gerekiyormuş! Hiç beklemiyordum bunu. Mevzuat böyle değil ki... Olsa olsa inşaatı durdurup ceza kesebilirler, onu da savcılık değil İl Özel İdaresi yapabilir. Bana böyle söylenmişti. Tek ruhsatsız ev burda mı var? Hepsini mi mühürlüyorlar? Ne yapacağız çoluk çocuk? Öğrenciler gene jandarmaya itiraz ettiler. Yapmayın etmeyin demenin faydası olmayacağını biliyorum ama gençlik işte, başkaldırıyor, işe yaramasa bile. Önce Vakıf'ta ya da Bilgi Üniversitesi'nde devam ederiz yazokuluna diye düşündüm ama sonra köyü terk etmenin mağlubiyeti kabul etmek demek olacağını idrak edip, ormanda çadır kurup kuramayacağımızı sordum komutana. Kurabilirmişiz. Öğrencilere dönüp, -Arkadaşlar, dedim, pes etmece yok! Çadır kurarız, dersleri açık havada yaparız ama yazokuluna ve matematiğe devam... Kabul mü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınır tanımaz matematikçiler Anında kabul ettiler, üstelik sevinç çığlıklarıyla. Sınır tanımaz matematikçiler diyorum onlara. Öğrencilerin kimlik bildirimlerini jandarmaya zamanında vermedim diye 100 lira ceza kestiler... Aklıma gelmedi değil, hatta talimat da verdim bunun için. Hiç zamanımız olmadı ki. 100 lira ne ki? Ama burada beni yaralayan davranış biçimi. Uyarsalar, 24 saat içinde kimlik bildiriminde bulunun deseler, biraz daha yakınlık gösterseler olmaz mı? Bu kadar iyi, güzel ve doğru bir işe biraz anlayış gösterilemez mi? Buraları yıkılacakmış... Öyle dedi komutan. Gece yemekten sonra ortak mekânın önünde toplandık. Ruhumuz çökmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haksızlığı sineye çekmek kolay olmuyor, hele genç yaşta. Bu kadar güzel bir ortam gerekçe ne olursa olsun bozulabilir mi? Bundan daha büyük bir günah olabilir mi? Gece bir-iki şişe Şirince şarabı açtık keyiflenelim diye. Şarkılar, türküler söyledik. Birden hepimizi bir neşe sardı. Gece yarısına doğru kahkahalar ayyuka çıktı. Öğrencilerden Ali İlik gecenin en büyük numarasını yaptı. Ders veren herkesin taklidini yaptı. Müthişti. Güle güle yerlere yattık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;28 Temmuz Cumartesi:&lt;/strong&gt; Ders saat 9.30'da başladı. Hiç hoşuma gitmedi bu yarım saatlik gecikme. Söylendim. Bu gibi durumlarda disipline özellikle dikkat etmeliyiz. Dersten sonra Sevan'la ruhsat işimizi yürüten arkadaşa gittik. Olan bitene çok şaşırdı. Savcının böyle bir yetkisinin olduğunu sanmadığını söyledi. Nitekim içinde yaşanan meskenlere mühür vurmak bir infazdır ve infaz için de mantıken mahkeme kararı gerekir. Sorduk soruşturduk, gerçekten de öyleymiş. Keyfi bir uygulamayla karşı karşıyayız. Ama karşımızda silahlı jandarmalar var, kime ne laf anlatacağız? Sonra Sevan'la jandarmaya gittik. Nuh diyorlar peygamber demiyorlar. Pazartesi her yeri mühürleyeceklermiş. Zamanlamayı da öyle seçtiler ki... Cuma akşamı saat 5'te gelip pazartesi sabahı saat 8'de mühürleyeceklerini söylediler. Hafta sonu her yer kapalıdır, hakkımızı arayamayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köylüler bizi alkışlıyor Akşam, Star TV'nin Matematik Köyü'nün açılışını anahaberde vereceğini duyduk. Hepimiz Şirince'deki Çınaraltı kahvesine gittik kendimizi seyretmeye. Bizim köyde televizyon yok. Ekrana çıktığımızda kahvede bir alkış koptu. Sadece biz değil, köylüler de alkışlıyorlardı. Haber bittiğinde aldığımız alkış daha da şiddetliydi. Bir iki gün içinde kapanış haberi çıkar! Gece, yemekten sonra bir toplantı yaptık. Disiplin üzerinde durdum. Son birkaç gündür yaşadıklarımızdan hareketle 'iyi insan' ve 'emir kulu' kavramları üzerinde tartıştık biraz. Sonra yarın yapılması gereken işleri belirledik. Sahanın düzlenmesi, yeni çadırların kurulması, elektrik, su, banyo, tuvalet, telefon, mutfak sorunu... İş bölümü yaptık, sorumluları seçtik. Yarın ders yapmayacağız. Herkes çalışacak. Bir de bu gibi zor durumlarda insanların sinirlerinin bozulduğunu, birbirine düştüğünü söyleyip herkesi uyardım. Kardeşlik bağı oluştu aramızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;29 Temmuz Pazar:&lt;/strong&gt; Sabah kahvaltıdan sonra hemen çalışmaya koyulduk. Çadır kurmak için ormanı düzledik. En müsait yer, çöp ve at mezarlığı olarak kullanılan ağaçsız bir bölgeydi. Koca bir traktör dolusu çöp attık. Kemikleri üst üste yığdık. Etkileyici bir heykel çıktı ortaya. Ders yapabileceğimiz oldukça geniş bir başka alanı da düzledik. Kız erkek herkes çalıştı. Kan ter içinde kaldık. Sonra kütüphaneyi, mutfağı, yatakları taşıdık. Odalarda hiçbir şey bırakmamamız lazım. Yarından sonra odalara giremeyeceğiz. Korkan ya da ailesinden baskı gören birkaç öğrenci yazokulunu terk etti. Çok üzüldüm. Avukatım tatilini kesip geldi. Ve böylece bu saçmasapan bürokratik iş yüzünden bütün gün matematik yapamadık. Bu gençlerin bugünü bir daha geri gelmez ki... Gitti gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ders gün doğmadan başlıyor Matematik Köyü haberini duyanların akınına uğradık. Yarın kapanacağımızı söylediğimde çok üzülüyorlar. Bu gece herkesin çadırlarda kalmasını önerdim. Alışalım, eksiklerimizi anlayalım. İlk defa çadırda kalacaklar var. Yorgunluktan ölüyoruz. Yarın sabah saat 6'da kalkıp derslere başlayacağız. Artık açık havada ders yapacağımızdan, güneş yakmaya başlamadan matematik yapma kararı aldık. Tam bir komün hayatı ve dayanışması. Emre Alkan geldi. Yarın analitik sayılar kuramı derslerine başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;30 Temmuz Pazartesi:&lt;/strong&gt; Erkenden derslere başladık. Şahin yavrusu meraklı gözlerle bizi izliyor. İyileşti ama salmak için büyümesini bekliyoruz, şimdilik avlanamaz. Bize de çok alıştı. Yemek saati oldu, jandarma gelmedi. Allah Allah... Oysa sabah 8'de geleceklerdi. Avukatımızdan olumlu haberler geliyor. Gelmeyeceklerini sandık. Öğrenciler söylendiler. Hem söz veriyorlar, hem de gelmiyorlar... Yaptığımız o kadar iş boşa mı gidecek? Çok komikler. Öğleden sonra elektrik işi için Selçuk'a giderken jandarmanın bir saat içinde mekânı mühürleyeceği haberini aldım. Ruhsatsız inşaattan mühürleyemeyeceklerini anlamışlar, izinsiz eğitimden mühürleyeceklermiş... Elektrik idaresinden sonra savcıyla görüşmeye gittik. Kaçak eğitim veriyormuşum... Bir eğitim kurumu kurulmuş, izni yokmuş... Eğitim kurumu yok ki izin alalım. Kimseden para almıyoruz, kayıt yok, diploma ya da sertifika verilmiyor, sınav yok, not yok. Sadece Nesin Vakfı'nın mekânını kullanıyoruz. Yemeği, temizliği, bulaşığı ortaklaşa yapıyoruz. İnşaatta bile çalışıyor herkes. Böyle eğitim kurumu mu olurmuş? Üstelik bu yazokulu TÜBİTAK destekli ve dolayısıyla onaylı. TMD, İstanbul Bilgi Üniversitesi de cabası... İzin gerekmediği gibi, izin gerekse bile daha ne izni gerekiyor? Çaresizlik içinde kıvranırken savcıya "İzne ihtiyaç olmaması gerek, ben Ali Nesin'im, üniversite hocasıyım" diyorum, "Adınızı duymuştum bir yerlerden... N'apalım yani!" diyor. Ses tonu bayağı yükseldi. Daha fazla konuşmanın anlamı yok. Ayrılırken el sıkışmadık. Köye geldim. Jandarmalar gelmişler. Sadece ders yaptığımız ortak mekânı mühürlediler. Bir-iki gün sonra gelip yattığımız yerleri de mühürleyeceklermiş, emir zamanında ulaşmamış... Jandarmalar oradayken ziyaretçiler geliyor köyün açılışını kutlamak için... Çok üzülüyorlar kapanmak üzere olduğunu anlayınca. Onları teskin etmeye çalışıyorum. Akşam ders yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;31 Temmuz Salı:&lt;/strong&gt; Gene saat 6'da kalktık. Yazokulunun kapandığı haberi yayılmış, TV'ler, radyolar, gazeteler, dostlar, telefon eden edene. Yetişemiyorum. Elektriğimiz kaçakmış... Valilik öyle demiş. Oysa değil. Bizim kendi elektriğimiz. Sadece sulama amaçlı aldığımızın farkında değilmişim. Nereden bileyim elektriğin sulamalısının olduğunu... Adam gibi söyleyemezler miydi? İl Özel İdare'den geldiler. İşte yapılması gereken buydu. Ölçtüler biçtiler, inşaatın durdurulduğuna dair bir mühür vurdular ve gittiler. Yakında Milli Eğitim'den de müfettişler gelecekmiş... Hoş gelirler. Bir de Orman Bakanlığı'ndan geleceklermiş. Ormanda çadır kurduk ya... O da yasakmış. Galiba bizi denize dökmeye niyetli bunlar. PR'a gerek kalmadı. Tüm gazetelerdeyiz. Ümraniye kahvelerinde, "İnşaat kaçak, eğitim kaçak, elektrik kaçak, hocaları da kaçık" diyorlarmış... Moralleri ayakta tutmak için yarını tatil ilan ettim. Gene Milli Park'a denize gideceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ormandan da çıkın emri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1 Ağustos Çarşamba:&lt;/strong&gt; Milli Park'tayız. Biz yoldayken telefon geldi. Orman Bakanlığı'ndan müfettişler gelmiş. Ormanda çadır kurduğumuzu tespit etmişler... Milliyet'te 'Orman bizim oldu' diye demecim yayımlanmış, hakarete uğramış saymışlar kendilerini... Orman bizim oldu dediysek, arka cebimize koyup evimize götürdük demedik ya... Orman orada duruyor, üstelik eskisiden çok daha temiz ve sağlıklı. Ormana çadır kurmanın cezası altı ay bir yılmış. Ama Milli Park'ta gençlerle o kadar mutluyum ki hiçbir şey umrumda değil. Mutluluğun doruk noktasına ulaştığı anlardan birinde, yoksa ben öldüm de cennete mi geldim diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2 Ağustos Çarşamba: &lt;/strong&gt;Yeni çıkacak derginin provaları geldi İstanbul'dan. Akşam, yemekten sonra öğrencilerle tashihleri yaparız. Saat 17 sularında, yerel tabirle Ormaniye'den geldiler. Jandarma eşliğinde. 24 saat içinde çadırlardan çıkmamız istendi. Biz o ormanı adam ettik, çöplüktü, at mezarıydı, pırıl pırıl yaptık, gerçekten ormana benzettik. Bunu da biliyorlar. Üstelik jandarmaya ormana çadır kurup kuramayacağımızı sormuştuk, izin almıştık. Çadırlarda kalmasak ama çadırları yerinden oynatmasak... Olmazmış. 24 saat içinde pılımızı pırtımızı toplamamız gerekiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah korusun salgın çıkar! Ardından jandarma yüzbaşısı, evlerde kalınamayacağını, dolayısıyla bu arazinin bu kadar kişiyi barındırmak için sağlığa uygun olmadığını, Allah korusun bir salgının çıkabileceğini söyleyip Pamucak'a gitmemizi önerdi. Oysa Şirince'de çeşmeler kupkuru, bir damla su yok, asıl salgın tehlikesi orada var, burada değil. Burada suyumuz gürül gürül akıyor ve akacak da, eğer elektriğimizi kesmezlerse. Hepsi bahane tabii. Gözdağı vermek, moralimizi bozmak, yazokulunu dağıtmak istiyorlar. Sürekli taciz. Ayrıca inşaatın durdurulması neden evlerde kalmamıza engelmiş ki? Bu mantıkla Türkiye'nin yarısı evsiz kaldı demektir! Bu düşmanca tavrı anlamakta zorluk çekiyoruz. Siyaset yapmıyoruz, ekonomiyle, toplum düzeniyle ilgili bir etkinliğimiz yok. Yalnızca çoluk çocuk matematik yapıyoruz... Şimdi Mehmet Kıral analitik sayılar kuramı yapıyor. Birazdan bir yüksek lisans öğrencisi sonlu elemanlar tarafından gerilmiş abelyen grupların sınırlandırılmasını anlatacak. Bizden ne istiyorlar? Biliyorum, bu saçmalıklar sona erecek, unutulacak hatta ve geriye Matematik Köyü'nün ihtişamı kalacak. Ama gene de rahatsız oluyorum. Yeryüzünde daha önce olmayan, olmuşsa da gerçekleşmemiş bir düşünce Matematik Köyü. Ne yazık ki herkesin çapı müsait değil bunu görmeye. Öğrenciler çadırları sökeceğimiz için çok üzüldüler. Çok çalışmışlardı, kan ter içinde kalmışlardı. Başkaldırıyorlar duruma. Biz düşman mıyız? Niye görmüyorlar kimseye zarar vermeden matematik yaptığımızı, sadece vatana millete değil, dünyaya da yararlı bir iş yapmaya çalıştığımızı? Evet... Bu kadarı da biraz fazla. Bir şeyler yapmalıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3 Ağustos Perşembe:&lt;/strong&gt; Öğrencilerden çadırları sökmelerini isteyemedim. Cesaret edemedim. Çok üzüleceklerdi. Ormaniye'den gelselerdi bugün git yarın gel diyecektim ama gelmediler. Ali İlik bir ders verdi akşamüzeri. e'nin kesirli sayı olamayacağını gösterdi. Kırdı geçirdi hepimizi. Müthiş bir komedyen, tam bir stand up, one man show... Meğer mahsus güldürmüyormuş, hiç öyle bir niyeti yokmuş. Heyecandan doğal komikliği ortaya çıkmış! Yazokuluna tam hız devam ediyoruz. Hiçbir güç bizi matematikten alıkoyamaz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1176972422071533783?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1176972422071533783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1176972422071533783' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1176972422071533783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1176972422071533783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/08/blog-post_02.html' title='Kur bir matematik köyü gör başına neler gelir!'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/Rrh4nP4XIbI/AAAAAAAAADw/hCuZUKYEIz0/s72-c/okul.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4243008862514535823</id><published>2007-07-23T11:33:00.004+03:00</published><updated>2007-08-04T00:44:50.402+03:00</updated><title type='text'>AS Livorno, Diyarbakırspor'u kardeş takım ilan etti</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RrOhxv4XIZI/AAAAAAAAADg/I8b36ZkeZmM/s1600-h/dl.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5094593479524688274" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RrOhxv4XIZI/AAAAAAAAADg/I8b36ZkeZmM/s200/dl.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;İtalya Serie A Ligi takımlarından AS Livorno, Diyarbakırspor'u kardeş kulüp ilan etti. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Diyarbakırspor, Serie A Ligi takımlarından AS Livorno'nun resmi internet sitesinde kardeş kulüp olarak gösterildi. Konu ile ilgili açıklamada bulunan Diyarbakırspor Taraftarlar Derneği yönetim kurulu üyesi Bekir Örtücü, Diyarbakırspor'un bunu hakettiğini belirterek, "İtalya'nın ünlü kulübü olan Livorno ile kardeş takım olmak güzel bir olay. Gerek kendi sitemizde gerekse Livorno takımının sitesinde her iki takımıın taraftar resimleri bulunuyor. İlk etapta Livorno taraftarlarının Diyarbakırspor'un maçlarını izlemek için Diyarbakır'a davet edeceğiz" dedi &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Aynı zamanda İtalyan Komünist Partisinin(PCI) de kurulduğu bir liman ve işçi kenti olan Livorno’da AS Livorno takımı, endüstriyel futbola karşı muhalif duruş sergileyen ilerici bir taraftar topluluğu ile de tanınıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;ANF - Fırat Haber Ajansı &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4243008862514535823?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4243008862514535823/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4243008862514535823' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4243008862514535823'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4243008862514535823'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_4112.html' title='AS Livorno, Diyarbakırspor&apos;u kardeş takım ilan etti'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RrOhxv4XIZI/AAAAAAAAADg/I8b36ZkeZmM/s72-c/dl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-4723967705757169803</id><published>2007-07-23T11:33:00.003+03:00</published><updated>2007-08-03T00:29:32.682+03:00</updated><title type='text'>Sanovel şirketi dünyada da kara listenin başında olacak</title><content type='html'>&lt;?xml:namespace prefix = ie /&gt;&lt;ie:download id="marqueedata" style="BEHAVIOR: url(#default#download)"&gt; &lt;div align="left"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;20 milyon üyeli ICEM Genel Sekreteri, hükümetin sendikal haklar konusunda hiçbir şey yapmadığının dışarıda bilinmediğini söyledi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İlaç sektöründe faaliyet gösteren ve günlerdir önünde bir direniş süren Sanovel İlaç Sanayi'ye ziyaretçi yağıyor. Geçen hafta, İstanbul 1. bölgeden bağımsız milletvekili seçilen Ufuk Uras ve TTB Başkanı Gençay Gürsoy 'un ziyaretinin ardından önceki gün de Merkezi Brüksel'de olan ve ilaç sektörünü de kapsayan, dünya çapında, 20 milyon üyeli, International Federation of Chemical, Energy, Mine and General Workers Unions (ICEM)- Uluslararası Kimya, Enerji, Maden ve Genel İşçi Sendikaları Federasyonu - Genel Sekreteri Manfred Warda Türkiye'ye gelerek Petrol-İş'te örgütlendikleri için işten çıkarılan ve 6 Haziran'dan bu yana Silivri'deki Sanovel İlaç Fabrikası önünde direnen 190 Sanovel işçisine önceki gün dayanışma ziyaretinde bulundu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın 'ın da hazır bulunduğu ziyaret sırasında, Sanovel işçilerinin haklı mücadelesini desteklediklerini ve Sanovel işçilerinin mücadelesini uluslararası sendikal hareketin de gündemine taşıyacaklarını söyleyen Warda, " ICEM 125 ülkeden, 400 sendikanın üye olduğu ve toplam 20 milyon işçinin örgütlendiği uluslararası bir federasyondur. Sanovel işvereninin sendikal hakları için mücadele eden işçileri işten çıkarması kabul edilemez. Bizler buraya Brüksel'den 20 milyon işçinin dayanışmasını göstermek ve kardeşçe selamlarını iletmek için özellikle geldik" dedi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;"Sanovel işçileri için Türkiye'de yakalanmış olan duyarlılığı, dayanışmayı, bizim de Brüksel'e döndüğümüzde, tüm dünyaya yayacağımızdan emin olmalısınız. Bu şirket yanlızca Türkiye'de kara listede değil, dünya çapında da kara listenin en başında yer almaya adaydır ve öyle olacaktır " diyen Warda, söz konusu durumun kabul edilebilir olmadığını, böylesine önemli bir fabrikayı inşa etmiş bir şirketin, direnen işçilerine iyi ücret ödemesini beklemelerinin hakkı olduğunu dile getirdi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Kaynak: Cumhuriyet&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/ie:download&gt;&lt;ie:download id="marqueedata" style="BEHAVIOR: url(#default#download)"&gt;&lt;/ie:download&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-4723967705757169803?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/4723967705757169803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=4723967705757169803' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4723967705757169803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/4723967705757169803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_6367.html' title='Sanovel şirketi dünyada da kara listenin başında olacak'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1979697454672379065</id><published>2007-07-23T11:33:00.001+03:00</published><updated>2007-08-01T13:47:29.243+03:00</updated><title type='text'>Ve sen...</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Ve sen&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RqSGYP4XITI/AAAAAAAAACw/2wS7cRaoG2s/s1600-h/beklenti.gif"&gt;&lt;/a&gt;Yaşamın&lt;br /&gt;ve yaşamanın kendisine dair&lt;br /&gt;seni sevdiğim doğrudur,&lt;br /&gt;inkar etmiyorum sevgilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bendeki doğrular&lt;br /&gt;sendeki eğrileri gösteriyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşama biçimim&lt;br /&gt;ve dünya görüşüm&lt;br /&gt;sende ne varsa çürütüyor&lt;br /&gt;ve sen yenilenmekten&lt;br /&gt;ve sen bilenmekten&lt;br /&gt;ve sen yeniden doğmaktan&lt;br /&gt;korkuyorsun sevgilim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korkuların&lt;br /&gt;acıların ve çığlıkların arasında&lt;br /&gt;haykıracak&lt;br /&gt;mutlak isyanı seçeceksin sevgilim&lt;br /&gt;kaderi değil&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;korkuların&lt;br /&gt;acıların ve çığlıkların zincirlerini&lt;br /&gt;KIRACAKSIN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1979697454672379065?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1979697454672379065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1979697454672379065' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1979697454672379065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1979697454672379065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_826.html' title='Ve sen...'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-6075942547411450126</id><published>2007-07-23T11:32:00.011+03:00</published><updated>2007-08-01T02:00:01.916+03:00</updated><title type='text'>Bir Öykü Denemesi - Kayısı Çekirdeği</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;em&gt;(&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir arkadaşımızın hayatın gerçeklerinden esinlenerek yazdığı öykü-denemeyi dostlarımızla paylaşmak istedik, kendisine teşekkür ediyoruz)&lt;/span&gt; &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;KAYISI ÇEKİRDEĞİ&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yüzlerini aydınlatan güneşe “günaydın” diyordu taşlar. Güneş incitmeden uyandırıyordu doğayı. Gece üşüyüp çanaklarının içine toplanan çiçekler, güneşin yaydığı ısıyı içlerine çekerek her bir yandan açılıyorlardı. Tepeler sarıya, maviye, beyaza boyanıyordu. Tarlanın kıyısında doğanın güne uyanmasını bekliyordum. Bir yandan kuşlar bir yandan derenin sesi kulaklarımı oyalarken gözlerim güneşin derin uykusundan uyandırdığı yaşlı ağaca bakmaya başlamıştı. Ellerimi açmış parmaklarımın arasından geçen rüzgârı okşuyordum. Üzerinde sincapların dolaştığı, leyleklerin yuva yaptığı bu yaşlı ağaca babam atını bağlardı. At yanına yaklaşır başını eyer babamda onu kırmaz incitmeden en çok çenesinin altını okşar sonra boynuna sarılır öperdi. Annem hep o ağacın dere kenarına bahçesini yapar, diktiği her çitil büyüdükçe coşkusu artar, her birine ayrı bir isim takardı. Sabahları erkenden onlara koşup diplerindeki otları ayıklarken onlarla konuşur, ufacık bir dalı, yaprağı kopsa kendinden bir parça kaybederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedem bu tarlayı aldığında ortasında öylece duran, sürümde zorluk çıkaracak, tarla kuşlarını başına toplayacak bu ağacı kesmek istemiş ama köylüler izin vermemişler. Bir kaçı onu rüyalarında görmüş kutsal saymışlar. Bunu kutsal sayan insanlar köyde sevilen insanlar olunca herkes inanmış, hiç zarar görmeden korunmuştu. Ancak dedem ölmüştü, biz de buradan şehre taşınıyorduk. Çevresinde iki tur atınca yorulduğum, ortadan kaybolmak için kovuğuna saklandığım ağacı burada bırakıp gidiyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepeden bir ses büyüyüp bütünlüğü bozarak beni çağırmaya başlamıştı. Seslenen ağabeyimdi. Bizi götürecek kamyona tüm eşyalar yüklenmiş gitme zamanı gelmişti. Kaç saattir beni aradıklarını söylüyor, derede ne aradığımı sorup duruyordu. Kocaman eliyle kavradığı kolumu çekiştire çekiştire tepedeki ikinci eve; bizim evimize doğru götürüyordu. Kamyonun önünde sıralanmış kalabalığın bize doğru sabırsı bakışlar attığını görünce kafamı öne eydim. Sinirli ama sesiz bir şekilde bindik kamyona. Ben en küçük kardeş olduğumdan annem ve babamla ön tarafa; şoför kabinine, abim ise arka tarafa; eşyaların olduğu kasaya bindi. Yürümeye başladık. Köyün içinden usulca kopan bir parçaydık. Yolun üstündeki son ev Bilal amcanındı. O da aldığı televizyon denen, ne olduğunu bilmediğim aletin tarak şeklindeki parçasını ( adını sonradan öğreneceğim...) çatıya takıyordu. Yol o kadar uzundu ki uyuyup kalmışım şehre kadar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak dalgalanarak beton yığınlarının arasından süzülüp, açıkta bulduğu her varlıkta istenmeyen bir parçasını bırakıyor, bizse evlerin küçük gölgelerine sığınmış güneşin tepemizden ayrılmasını bekliyorduk. Şehrin varlığımızdan habersiz olduğu bu mahallede şimdi vakit cehennem için işliyordu. Galiba güneş her şeye boyun eğdirerek birazcık huzur istemiş, elde de etmişti. O tatmin olduktan sonra, gölgelerle bir olup sokağa yayıldık. Çığlıklarımız her yana yayılıyor her şeyde boş olan bir kaygı yaratıyordu. Vakit hızlı fakat hissettirmeden geçmeye devam ediyordu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerinden korkup birbirine sığınan sokak boyunca yan yana dizilmiş evlerin pencerelerden silkinen sofralardan düşen ekmek kırıntılarını kapmaya çalışan serçelerin dikkatleri arasından, dökülen sıvasıyla ilgiyi çeken ( babamın Kara çeşmedeki bağı satarak aldığı) evden abim jöleli saçlarını düzelterek dışarı çıktı. İsimlerini izledikleri filmlerden alan çetelerin birine takılıyormuş. Gündüzleri çocukların oynadığı sokaklar geceleri onlara kalıyor onlarda lambasız karanlık sokaklardaki korkuyu biraz daha derinleştiriyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirli yaşıtlarımın bulunduğumuz ortamdaki davranışlarına bir anlam veremediğimden onlara yakınlık duyamamıştım. Benim gibi köyden yeni gelmiş kıvırcık saçlı esmer Hasanla dolaşıyordum. Ama o da gittikçe diğer çocuklara benzemeye başlamıştı. Oynadıkları tüm oyunları pazarlık haline getiren, bakkal bağımlısı, sevimliliklerini kaybetmiş çocuklar. Kokusundan zorlukla nefes aldığımız ziftin üzerine çizgiler çizerek eğlenmeye çalışıyorduk. Görüyordum ki Hasan artık benimle oynamaktan sıkılıyor, gözleri hep birbirini üten diğer çocuklara kayıyordu. Sokak gittikçe daralıyordu. Yıkılacak binaların altında kalacağımı bile bile öylece durup yere gömülmeyi bekliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evdeki televizyon denen alete de bir türlü alışamamıştım. Duyduğuma göre bu aleti köyde almayan kalmamış. Hep aynı çizgi filimler oynuyordu; küçük bir fare yiyecekleri koruyan kediden yiyecekleri çalıyor sonra geçip sevimlilik yapıyordu. Sonunda kazanan hep hırsız fare oluyordu. Aradaki reklâmlarda da bize hayatımızla alakasız şeyleri satmak için elerinden gelen her şirinliği yapıyorlardı. Büyüklerin izlediği filmlerde aynı biri yolunu bulup bir şekilde zengin oluyor. Sıkılıyorum hem de her şeyden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda annem ile babam durmadan tartışmaya başlamışlardı. Böyle zamanlarda büyük bir ürküntüyle koşup kendimi banyoya kilitliyordum. Annem herkesin karısına çamaşır makinesi aldığını kendisinin hala elbiseleri soğuk suda duruladığını, babamsa iki senedir aynı ceketi giydiğini söyleyip duruyordu. Bu gürültü ciğerleri yoruluncaya kadar devam ederdi. Bense çoğu zaman yıkanmak için kullanılan kürsüde kendimden geçerdim annem gelip kapıyı tekmeleyince uyanıp kapıyı açar onun yüzüne bakmadan gidip benim için serilen yatakta yorganı sıkıca kendime sarardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamüstüydü. Şehrin üzerinde fabrika bacalarının bıraktığı sis tabakası batmakta olan güneşin dik ışınlarıyla ortaya çıkıyor şehri kara bir peçe gibi örtüyordu. Ayakkabılarımı çıkarıp ayağımda terle tabakalaşan çamuru yıkamak için lavaboya gittim. Tam elimi yüzümü kuruluyordum ki aniden annemin karşımda durmuş tebessüm ettiğini fark ettim. Şaşırdım. Babam işten erken dönmüş beni oturduğu divana, yanına çağırıyordu. Başımı okşayıp yanaklarımı sıkıyor, bana gülümsüyordu. Birden salonda görmeden yanından geçtiğim o şeyi gördüm. Bir çamaşır makinesi. Gözlerimi babama çevirdim. Onun da üzerinde önceden fark edemediğim yeni bir ceket duruyordu. Babam eliyle odanın köşesindeki bisikleti işaret etti. İçimi mutluluktan çok bir ürperti kaplamıştı. Babama döndüm, gülümsemesini devam ettirerek konuşmaya başladı '' vay be! Bizim yaşlı meşeden elli ton odun çıkacağını kim tahmin ederdi?'' beynimdeki uğultu o kadar şiddetliydi ki daha fazla ayakta duramadım. Bayılmıştım. Uyandığımı fark ettiklerini görünce yorganı iyice başıma çektim. İki gün boyunca yataktan çıkmamıştım. Kimsenin evde olmadığı bir anda içinde sıkıldığım yataktan dışarıya fırladım. Gözlerim her yerde Hasan’ı arıyordu ama Hasan çoktan o çocuklara katılmıştı bile. Sokakta tek başına oynamaktan sıkıldıktan sonra içeriye girip televizyon seyretmeye başladım. O çizgi filmleri o reklâmları izliyordum…&lt;br /&gt;Sabah saat dokuz civarları çocuklar sokağa dökülmeye başlamıştı. Dışarıya çıktım, kirli havadan derin bir nefes çektikten sonra Hasan’a baktım köşede oturmuş elindeki taşlarla oynuyordu. Ona gülümsedim o da bana ''şekerine taş çatmaca oynayalım mı?'' dedi. Ayağa kalktı. Taşını uzak bir duvarın dibine attı. Attığım taşla vurdum onu. O da bana bakkaldan bir şeker aldı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memo&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-6075942547411450126?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/6075942547411450126/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=6075942547411450126' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6075942547411450126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/6075942547411450126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_9712.html' title='Bir Öykü Denemesi - Kayısı Çekirdeği'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8204905572899028950</id><published>2007-07-23T11:32:00.009+03:00</published><updated>2007-07-31T01:43:54.718+03:00</updated><title type='text'>Gürsoy ve Uras’tan direnişteki Sanovel işçilerine ziyaret</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RqvBnv4XIVI/AAAAAAAAADA/pClqnzJJWiI/s1600-h/sanovel-2007-07-27.jpg"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5092376692284399954" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RqvBnv4XIVI/AAAAAAAAADA/pClqnzJJWiI/s200/sanovel-2007-07-27.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;İnsanca yaşayacak bir ücret ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle Petrol-İş Sendikası’nda örgütlendikleri için işten çıkarılan ve iki aydır fabrika önünde direnişlerini sürdüren Silivri’deki Sanovel İlaç Sanayi işçileri Türk Tabipleri Birliği Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy, İstanbul Bağımsız Milletvekili M. Ufuk Uras ve Türk Tabipleri Birliği Silivri temsilcileri tarafından bugün ziyaret edildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın ve Petrol-İş Trakya Şube yöneticilerinin de hazır bulunduğu destek ziyaretinde konuşan Gürsoy Sanovel İlaç işverenini uzlaşmaya çağırarak şöyle konuştu: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;“Sevgili milletvekilimizle birlikte önümüzdeki günlerde bu fabrikanın yöneticileriyle birlikte bir görüşme yapma konusunda niyetimizi ifade ettik. Bu niyet olumlu karşılanırsa, bizim taleplerimiz doğrultusunda bir uzlaşma, sizleri tatmin edecek doğrultuda bir uzlaşma olanağı ortaya çıkarsa, bunu değerlendirmeye çalışacağız. Ama çıkmadığı taktirde bilin ki biz de hekimler olarak üretimden gelen, mesleğimizden gelen gücümüzü sonuna kadar sizler için kullanacağız." &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;Türk Tabipler Birliği adına Türkiye’deki 110 bin doktoru temsil eden meslek örgütü adına Petrol-İş’i, Sanovel işçilerini selamlayan Gürsoy, “Hepinize sevgiler sunuyorum. Dayanışmanızda yanınızda olduğunuzu ilan ediyorum. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz 20-30 yıl içinde birçok meslekte olduğu gibi hekimlik mesleğinde de büyük bir dönüşüm yaşandı” diyerek şöyle konuştu:. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;“Artık hekimlik eskiden zannedildiği gibi elit bir üst sınıf mesleği değil, özellikle genç hekimler adım adım proleterleşiyorlar, adım adım işçi sınıfına yaklaşıyorlar. Örgütsel mücadeleleri de yaklaşıyor. Bugün Türk Tabipleri Birliğinin temsil ettiği siyasi görüş sizlerle aynı paraleldedir. Artık patronların değil, elit hekimlerin değil, muayenehaneci hekimlerin değil, sizlerin, çalışanların emeği ile yaşayanların yanında yer alıyor bütün hekim örgütleri. Türkiye’de ve dünyanın her tarafında sendikal örgütlenmeye karşı sermayenin mücadelesi gelişiyor. Çünkü neo-liberal sistem sendikal mücadeleyi bile hazmedemeyecek kadar vahşileşmiş durumda. O yüzden dayanışma aramızdaki ufak tefek fikir ayrılıklarını bir yana bırakıp, bu güçlü düşmana karşı mücadele etmek hepimizin görevidir. Hekimlerin de işçilerin de…” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;Uras: Parlamentoda Sanovel işçilerinin sesi olmaya çalışacağız &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;İstanbul Bağımsız Milletvekili M. Ufuk Uras da yaptığı konuşmada, şunları söyledi: “Biz buraya sizlerle dayanışma için geldik ama kuru bir dayanışma olmayacak. Dün mazbatamızı aldık, muhtemelen Cumartesi günü Meclis’te yemin edeceğiz, Meclis’te yemin etmeden önce burada Sanovel işçilerini Petrol - İş üyelerine, emekçilerine ilk sözü burada vermek benim için bir onur. İnanınız ki Parlamento’da sendikanız Petrol-İş’in ve Sanovel işçilerinin sesi, soluğu olmaya çalışacağız. Bizim için sizleri kurda kuşa yem etmemek son derece önemli. Çünkü bir ülkede demokrasinin olduğunun en büyük kanıtı sendikanın olup olmamasıdır, sendikalaşma özgürlüğü yoksa orada demokrasi yoktur. Herhangi bir yerde sendika yoksa orada insanlık yoktur. Bu yüzden ne yapıp edip sendikal mücadelemizin önündeki engelleri sendikalı olmak, yani insan onuruna uygun yaşamak isteyenlere fatura ödetmek isteyen işverenlere karşı, kararlılıkla mücadele edeceğiz.” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;Uras, işveren ile diyaloga geçeceklerini ve kendisine Sanovel işçilerinin insanca yaşamak istediklerini, sendikalı olarak yaşamak istediklerini bildireceklerini söyleyerek şöyle konuştu: “Bu ülkede fedakarlık yapılacaksa herkes yapmalı. Fedakarlık, ne demek arkadaşlar, kardan feda etmek demek. Birazcık kardan fedakarlık edecekler ki insanlar insanca yaşasınlar. Bu dayanışmayı, mücadeleyi geliştireceğiz. Parlamentoda da işçi sınıfının örgütlü mücadelesinin sesi soluğu olacağız, burada bu sözü veriyorum.” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın da yaptığı konuşmada, “İşveren inatla sendikayı tanımamaya, onların örgütlü bir biçimde tavır alışlarına karşı tavrını sürdürmektedir. Onlar bu kapıdan Petrol-İş Sendikasını sokmamanın mücadelesini verirken işçiler de ne yapıp edip bu kapıdan Petrol-İş’in girmesine çalışıyorlar, Petrol-İş’in bayrağını göndere çekmek için inatla mücadelelerini sürdürüyorlar." &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;Türk-İş İstanbul 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak da yaptığı konuşmada, “Değerli dostlar, değerli Sanovel işçileri, direnişinizin 52 günü sadece Silivri’de değil, sadece Trakya’da değil, İstanbul’da değil, Türkiye geneline yayıldı. Sizleri bir kere daha kutluyoruz. Umuyor ve inanıyoruz ki mücadeleniz başarıyla sonuçlanacaktır” dedi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:130%;"&gt;Türkiye’nin ilaç sektöründe ilk 10 firması arasında yer alan Sanovel ilaç işverenine karşı 190 Petrol-İş üyesi fabrika önünde 6 Haziran tarihinden bu yana direnişlerini sürdürüyorlar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaynak: Petrol İş&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8204905572899028950?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8204905572899028950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8204905572899028950' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8204905572899028950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8204905572899028950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_7115.html' title='Gürsoy ve Uras’tan direnişteki Sanovel işçilerine ziyaret'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_IiHcZLt7O50/RqvBnv4XIVI/AAAAAAAAADA/pClqnzJJWiI/s72-c/sanovel-2007-07-27.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-8488728760392077946</id><published>2007-07-23T11:32:00.007+03:00</published><updated>2007-07-26T12:57:24.172+03:00</updated><title type='text'>Esenyurt-Göle Hattı</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;NECMİ AGA&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Esenyurt'un Akp'li belediye başkanı Necmi Kadıoğlu Göle ilçemize ilk önce 1 kilometrelik anacaddenin üst yapısını yaptırma sözü verdi. 600.000 ytl bedel biçilen anacaddenin yapımı mega inşaat tarafından yapılmaya başladı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;İlçenin adliye lojmanlarından tarım müdürlüğüne kadar olan kısmını yapmak üzere çalışmalar başlatıldı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Festival gününe açılışı yapılmak üzere anacadde ile aile parkı yapıldı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ancak taahhüt edilen yol ile yapımı bitirilen yol bana biraz kısa geldi. Ölçmeye kalkarsanız yapılan yolun 1 km olmadığını 600 m civarında kaldığını görürsünüz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Öncelikle yapılan yolun Esenyurt belediyesi imkanlarıyla yani kamu imkanlarıyla yapıldığının altını çizmek gerekir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Kardeş belediye Esenyurt'ta 15 bin kişiden fazla Göle'li yaşıyor... Tüm bu çalışmaların siyasi yatırım amacı taşımadığını düşünmek saflık olur. Benim kafamı karıştıran birkaç konu şunlar; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Tüm bu yardım amaçlı çalışmalar Esenyurt belediyesi başkanı ve meclis üyelerinin aldığı kararla Göle ilçesinin altyapısına katkı olması için yapıldı da neden sadece belediye başkanı Necmi Kadıoğlu'nun adına maloldu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Sayın Kadıoğlu bu parayı kendi cebinden mi çıkartıp veriyor? Göle belediyesi yaklaşık 2 km'lik anacaddenin adını "Necmi Kadıoğlu bulvarı" yaparken bunu ilçe halkına sordu mu? 600 bin liralık bir yatırım kamunun cebinden çıkarken bir siyasiye maletmek, prim vermek, prim almak amacı taşımıyor mu? Bu; halkın parasıyla halkı kandırmak değilmidir? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Kardeş belediye dayanışması her yerde varken ve altyapı çalışmalarını pekçok belediye hibe kredilerle projelendirebilirken, iktidar Göle belediyesine tek kuruş göndermediği halde tüm bu şaşalar çok abartılı değil mi? Sayın başkan festival günü neye küstü de aynı gece apar topar araçlarını yükledi ertesi gün ekibini çekti... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Taahhüt ettiği eski Ardahan yolu (50 metre) neden yapılmadı? Ağalığa karşı olan bir halk hizmetkarı ertesi günlerde Göle'de bulunan yaklaşık 300 poşet gıda yardımını neden Çatak köyüne göndertme kararı aldı da objektiflerimize yakalandı? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;"Göle'de propaganda çalışmaları tamam. Şimdi küstüğümü kimse anlamasın; kol kırılır yen içinde kalır" diye düşünen Kadıoğlu, çok açık belli etti ki bir şeylere fena sinirlenmiş. Festival ağalığına da girmedi. Sanatçı Aydın Aydın'ı kendileri getirttiği halde parasını festival komitesine ödetti. Tam 10 bin lira... Sözler tutulmadı Kadıoğlu tutulmadı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Alanlara çıkıp verdiğiniz sözleri tuttuğunuzu düşünen Göle halkı ne yazık ki Akp'nin tüm ülkede kamu imkanlarını kullanarak seçim yatırımı yaptığınızı hissedemedi... Verilen sözler harfi harfine yerine getirilmeli. Ödediğiniz paraların Esenyurt belediyesinin yani kamu kurumunun kasasından çıktığını açıklamanız daha onurlu bir davranıştır. Siz açıklamıyorsanız ben açıklıyorum. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Ödenen tüm paralar ve Göle'ye yapılan yardımlar Kadıoğlu'nın cebinden çıkmıyor. 1 km yol yapılmadı taahhüt edilen yol eksiktir. "Necmi Kadıoğlu Bulvarı" adına itirazımız var. Belki "Esenyurt Caddesi" olabilir...Sırrı Atalay,Doğan Araslı,Aşık Şenlik adlarını taşıyan sokaklar,caddeler sizi rahatsız ederken orada isimleri siz kaldırırken bizim de sizin adınızı asmamız doğru değil... Bu çok abartılı oldu sayın Kadıoğlu... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Göle halkı hizmet görmemiştir bundan dolayı duygusaldır. Bu kadarına şükreder benim halkım bilirim. Yine bilirim ki bu yardımların çok fazlasını günü gelince onlardan isteyeceksiniz de farkında bile olmayacak halkım...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Belki Esenyurt belediyesi bu hizmeti bize getirdi ama öte yandan Akp iktidarı Göle belediyesine hiç yardım etmedi. Ödeştik Kadıoğlu... İktidarınızın bize borcunun bir kısmını ödediniz... Verdiğinizi vermediklerinize sayın... Demiştiniz ya;ben halkın hizmetkarıyım, ağalığa karşıyım, bana ağa demeyin... Biliyormusunuz Kadıoğlu halkın hizmetkarı olanlar yaptıkları hizmetleri gösteriş için kullanmazlar. Asıl ağalık budur !&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Erdal Durak &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://www.goleden.gen.tr/"&gt;http://www.goleden.gen.tr/&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-8488728760392077946?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/8488728760392077946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=8488728760392077946' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8488728760392077946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/8488728760392077946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_9834.html' title='Esenyurt-Göle Hattı'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-1119365805911983674</id><published>2007-07-23T11:32:00.005+03:00</published><updated>2007-07-31T01:44:54.251+03:00</updated><title type='text'>Neyi nasıl seçeriz, seçimlerimizi kim belirler?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:130%;"&gt;Neyi nasıl seçeriz, seçimlerimizi kim belirler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu yapan özgür irademiz midir, ya da bize dayatılanlar gerçekten seçenek midir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde ülkenin gündeminde seçimler var. Sandıklara gidilecek, siyasi irademizle oylarımızı kullanacağız ama önümüzdeki seçenekler belli. Sistemin yarattığı partilere sistemin yarattığı insanlar oylarını verecek. Kazanan hangisi olursa olsun kaybeden sistem olmayacak çünkü hangisi gelirse geldin kendi varlığını bozmayacak belki uzaktan bakınca farklı gözükecekler. Ama temelinde aynı şekilde politika yürütecekler. Bazı politikacılar farklı davranıp bizi yanıltabilirler. Onlar da bir şekilde düzenin suyuna çekilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayata geldiğimiz andan itibaren bir seçim zorunluluğu vardır. İnsan kendince iyiliği arar, doğruyu bulmaya çalışır, en temel algılarımız bile küçük yaştan itibaren seçimle belli olur. Deneriz, sınarız, yanılırsak bir daha yapmayız, öğreniriz. Ki bunu bir daha yaparsak yine canımız yanar. İkincisi hata olur. Büyüdükçe, okula gidip eğitim aldıkça, evde başlayan eğitimle seçimler artık bizim kendi kararımız olmaktan çıkar. Birileri önceden belirlemiştir. Doğruyu ve yanlışı kendi başımıza seçemeyiz. Deneysel seçim kalkmıştır. Şimdi toplu benlik seçimi vardır. Ya da şöyle diyebiliriz: sistemin belirlediği seçimler vardır. Sen birey olarak bu seçilmiş seçimlerin içinde uyum sağladığına yöneltilirsin. Bu senin seçimin değildir. Yine birileri sana “bu uygundur” der, uyarsın ve seni bunu seçtiğine ikna ederler. Sana uygun olanı senden bağımsız önüne koyarlar. Bunu doğal algılarsın çünkü böyle eğitilmişsindir. Bunların dışına çıkarsan hiçbir seçime ayak uyduramasın. Okul seni dışlar, aile seni dışlar, toplum seni dışlar. Toplum dışı olursun. Bundan sonraki seçimler sana kalmıştır. Sistemin kendince sahiplendiği iyi yanlar sende yoktur. Kötüler içinde seçme ‘hakkına’ sahipsindir. İnsanca iyi olan şeylere sahip çıkmışlardır. Sistem ve iktidar ona sahip çıkmış, kendince şekillendirmiş ve sonra seçim olarak sunmuştur. Okulunu kendin seçemezsin, işini kendin seçtin sanırsın, eşini-dostunu, dünya görüşünü, giyimini, her türlü zevki kendin seçtin sanırsın ama bu bir yanılgıdır. Bu, önüne konan toplum ahlakının (ki din ve ekonomik koşullar belirleyicidir) sana seçme şansını ancak bu kadar tanırlar. Bütün bu seçenekler hakkında tartışılabilir, fikir yürütülebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün gündemimizde siyasi seçimimiz var. Seçilen partilere bir bakalım.&lt;br /&gt;Birbirinden pek farkları yok; CHP, AKP, MHP ve diğerleri. Sonuçta sistemin var ettiği, sistemle beslenen partiler. Kendilerine sosyalistim diyen, milliyetçiyim diyen, muhafazakarım diyen partiler farklı gibi görünseler bile dün yaptıkları ve yapacakları şeyler üç aşağı beş yukarı aynıdır. Halkın önündeki büyük partiler bunlardır. Çoğunu denemiş fakat ders çıkarmamış, farklı gözle bakmayı düşünmemiş, kötünün iyisini seçen bir toplumuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgür sandığımız irademizle ancak bize dayatılanı seçebiliyoruz. Dünyayı farklı algılayıp yorumlarsak dışlanıp terörist, komünist olup çıkıyoruz. Bu, toplumun kötü tanımlaması, çünkü böyle yetiştiriliyorlar. Seçenekleri sınırlı seçimleri yanlış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizler bu durumda ne yapmalıyız?&lt;br /&gt;Bugüne kadar sol hareket ne yapmıştır. Bu algılayışın dışına çıkmak için neler yapmıştır? Bugün gelinen noktada toplum içindeki bağları ne kadardır. Bunlar sürekli tartışılan konular eminim. Ama değişen dünyayı ve Türkiye’yi tam olarak algılamak ve buna göre politikalar belirleyip örgütlü bir yapılanmaya gitmek gördüğüm kadarıyla yok. Ama yinede sosyalist düşünce adına bunu umut ediyorum, bir seçenek de bizden demek için…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İdil Su &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-1119365805911983674?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/1119365805911983674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=1119365805911983674' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1119365805911983674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/1119365805911983674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_3479.html' title='Neyi nasıl seçeriz, seçimlerimizi kim belirler?'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-324665247456451239</id><published>2007-07-23T11:32:00.003+03:00</published><updated>2007-07-31T01:46:54.074+03:00</updated><title type='text'>Yoksullaştırılan insanlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:times new roman;"&gt;&lt;em&gt;Not: Bu yazı seçimlerden önce yazılmıştır. &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yıl 1995. Ödenmesi gereken vergi aslı 371 milyar TL. Ödenmesi gereken kaçakçılık cezası 1 trilyon 113 milyar TL. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Yıl 1996.&lt;br /&gt;Ödenmesi gereken vergi aslı 610 milyar TL.&lt;br /&gt;Ödenmesi gereken kaçakçılık cezası 1 trilyon 830 milyar TL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıl 1997.&lt;br /&gt;Ödenmesi gereken vergi aslı 974 milyar TL.&lt;br /&gt;Ödenmesi gereken kaçakçılık cezası 2 trilyon 923 milyar TL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yıl 1998.&lt;br /&gt;Ödenmesi gereken vergi aslı 1 trilyon 773 milyar TL.&lt;br /&gt;Ödenmesi gereken kaçakçılık cezası 5 trilyon 320 milyar TL.&lt;br /&gt;Toplam ödenmesi gereken vergi aslı 3 trilyon 728 milyar TL.&lt;br /&gt;Toplam ödenmesi gereken kaçakçılık cezası 11 trilyon 184 milyar TL.&lt;br /&gt;Aylık yüzde 7 gecikme faizi uygulaması toplamı 15 trilyon TL.&lt;br /&gt;Genel toplam 30 trilyon lira.&lt;br /&gt;Vergi affı kıyağı sayesinde Albaraka Türk ihya edildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Söyle ki!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;1995 yılı. 260 milyar TL.&lt;br /&gt;1996 yılı. 122 milyar TL.&lt;br /&gt;1997 yılı. 487 milyar TL.&lt;br /&gt;1998 yılı. 355 milyar TL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam 1 trilyon 224 milyar TL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda verdiğim rakamlar, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın yönetim kurulu üyesi olduğu Albaraka Türk'e ait. Albaraka Türk yöneticileri hakkında naylon fatura kullanımı, düzenlemesi ve hayali ihracat olayıyla ilgili davalar açılmıştı. Vergi kaçakçılığından raporları vardı. AKP Hükümeti işbaşına gelince, Kemal Unakıtan'da Maliye Bakanı olunca Vergi Affı çıkartıldı. Vergisini ödemekte zorlanan küçük esnaf için çıktığı havası estirilen af aslında Kemal abi ve Albaraka Türk gibi AKP yandaşları içindi. Vergi affı çıkmasa Albaraka Türk 30 trilyon TL. ödeme yapacaktı. Kıyak af sayesinde toplam 1 trilyon 224 milyar TL. ödeyerek kurtuldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rakamlar, Maliye Bakanlığı Uzmanlar Kurulu'nun Vergi Tekniği İnceleme Raporundan alınmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta gazeteci-yazar Nedim Şener de, "Fırsatlar Ülkesinde Bir Kemal Abi" adlı kitabında bu ve buna benzer bir çok usulsüzlüğü belgeleriyle kullanmış. Kitap herkesin arşivinde yer alması gereken türden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'nin tek başına iktidarlığıyla tanıştığımızda bir çok kişi, bu tür kayırma ve hilelere başvurulacağını bilemediği için sevinmişti.&lt;br /&gt;Yıllardır koalisyon hükümetlerince yönetilen ülkeye istikrar geleceğini düşünmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün ise yoğurttan ağzı yanan Türk toplumu 22 Temmuz'da yapılacak genel seçimden koalisyon hükümetinin çıkmasını temenni eder oldu. Siyasi partilerin tek başına iktidarlıklarının toplumsaldan çok bireysel kararlara imza atabildiğinin en korkunç örneği Albaraka Türk'tür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimler sonunda AKP iktidar olamazsa bu ve benzer örneklerden dolayı birilerinin başı ağrıyacağa benziyor. Basta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere bir çok AKP’liye yargı yolu gözükeceğe benziyor. Nitekim siyasi partilerin genel başkanları, seçim konuşmalarında yüce divandan söz etmeye başladılar bile!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kişi veya kişilere özel çıkartılan kıyak aflarla tüyü bitmemiş yetimin hakkını çalanların yargı önünde hesap verecekleri günleri görür müyüz bilemiyorum, ama bildiğim bir şey var! AKP'nin seçimlere bu ayıpla gireceğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçmenden, ortada böylesine bir kara leke dururken oy istenecek olması sandığa nasıl yansıyacak hep birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumun büyük bir çoğunluğu AKP'lilerin Atatürk'e, laikliğe, cumhuriyete saldırılarıyla meşgul... AKP'nin belirleyeceği cumhurbaşkanının laik olmamasının rejimi tehlikeye sokacağı endişeleriyle yaşıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıyı yazmaktaki amacım! istedim ki, biraz da dikkatlerin Kemal Unakıtan'ın kendisi için çıkarttırdığı kıyak vergi affı ve benzeri konuların da hatırlanması...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçim sıkıntısı belasıyla adeta yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakılan Türk toplumu yakın tarihini bile hatırlayamaz oldu. AKP Hükümeti tarafından 403 YTL. asgari ücretle çalışmak zorunda bırakılan isçi kesimi ve bakmakla yükümlü oldukları aileleri kimlerin nasıl çaldığının, haklarının kimler tarafından yenildiğinin hesabını yapacak durumda değiller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçli ve sistematik olarak Türk halkı fakirleştiriliyor. Yoksullaştırılarak ve eğitim seviyesinin kalitesi düşürülerek araştırmasının ve hesap sormasının önüne geçilmeye çalışıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünmeyen bir halk yaratılmaya çalışılıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Hükümeti'nin açlığa mahkum ettiği vatandaşlar, yine özellikle AKP'li belediyeler aracılığıyla ya da valilikler ve kaymakamlıklarca para, yiyecek, giyecek ve yakacak yardımlarıyla destekleniyorlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İşin ilginç tarafı! bu yardımları alan fakir-fukaraların Başbakan Tayyip Erdoğan'a hayır duası yapmaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Hükümeti, insanların önce eşşeğini kaybettiriyor daha sonra da bulduruyor!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu taktik, içinde bulunduğu durumu doğru tahlil edemeyen fakir-fukarayı kandırmak için sanırım yeterli olacaktır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Hükümeti tarafından düşürüldüğü durumu bile değerlendiremeyen vatandaşlar, oylarını kullanırlarken Albaraka Türk'e sağlanan vergi affı kıyağını veya Kemal Unakıtan'ın naylon faturalarla devleti dolandırdığının hesabını mı yaparlar yoksa AKP'li belediyelerce verilen bedava ekmeğin ve valilikler, kaymakamlıklarca verilen 50 YTL.'nin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP Hükümeti, 4.5 yıllık görev süresince bu girişiminde ne kadar başarılı olduğunun sonucunu 22 Temmuz seçiminde hep birlikte göreceğiz.&lt;br /&gt;Unutulmaması gereken her toplum layık olduğu yönetimleri seçer...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Arzu Yılmaz&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.esenyurthaber.com/"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;www.esenyurthaber.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/666325188272594811-324665247456451239?l=esenyurtkolektifi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/feeds/324665247456451239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=666325188272594811&amp;postID=324665247456451239' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/324665247456451239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/666325188272594811/posts/default/324665247456451239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://esenyurtkolektifi.blogspot.com/2007/07/blog-post_5145.html' title='Yoksullaştırılan insanlar'/><author><name>EsenyurtKolektifi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/03658079369843949737</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-666325188272594811.post-489584089918941343</id><published>2007-07-23T11:32:00.001+03:00</published><updated>2007-07-23T12:52:53.802+03:00</updated><title type='text'>Seçilen Milletvekilleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;ADANA (14)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dengir Mir Mehmet Fırat, Ömer Çelik, Necdet Ünüvar, Fatoş Gorkan, Vahit Kirişci, Ali Küçükaydın (&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;AKP&lt;/span&gt;),&lt;br /&gt;Nevin Gaye Erbatur, Mustafa Vural, Hulusi Güvel, Tacidar Seyhan (CHP), Recai Yıldırım, Kürşat Atılgan, Yılmaz Tankut (&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;MHP&lt;
